BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yine gam yükünün...

Yine gam yükünün...

Esnaftan birinin söylediklerine kulak misafiri oldum. "Bu ülkede değerli insanları yaşatmıyorlar.." diyordu. Bu eski bir sözdür. Ben çocukluğumdan beri bir iç çekiş ve içlenme halinde söylendiğini biliyorum.



Esnaftan birinin söylediklerine kulak misafiri oldum. "Bu ülkede değerli insanları yaşatmıyorlar.." diyordu. Bu eski bir sözdür. Ben çocukluğumdan beri bir iç çekiş ve içlenme halinde söylendiğini biliyorum. Ama ne yazık ki o insanların değeri ancak öldükleri, öldürüldükleri yani kaybedildikleri zaman anlaşılmaktadır. Bir hain saldırıda korumalarıyla birlikte şehid olan o insan güzeli Ali Gaffar Okkan'dan söz ediyorum. Yolları cennete varsın! Bu vatan onların elleri üstünde yükseliyor. Gaffar Okkan'ı anlatıyorlar şimdi: "Babamızdı, halkla kaynaşmıştı, duvarları yıkmıştı, can insandı. Yüreği vatan sevgisiyle dolu, gözüpek bir babayiğitti" ve seçilmişliğini yansıtan daha birçok vasıf sıralanıyor. Anlatıyor, övüyor, alkışlıyorlar. Bir süre sonra sancıları, sızıları dinmese de hafifleyecek... Onun adı sokaklara, sınıflara, okullara, sahalara verilecek ama kimse o Gaffar Okkan'ı ve yanındaki yiğitleri geri getiremeyecek. Acı olan bu. Kırkdokuz yaş... İki evlat, yaşlı anne baba... Ya ötekiler? Daha dün ana baba kanadı altındaydı... Türkiye'de insanların taşıdıkları can sudan ucuz yazık ki... İşte Anadolu'nun bağrından böyle insanlar doğuyor. Hendek'te mütevazı, pembeye boyalı ev... Bu seçilmiş evlat, o evde yetişti; oralarda çelik çomak oynadı, oralarda besledi umutlarını, oralarda sevdi yurdunu, bayrağını ve o anne, o baba, "Oğlumuz yüksek okullarda okuyor, oğlumuz, ülkenin sorumluluklarını yüklendi, oğlumuz halkın gözbebeği oldu..." diye ne sevinçler, ne heyecanlar yaşadılar... Şimdi o gül pembesi ev, yasa bürünmüş; şimdi içindeki acıyı sokaklara ve oradan bütün bir ülkeye taşırmış.. Hiç akla gelmemiş bir gün böylesi bir kara haber... Gelse de ittirivermişler zihinlerinden... "Dağa taşa..." demişler... Diyarbakır'a baktım nasıl da değişmiş... Şehir baştan başa ağlıyor, yanıyor bu yiğit adama... Bu gönül ehli, bu yurt sevdalısı insana... Bütün hepimizin durup bakakaldığı şey, Diyarbakır'ın değişen çehresi... Ben on yıl önce görmüştüm Diyarbakır'ı... O zamanki Diyarbakır böyle miydi? Gazetenin bürosuna şöyle bir uğrayıp oradan bir dizi yazı için Siirt'e yollanmıştık. Yolların kesildiği, tutulduğu, PKK'nın ortalığı kana boyadığı azgın devriydi. Oysa Ali Gaffar Okkan ve beş yiğidi için yüründüğünde, insan yüzlerinde insanlığı gördüm, sevgiyi gördüm, iç acılarının resmini gördüm. Derlenip toparlanmışlar, onlar için dükkânını kapatıyor, onlar için yürüyor, onlar için haykırıyorlardı. Gelincik dalgalanışları halinde bayraklar tutuyor, şehitleri selâmlıyorlardı. Sevgi de öğretilirmiş işte.. Gaffar Okkan bunu yapmış belli ki... Sevgiyi işlemiş yüreklere, halkın gözbebeklerine. Bu vatan toprağına en güzel, en bitimsiz armağanı bırakmış. Şimdi bundan böyle onun yerine yine sevgi dolu bir halk insanı gelmeli ki yürekler bir tutam avuntu bulsun... Ali Gaffar Okkan unutulmasa da... Onun hatırası üstüne yeni bir sevgi eklensin... Aziz şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Geride kalanlar bütün bir millettir. Başımız sağolsun...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108153
    % -0.82
  • 3.8325
    % -0.13
  • 4.5073
    % 0.05
  • 5.1169
    % -0.13
  • 153.903
    % 0.01
 
 
 
 
 
KAPAT