BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İç sıkıntısı

İç sıkıntısı

İçim sıkılıyor. Hafta sonunda kar beklenmesinden tutun mecliste yaşanmış olan katliama kadar her şey içimi sıkıyor. İnsanların vefasızlığı, zeminin kayganlığı, güvensizlik sendromu gibi birçok kalemi alt alta eklediğinizde içim sıkılmakta haklı görünüyor.



İçim sıkılıyor. Hafta sonunda kar beklenmesinden tutun mecliste yaşanmış olan katliama kadar her şey içimi sıkıyor. İnsanların vefasızlığı, zeminin kayganlığı, güvensizlik sendromu gibi birçok kalemi alt alta eklediğinizde içim sıkılmakta haklı görünüyor. Tutarsız bir millet olduk. Bir günümüz bir günümüze uymuyor. Bir yandan parasızlıktan bahsediyoruz diğer yandan alışveriş merkezleri dolup taşıyor. Yaklaşan bayram tatili sebebiyle gazeteler tur ilanlarını sığdırabilmek için sayfa sayılarını arttırdılar. Bir gün bezgin, bir gün mutlu, bir başka gün sinirli oluyoruz. İşe iyi tarafından bakıp bu duruma kısaca “hayat” diyoruz. Ama huzur için elzem olan istikrar bizden çok uzaklarda. İstikrar için gerekli olan disipline tahammül edemiyoruz çünkü. Sayısız detay sizin anlayacağınız. Geçen gün gözüm TRT’nin 33. kuruluş yıldönümü özel programına takıldı. Hoş bir programdı doğrusu. Hoşluğu, TRT’nin o muhteşem arşivi sayesinde bizlere geçmişimizi hatırlatmasından kaynaklanıyordu. Yoksa durmadan kurumu ve kendilerini metheden sunuş görevlilerinden değil. Ekran karşısında televizyonun o siyah beyaz günlerini yad ettik. Belki renksiz ama karizmatik o müthiş yeniliğe nasıl da bağlanmıştık. Son derecede basit dekorların önünde denetimden zar zor geçirdikleri şarkıları söyleyen ve bir gecede şöhrete ulaşan sanatçılar vardı o zamanlar. Sevimli Hayalet vardı. Pazar gündüz yayınları, kendisini kasmaktan kurtulamayan sunucular, dili sürçtüğünde maaşından kesinti yapılan haber spikerleri vardı. Sanat dünyasında bir imparatorluktu TRT. Şimdi ne kadar o eski şaşaalı günlere dönmeye çalışsalar da mümkün değil. O ağırlık ve genişlikle, üstelik o sorumlulukla zor. Ama kurumun, kimsenin yanına yaklaşamayacağı bir asaleti var. Bu ayrıcalık hep oraya ait olacak. İzlerken çocukluğuma döndüm. Rahmetli Cenk Koray’ı nasıl hayran hayran izlediğimi, Fecri Ebcioğlu’na duyduğum sempatiyi, pazar günleri yayınlanan Genç Kayakçı isimli dizide oynayan yakışıklı aktörü, Tatlı Cadı’yı hatırladım. Yılbaşı geceleri erken saatlerde yayınlanan çocuk bölümlerini hiç sevmediğimi, saat sekiz “ajans”ının kasvetli ciddiyetini, sınırlı saatlere sığdırılan yayın akışlarını düşündüm. Yayın bittiğinde ekrana gelen saati düşündüm. İstiklal Marşı’nı duymadan kimse kapatmazdı televizyonunu. İlla ki o asker izlenecek! Yeniliğe karşı duyulan o ilgi ne kadar muhteşemdi. Şimdi hiçbir şey bize o eski tadı vermiyor. Alıştık çünkü. Bu alışmışlığımız bizi başka heyecanlar aramaya yöneltiyor. Bitmek bilmeyen bir koşturmanın içinde sürüklenişimiz bu yüzden. Artık hiçbir şey yetmiyor. Sonra da içimiz sıkılıyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110248
    % 0.84
  • 3.8277
    % -0.93
  • 4.5278
    % -0.49
  • 5.1355
    % -0.16
  • 155.463
    % -0.28
 
 
 
 
 
KAPAT