BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yazık!

Yazık!

Edebiyattan söz edeyim diyorum, gündemdeki çarpıcı olaylar bırakmıyor.



Edebiyattan söz edeyim diyorum, gündemdeki çarpıcı olaylar bırakmıyor. Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır ilimiz acıların acısını yaşamış, Emniyet Müdürü, halk kahramanı Ali Gaffar Okkan'la beş görevlisi şehid edilmiş, ülkemiz yasa boğulmuştu. Ardından DYP Şanlıurfa milletvekili Mehmet Fevzi Şıhanlıoğlu'nun Meclisteki o esef verici olay sonucu kaybıyla ülke yine derinden sarsıldı, yine değerli bir evladını toprağa verdi. Merhum Şıhanlıoğlu'na Allah'tan rahmet, ailesine, Urfalılara ve ülkemize baş sağlığı diliyorum. Böylesi üzüntüleri yaşadıkça insanın politikadan nefret edesi geliyor. Aslında politika fazlaca duyarlı ve idealleri olan insanlara göre değil, belki uzaktan cezbedici ama politikanın acımasız ve kırıcı yanları var. İdealleriniz, gerçekleşmesini istediğiniz güzellikler o çark içerisinde yitip gidebilir... Daha da ileriye giderek işte böyle sayfalardan, yüreklerden silinmez acılara sebep olabilir. Ama şunu da göz ardı edemeyiz, Şıhanlıoğlu gibi seçkin bir insanın, sevilen sayılan, Urfa'da sembolleşmiş bir insanın vefatına sebep olan olay politika değil, kaba gücü yiğitlik biçiminde değerlendiren zihniyettir. Dünya üstünde şunun şurasında soykırım iddiaları, Ermeni tasarısının kabulü taptaze dururken biz burada neler yapıyoruz? Dövüşüyoruz. Dünya ne der bize, hiç düşünmüyoruz. Bir milletvekili, bir aile babası kavga sonucu kalp krizi geçirip vefat ediyor. Bu yabancı saldırılara, bizi küçük düşürme, bize hesap sorma planlarına karşılık birleşeceğimiz, kenetleneceğimiz yerde, yüzümüzü yere eğdirecek bir hadise yaşanıyor. Kaba gücün, şiddetin hikmeti nedir ki sıkışan ona başvuruyor... Bu ilkel metot, bu çağda, bu asırda, üstelik Yüce Meclis dediğimiz ve kutsallaştırdığımız bir mekanda ne arıyor? Yazıklar olsun! Şimdi vatandaş, "Biz bu oyları orada fikrinizi yumrukla değil, sözle savunun diye vermedik mi?" diye haykırıyor. Böylesine müessif bir olaya zemin ve sebep olanlar halkın temsilcisi sayılabilirler mi? Meclise girenler milletin temsilcisi olduklarını yani bir emanet devraldıklarını unutmamalıydılar. Ama olanlar oldu. Kaba güç, söze bilgiye gücü yetmeyenlerin başvuracağı bir yöntemdir ve aynı zamanda bu davranış biçimi bir parti anlayışı olmanın ötesinde psikolojik bir hadisedir. Uyum bozukluğudur, fanatizmdir, megalomani kaynaklıdır. Korkulacak yanı da böylesi kişilik bozukluklarının parti tavırlarına, parti felsefelerine yansımasıdır. Ama işe bakın ki sinema filmlerinin çoğunda yumruklar konuşur ve baş oyuncu böyle yapmazsa esas çocuk sayılmaz. Filmler bir bakıma özendirir toplumu, dayağın yumruğun erkeğe yaraşır şeyler olduğunu savunur. Bu tür olayları "Durun, yapmayın!" çağrılarının ötesinde engelleyecek, frenleyecek tedbirlere gereklilik var. Küfür, yumruk, silah ve insanları "ölümüne" tartaklamak, yürekleri zedelemek demokrasinin gereği olamaz. Filmlere, romanlara konu olacak bu ölümün benzerleri bir daha yaşanmaz inşallah...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT