BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Aşk dediğiniz

Aşk dediğiniz

Bu sabah çalışma odama girdiğimde masamın üzerinde beni bekleyen faksların her zamankinden daha fazla olduğunu gördüm. Biliyorum, bu aşk kelimesinden kaynaklanıyor. Ne kadar acı çektirse de ne kadar üzse de bizi yine de vazgeçemiyoruz ondan.



Bu sabah çalışma odama girdiğimde masamın üzerinde beni bekleyen faksların her zamankinden daha fazla olduğunu gördüm. Biliyorum, bu aşk kelimesinden kaynaklanıyor. Ne kadar acı çektirse de ne kadar üzse de bizi yine de vazgeçemiyoruz ondan. Tek şikayetçi ben değilim. Kiminle konuşsam aşkın yan etkilerine geliyor söz. Bu güne dek hiç kimsenin masallardaki aşklara benzeyen bir şeyler yaşadığını ve bunun hiç bozulmadığını, ilk günki gibi devam ettiğini, en ufak bir engel ya da sorun olmadığını, aşkın kendisini mutlu ettiğini söylediğini duymadım. Bu saydıklarımdan bir ya da bir kaçı mutlaka insanların başına geliyor. Demek ki aşık olmak eşittir risk almak formülünü kurabiliriz. Büyük iş adamları her zaman risk almanın başarılı olmak için şart olduğunu söyler. Ama bu söz para için söylenir, duygular ve evlilikler için değil. Dikkat edin, bütün ülkenin tanıdığı çok zengin ve başarılı iş adamlarının hiçbirisi boşanmaz. Dışarıdan bakıldığında çok mutlu yürüyen evliliklerine takılır gözler. Ama o evlerin içinde ne yaşandığını bilemezsiniz. Bir kısmı hakikaten sevgiye ve saygıya dayalı aile hayatlarını sürdürüyor olsa bile mutlaka aralarında mutlu olmayanlar da vardır. Bu insanlar dengeyi ve görüntüyü zedelememek için boşanmayı akıllarına bile getirmezler. Yani paralarını riske ederken standartlarını asla belli etmezler. Peki aşk dediğimiz nedir? Bazen onu çok şık bir tabakta, gümüş çatal bıçaklarla servis edilen lezzetli bir pastanın kremasına benzetirim. Pastanın kendisi de çok güzeldir ama ilk bakışta insanı fetheden kremanın o inanılmaz görüntüsüdür. Hele de üzerinde rengarenk süsler varsa daha iştah kabartıcı olur. Bir an önce tadına bakmak için dayanılmaz bir arzu duyarsınız. Keyifle ilk lokmayı alırsınız. Sanki ağzınızın içinde erir gider. O ilk lokmayı ikincisi ve üçüncüsü takip eder. Derken tabağınızdaki görüntü bozulmaya başlar. Ne de olsa didiklenmiş bir pastadır artık gözünüzün önündeki. İçindekiler dışarı çıkmış, sırlar ortaya dökülmüştür. Kremanın şekli bozulmuş, etrafa dağılmıştır. Zaten siz de ilk açlığınızı gidermişsinizdir. Hatta hafif bir pişmanlık duyarsınız. Pastanın fazla kalorili olduğu ve belki de midenizde ağırlık yapabileceği ihtimalleri gelir aklınıza. "Keşke"ler başlar. "Yemeseydim de olurdu"lar takip eder. Sonra büyük ihtimalle garsonu çağırır, tersleyen bir el hareketiyle tabağı kaldırmasını işaret edersiniz. Sanki pastayı yemeniz garsonun suçuymuş gibi. Ondan sonra normal günlük besinlerinize dönersiniz. Arada sırada karnınız çok açken aklınıza gelir yediğiniz pasta. Bazen bir ah çekersiniz. Ama bir daha denemezsiniz. Benim benzetmem bu. Hiç kimse günün her öğünü pasta yiyemez. Zaten yese pastanın özelliği kalmaz. Onun yerine evinde pişen yemeklerden keyif almayı dener. Diyeceksiniz ki herkes evinin dışında mı pasta yer? Bilmem? Pasta bana biraz sıra dışı bir lezzet gibi görünür. Pek evde pişen bir tatlı değildir. Evde olsa olsa kek pişer. O da aynı şey değil tabii. Pasta aslında yasaktır. Ya da az bulunandır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109126
    % -0.49
  • 3.8613
    % -0.76
  • 4.553
    % -0.66
  • 5.1865
    % -0.64
  • 156.099
    % -0.33
 
 
 
 
 
KAPAT