KYK 3. ek yerleştirme sonuçları ne zaman açıklanacak merak konusu. 2015 KYK yerleştirme sonuçları için tıkla. (KYK SONUÇ SORGULA). KYK burs ve kredi sonuçları sorgulamalarını da e-devlet üzerinden yapacak. KYK kredi ve burs sonuçları sorgulama Daha evvel öğrenciler pek çok işlemi e-devlet üzerinden yapabiliyorken, bundan sonra KYK burs ve kredi sonuçları sorgulamalarını da e-devlet üzerinden yapacak.

Merakla beklenen KYK sonuçları açıklandı. 2. yedek sonuçların açıklanmasının ardından 3. yedek KYK yurt sonuçları da erişime açıldı. Heyecanla beklenen 3. yedek KYK yurt sonuçlarınızı haberimizden veya Yurtkur'dan öğrenebilirsiniz. Twitter'dan yapılan açıklamada sonuçların bayramdan sonra açılacağı duyurulmuştu ve bugün açıklandı. KYK 3. ek yerleştirme sonuçlarını öğrenmek için haberimizdeki linke tıklayınız. 

KYK 3. YURT YEDEK SONUÇLARI İÇİN TIKLA 

E-DEVLET KYK YERLEŞTİRME SONUÇLARI 

KYK SONUÇ SORGULA 

Üniversiteyi kazanan öğrencileri yurt kayıtları başladı. Asıl yerleştirme ve ardından yapılan 1. ve 2. ek yerleştirmede de yerleşemeyen öğrenciler şanslarını 3. ek yerleştirme başvurusu yaptı. Üniversite öğrencilerinin merakla bekledikleri 3. ek yerleştirme KYK yurt başvuru sonuçlarının açıklanacağı tarih belli oldu! Peki, KYK yurt 3. ek yerleştirme sonuçları ne zaman açıklanacak?

Konu ile Kredi ve Yurtlar Kurumu resmi Twitter hesabı üzerinden konuyla ilgili bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamaya göre sonuçların bayramdan sonra açıklanacağı duyuruldu. KYK'nın Twitter açıklaması şöyle; "Sevgili Gençler, Yurt Yerleştirme 3.Yedek Sonuçları Kurban Bayramından sonra açıklanacaktır." KYK kredi ve burs sonuçları sorgulama sayfası ve Yüksek Öğrenim Kredi Yurtlar Kurumu için e-devlet üzerinde gerçekleştirilebilecek işlemler için tıklayın.

E-devlet'te yer alan açıklama şu şekilde;

Yükseköğrenim öğrencilerinin barınma, beslenme, kredi-burs hizmetleriyle öğrenimlerine; sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerle kişisel gelişmelerine katkıda bulunan Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu, başlangıçta Millî Eğitim Bakanlığının denetiminde iken, bu kontrol 06 Şubat 1970 tarihli Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi gereğince Gençlik ve Spor Bakanlığına devredilmiş, daha sonra 13.12.1983 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 179 sayılı KHK?nin 52/b maddesi ile Millî Eğitim Bakanlığının bağlı kuruluşu, 04.05.2009 tarih ve 27218 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanının onayı ile Başbakanlığa bağlı müessese haline getirilmiş, 10.12.2010 tarih ve 27781 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6082 sayılı Kanun ile Başbakanlığa bağlanmış, bilahare 08.07.2011 tarihli ve 27988 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi gereğince de Gençlik ve Spor Bakanlığı ile ilgilendirilmiştir.

İzmir'de, 126 ülkeden gelen üniversite öğrencisi Kurban Bayramı dolayısıyla Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığınca verilen yemekte buluştu. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) İzmir Bölge Müdürlüğü ve İzmir Uluslararası Misafir Öğrenci Derneği tarafından, KYK İnciraltı Atatürk Öğrenci Yurdunda gerçekleştirilen etkinlik Somalili Hayri Hüseyin'in Kuran-ı Kerim tilavetiyle başladı.Programda konuşan, YTB İzmir Bölge Başkanı Fırat Yaldız, bayramların insanları yakınlaştırdığını söyledi.

İzmir'de 126 farklı ülkeden bin 500 öğrencinin üniversitede okuduğunu belirten Yaldız, "Bu yıl 295 yeni öğrencimiz yüksek öğrenim için İzmir'e geldi. Kurban Bayramı'ndaki yakınlaşmayı bu salonda sizlerle yaşıyoruz. Bu salonda aslında biz küçük bir dünyayız, içimizde Müslüman, Hristiyan, Budist kardeşlerimiz var. Dolayısıyla her dine her inanca saygılı ve hoşgörülü olan sizlere kendi kültürümüzü, geleneğimizi ve bayramlaşma adetlerimizi tanıtmak için buradayız" dedi KYK İzmir Bölge Müdürü Yakup Karaca da her bayramda yurt dışından gelen öğrencilerle buluşmak istediklerini belirtti.

Bayramların dışında da öğrencilerle sık sık bir arada olduklarını aktaran Karaca, "Ülkelerine gidemeyen öğrencilerimiz var, onlarla bayramlaşmak, onların yanında olmak güzel bir duygu. Kendi vatandaşlarımız olan öğrencilerle onları hiç ayırmıyoruz bu nedenle onlara yabancı öğrenci değil, yurt dışı öğrencimiz diyoruz" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından hayırsever vatandaşların bağışladığı kurban etlerinden yapılan yemek öğrencilere ikram edildi.

E-DEVLET'TEN ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE MÜJDE 

Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) Genel Müdürlüğü'ne bağlı yurtlara başvuruda bulunmuş ve kayda hak kazanmış öğrenciler, yurt kayıtlarını artık e-devlet kapısı üzerinden yapabilecek. 

Her geçen gün gelişen e-devlet'e yeni bir hizmet daha eklendi. KYK kayıt işlemleri artık e-devlet üzerinden yapılabilecek. Böylece öğrenciler, daha önce üniversitelerinin bulunduğu şehre bizzat giderek tamamlayabildikleri yurt kayıt işlemlerini artık e-devlet kapısı üzerinden verilmeye başlanan "Yurt Kayıt İşlemleri Hizmeti" ile elektronik ortamda gerçekleştirebilecek. Üniversite sınavına girerek ilk defa bir yükseköğretim programına girmeye hak kazanan hazırlık ve birinci sınıf öğrencileri ile ara sınıf öğrencileri yurt kayıtlarını e-devlet kapısı üzerinden yapabilecekler. 

İlk etapta 166 bin civarında öğrencinin hizmetten yararlanması ve üniversitelerin açılış tarihlerine kadar ilk yerleştirmelerin tamamlanması bekleniyor. İlk yerleştirmelerin ardından boş kontenjan yerleştirmeleri, özel yetenek sınavı sonuçlarına göre ek yerleştirme gibi ihtiyaçlara uygun olarak yıl sonuna kadar yeni hizmetin tekrarlı olarak kullanılması da planlanıyor. 

"Yurt Kayıt İşlemleri Hizmeti" ile öncelikle yurda asil olarak kayıt hakkı kazanmış öğrenciler yararlanabilecek. Bu kayıtların tamamlanması ve yurtlarda açık kontenjan bulunması durumunda yedek durumdaki öğrenciler kalan kontenjanlar için yurt kaydını yine e-Devlet Kapısı üzerinden yapabilecek. Ayrıca, yurtların kayıt tarihleri farklılık gösterebileceğinden Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü'nün internet sitesindeki duyurular bölümünün öğrenciler tarafından takip edilmesinin faydalı olacağı bildirildi. 

Eğitim Bir-Sen Genel Başkan Vekili Latif Selvi, 2015-2016 eğitim-öğretim yılına ilişkin, “Toplu sözleşme kazanımlarının pozitif etkisiyle başlayan bu yılın Milli Eğitim Bakanlığı'nda geleceğe ilişkin sorumlulukların konuşulduğu; şura kararlarının uygulandığı, müfredatın öze dönüşe imkan ve fırsat verdiği bir eğitim-öğretim yılı olmasını diliyoruz" dedi. 

Eğitim Bir-Sen Genel Başkan Vekili Latif Selvi, 2015-2016 eğitim-öğretim yılının açılmasıyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, “Eğitim-öğretim, varlığın her anı, her alanıyla doğrudan ilişkili olması niteliğiyle, sürekli yenilenen, yenileyen, dinamik ve sürekli bir faaliyettir. Eğitim bilgilenmektir, beceri edinmektir. Ama formel olarak da disiplinli bir program içinde teorik ve pratik kavrayışların toplamını edinme çabasıdır. Tüm eğitim-öğretim faaliyetlerinin kültür köklerine bağlı kalarak planlanması, bilgi çağının icaplarını ihmal etmeden geleceğe yönelme çabası bizi toplum olarak daha donanımlı, yetenekli ve güçlü kılacaktır. Bu da ancak zamanın değişen dinamiklerini, ilgi ve bilgi çeşitlerini, alanlarını, tarz ve yöntemlerini dikkatle izlemekle mümkündür. Var kalabilmek için bile hayatın ve insanın sürekli yenilenmesi mecburiyeti, statik değil dinamik, değişime ve değişkenlere hazırlıklı, esnek, canlı bir eğitim modelini kaçınılmaz kılmaktadır. Eğitimin asıl amacı, değişimi ve değişimle birlikte gelişen olgu ve kavramları zamanında anlamlandırmak, buna uygun davranışları sergileyebilmektir” ifadelerini kullandı. 

Okulu, öğretmen kadroları, öğrencisi, müfredatıyla bütün unsurlarının nitelikli olduğu bir eğitim sistemiyle ancak başarıya ulaşıldığını kaydeden Selvi, şunları kaydetti: 

“Eğitim Bir-Sen, kurulduğundan bugüne kadar bu hassasiyetleri gözeten arayışlar içinde olmuştur. Eğitimin tüm sorun ve sıkıntılarını bire bir yaşayan bir camia olarak meseleleri tartıştık, çözüm yolları ürettik, çözüm arayışlarına katkı verdik. Başta eğitimin toplumu değiştirme ve dönüştürmede güçlü, köklü etkisi olmak üzere, meselenin hayati öneminin bilincinde olarak, önerilerimizi, yönetim kademeleri ve kamuoyuyla paylaştık, paylaşmaya da devam edeceğiz. 2015 yılı Ağustos ayı, 3. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerine sahne olmuş; toplu sözleşmenin ilk gününde eğitim çalışanları iki müjde almıştır. Eşi özel sektörde çalışanlar için konulan 3 yıl sigortalılık şartı; teklifimiz ve ısrarımız üzerine Milli eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı'nın da çerçeve yönetmelik değişmeden inisiyatif kullanmasıyla ilk gün masada çözülmüştür. Birçok eğitim çalışanını huzursuz veya mağdur eden bu konunun çözüme kavuşmasında eğitimcilerden yana tavır koyan, yönetmeliğin düzenlenmesini beklemeden atama kılavuzunda konuyu çözüme taşıyan Sayın Bakan Nabi Avcı'ya bu konuda gösterdiği hassasiyet için eğitim çalışanları adına teşekkür ediyoruz. Bu yıl atanan yeni öğretmenlerimizi de kapsayarak yaklaşık 400 bin kamu çalışanına bir derece verilmesi de birilerinin provokasyon arayışlarının içinde olduğu ilk gün, Eğitim-Bir-Sen'in masada provokasyona müsaade etmeyen stratejik mücadelesi ve kararlı duruşu neticesinde provokasyoncuların değil çalışanların kazandığı gün olmuştur. Toplu sözleşme süreci baştan sona, hayır denilerek hep birlikte ayağa kalkılması gereken yerde “hayır', kazanım elde edilen yerde 'evet' denilerek, makul teklif, kararlı mücadele yöntemiyle herkesin kazandığı bir sürece dönüştürülmüştür. Neticesinde nöbet görevi için ücret ödenmesi, sınav görevlerinde ücret adaletsizliklerinin giderilmesi, hafta sonu kurslarında görevli memur ve hizmetlilere fazla mesai ücreti ödenmesi, YURTKUR ve üniversite yurtlarında çalışanlara fazla çalışma ücretinin yüzde 100 artırımlı ödenmesi, KYK sözleşmeli personeline de artırımlı fazla çalışma ücreti ödenmesi, Cuma namazı saatinde öğle tatili konusunda düzenleme yapılması kararı gibi eğitim çalışanları açısından önemli kazanımlar elde edilerek kronikleşen bazı sorunlar çözüme kavuşturulmuştur. Bu sorunların tartışıldığı komisyon toplantılarında Kamu İşveren Heyeti Karşısında çözüm odaklı yaklaşımları dolayısıyla, Milli eğitim Bakanlığı bürokratlarına, KYK ve YÖK temsilcilerine eğitim çalışanları adına teşekkür ederiz.” 

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI'NA ÇAĞRI 

“Toplu sözleşme kazanımlarıyla birçok problemin kökten çözüldüğü yapıcı iklimin devamında eğitimin kalitesini artırmak, eğitim çalışanlarının daha verimli çalışmalarını sağlamak adına paydaşlarla müzakere edilerek yeni adımlar atılmalıdır” ifadesini kullanan Selvi, “Daha önce Kurum İdari Kurul'unda (KİK) imza altına alınan kararlar bir an önce uygulamaya konulmalıdır. Öğretmenlerin kariyer basamaklarına ilişkin yaşadıkları belirsizliğin ortadan kaldırılması, ek ders esaslarındaki adaletsizliklerin son bulacağı bir düzenlemenin yapılması, öğretmen açığının derhal kapatılması, eğitim çalışanlarının atama ve yer değiştirme süreçlerinde yaşadıkları problemlerin giderilmesi, yönetici görevlendirme süreçlerinde mahkeme kararlarının doğurduğu sorunların nihayete erdirilmesi, yükseköğrenim öğrencilerinin barınma ihtiyaçlarının karşılanması açısından 2015-2016 eğitim öğretim yılı içerisinde gerekli adımların atılması için Milli Eğitim Bakanlığı'na bazı önemli başlıklar altında çağrıda bulunuyoruz” dedi. 

Selvi, açıklamasına şöyle devam etti: 

“1739 sayılı Temel Eğitim Kanunu'nda yer alan, 'Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır' ibaresi değiştirilmeli, karma eğitim dayatması yerine, demokratik, veliye ve öğrenciye seçme hakkı tanıyan bir düzenleme yapılmalıdır. 37 bin öğretmen ataması henüz gerçekleştirilmiş olmasına rağmen öğretmen ihtiyacı dikkate alındığında bunun yeterli olmayacağı açıktır. Eğitim sistemindeki reformları kalıcı kılacak olan, okullarda boş ders kalmaması ve sınıflarda sadece kadrolu öğretmenlerin olmasıdır. İmkânlar zorlanarak, öğretmen açığı tamamen kapatılmalıdır. 19. Milli Eğitim Şûrası'nda; alkollü içki ve kokteyl hazırlama dersinin kaldırılması, ilkokul 1, 2. ve 3. sınıflara da din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin konulması, ortaokulda hafızlık eğitimi alacak öğrenciler için ara verme süresinin 1 yıldan 2 yıla çıkarılması ve ara verilen sürelerde öğrencilere dışarıdan sınav hakkı verilmesi, değerler eğitimine öğretim programlarında etkin bir şekilde sarmallık anlayışla yer verilmesi, Osmanlı Türkçesinin Anadolu İmam Hatip Liseleri ve Sosyal Bilimler Liselerinde zorunlu, diğerler liselerde ise seçmeli ders olarak okutulması, ortaokullarda 5, 6 ve 7. sınıflarda birer saat rehberlik dersinin konulması gibi önemli kararlar alınmıştır. Bu kararlar başta olmak üzere Şûrada alınan tüm kararlar bir an evvel uygulanmalıdır.” 

“4+4+4 EĞİTİM SİSTEMİYLE İSTENEN SONUÇLARIN ELDE EDİLEBİLMESİ, İNSANIMIZIN SAHİP OLDUĞU AHLAKİ VE TOPLUMSAL DEĞERLERİN, MÜFREDATIN YENİDEN BELİRLENMESİ NOKTASINDA ÖNCELİKLE GÖZ ÖNÜNE ALINMASI ELZEMDİR” 

“4+4+4 eğitim sistemiyle istenen sonuçların elde edilebilmesi, insanımızın sahip olduğu ahlaki ve toplumsal değerlerin, müfredatın yeniden belirlenmesi noktasında öncelikle göz önüne alınması elzemdir” diyen Selvi, “İnsan davranışlarını belirleme ve insan karakterini şekillendirme noktasında oynadığı çok önemli rol nedeniyle toplumun sahip olduğu değerlerin yeni nesle aktarılması, belirli bir düzen, iç tutarlılık ve bir sistem dâhilinde verilmesi gerekmektedir. Öğrencilerimizin, öz güvene sahip, dürüst ve güvenilir, sorgulayıcı ve eleştirel düşünce yetenekleri gelişmiş, inisiyatif alabilen, rekabetçi, girişken ve iş birliğine açık, içinde yaşadığı toplumun sorunlarına duyarlı, toplumsal değerlerinin farkına varan ve buna sahip çıkan, doğal varlıklara ve çevreye karşı duyarlı, toplumsal ve kültürel çeşitliliğe saygılı, en az iki dil yeterliliğine sahip insanlar olarak yetiştirilmesi yeni müfredatın temel felsefesi olmalıdır. Toplu sözleşme kazanımları içerisinde inanç ve vicdan hürriyeti kapsamında kamu çalışanlarına ibadetlerini daha rahat yapabilmeleri için imkân sağlayacak bu düzenleme Milli Eğitim Bakanlığı'nın konunun önemine binaen göstereceği hassasiyetle ocak ayı beklenmeden çözülmelidir. Sayın Bakan Nabi Avcı'nın 3 yıl sigortalılık şartında gösterdiği özveriyi bu konuda da göstererek eğitim çalışanlarının okulların açılmasıyla birlikte rahatça Cuma namazını kılabilmelerini sağlayacak bir adım atmasını bekliyoruz. 2004 yılında kariyer basamaklarında yapılan yasal düzenleme, hedeflenen sonucu vermemiştir. Özellikle Anayasa Mahkemesi'nin verdiği iptal kararının gereğinin yapılmaması, kariyer basamakları uygulamasındaki belirsizliği devam ettirmektedir. Tezli yüksek lisans yapanların açtıkları on binlerce dava yerel mahkemelerde öğretmenlerin lehine sonuçlanmış, daha sonra ise Danıştay kararıyla öğretmenlerin aleyhine olacak şekilde reddedilmiştir. Yüz binlerce öğretmen mağdur durumdadır. Bu sorun, daha fazla zaman kaybedilmeden çözülmeli, çözümsüzlük çözüm olmamalıdır” ifadelerini kullandı. 

“MERKEZİ BÜTÇEDEN, ÖĞRENCİ BAŞINA ÖDENEK UYGULAMASINA GEÇİLMELİ, OKULLARDA TAHSİLDARLIK DÖNEMİ SONA ERDİRİLEREK OKULLARA BÜTÇE VERİLMELİDİR” 

2006 yılında köklü bir değişikliğe uğrayan ek ders esaslarının, dokuz yıla yakın bir süredir uygulandığını ve değiştiği günden beri bazı adaletsizliklerin devam ettiğini bildiren Selvi, “Sendika olarak hazırlayıp bakanlığa sunduğumuz taslak dikkate alınmalı, gerekli mevzuat değişiklikleri bir an önce yapılmalıdır. Öğretmenlerin branşlarına göre ek ders ücretlerindeki adaletsizlik, okul türlerine göre yöneticilere verilen ve izahı mümkün olmayan ek ders ücreti farklılıkları çözüme kavuşturulmalıdır. Yönetici görevlendirme yönetmeliğine açılan dava sonrası Danıştay'ın vermiş olduğu yürütmenin durdurulması kararı ile bazı mahkemelerin yönetici adayı değerlendirme ve görevlendirme süreçlerinde vermiş oldukları kararlar neticesi, yönetici görevlendirme uygulaması somut sonuçları görülüp nesnel ve objektif bir değerlendirme yapılamadan akamete uğratılmıştır. Bu kapsamda mahkeme kararları da dikkate alınmak suretiyle yönetici görevlendirme yönetmeliği yeniden ele alınmalıdır. Bu doğrultuda, genel yetkili sendika Eğitim-Bir-Sen'in de görüşünün alınması, hem yönetmeliğin eğitimciler arasında benimsenmesini, sahiplenilmesini sağlayacak hem de hukuken sağlam bir metin ortaya çıkarılmış olacaktır. Okullara bütçe verilmemesi nedeniyle yaşanan problemlere köklü çözüm getirilmelidir. Okul yöneticilerinin eğitim liderliği yapmalarının önündeki en büyük engel olan okulların bütçe sorunu; öğretmeni, yöneticiyi ve veliyi karşı karşıya getirmekte, bundan en fazla zararı yine okul yönetimleri görmektedir. Merkezi bütçeden, öğrenci başına ödenek uygulamasına geçilmeli, okullarda tahsildarlık dönemi sona erdirilerek okullara bütçe verilmelidir. Eğitim-Bir-Sen olarak, eğitim çalışanlarının emeğinin hamisi, insanımızın manevi değerlerinin hizmetçisi, dünya mazlumlarının yardımcısı hüviyetimizle; çözüm odaklı yaklaşımımız, mücadeleci, kültürel-akademik sendikacılığımızla yeni eğitim-öğretim yılında da eğitim adına, ülkemiz adına yeni şeyler söylemeye devam edeceğiz. Yeni eğitim-öğretim yılı eğitim çalışanlarına, öğrencilerimize ve milletimize hayırlı olsun” dedi. 

##tgvideo##