Özel Kastamonu Anadolu Hastaneleri Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Saliha Bakır Özbey, “KKKA çoğunlukla hayvanlardan insanlara bulaşan viral bir hastalıktır. Kenenin yoğun olarak bulunduğu yerler özellikle hayvancılığın yapıldığı orman kenarı, parçalı arazi yapısına sahip çalı ve çırpılı alanlar ile otların bulunduğu yerlerdir. Ülkemizde ilk kez 2002 yılında Tokat yöresinde görülen ve 2003 yılında tanımlanan hastalık, ağırlıklı olarak İç Anadolu Bölgesi'nin kuzeyi, Karadeniz Bölgesi'nin güneyi ve Doğu Anadolu Bölgesi'nin kuzeyinde görüldü. Daha sonraki yıllarda ülkenin her bölgesinden vakalar bildirilmeye başlanmış olup, Kastamonu ve çevresinde de birçok vaka saptanmış ve yapılan tedaviye rağmen hayatını kaybedenler olmuştur. KKKA her yıl Nisan-Ekim ayları arasında görülmekte ve Haziran-Temmuz aylarında pik yapmaktadır. Yabani kemirici hayvanlar, kuşlar ve keneler hastalığın doğadaki saklayıcısı durumundadır. Keneler beslenmek için bu hayvanlardan kan emerken virüsü alırlar. 

Hastalık, virüsü taşıyan kenelerin insan vücuduna tutunması, virüsü taşıyan kenelerin çıplak el ile ezilmesi (kene kırma), virüsü taşıyan hayvanların kan, doku ve diğer vücut sıvıları ile temas edilmesi ve hasta insanların kan ve diğer vücut sıvıları ile temas edilmesi ile bulaşmaktadır. Evcil hayvanlara da virüs aynı şekilde bulaşabilir. Fakat hastalık hayvanlarda belirtisiz seyrederken insanlarda oldukça öldürücü olabilmektedir. KKKA hastalığı için hastalığın yaygın olduğu bölgelerde yaşayan, tarım ve hayvancılık ile uğraşan çiftçiler, çobanlar, kasaplar, mezbaha çalışanları, veteriner hekimler, enfekte hastalar ile temas eden sağlık çalışanları, laboratuvar çalışanları, hasta yakınları, askerler, kamp ve piknik yapanlar ve 
korunmasız olarak yeşil alanlarda (bağ, bahçe, tarla, orman ve orman kenarı tarım arazisi vb.) bulunanlar risk altındadır” dedi. 

KKKA hastalığının kontrolünde bilinçli korunma önlemlerinin alınmasının oldukça önemli olduğuna dikkat çeken Dr. Özbey, şöyle konuştu: 
“Kene riski olan bölgelere gidenler mümkün olduğunca vücutta açık kısım kalmamasına özen göstermeli ve kenelerin daha kolay fark edilmesi nedeniyle açık renkli elbiseleri tercih etmelidirler. Kenelerin vücuda girebileceği yerlerin kapatılması (örneğin pantolon paçalarının çorap içine alınması, çizme giyilmesi) gerekmektedir. Kene tutunmaları sıklıkla ağrısız olduğu için genellikle kişiler keneyi tutunduktan çok daha sonra, bazen kene günlerce kan emerek şiştikten sonra fark ederler. Bu nedenle kene riski olan yerlerden eve dönüldüğünde kollar, bacaklar, gövde diz arkası, koltuk altları, kulak arkası, ense, saç dipleri ve kasıklar dahil vücudun her tarafı ve elbiseler iyice kontrol edilerek kene olup olmadığına bakılmalıdır. 

Çocukların vücudu ve elbiseleri de anne ve babaları tarafından mutlaka kontrol edilmelidir. Hastalık hayvanlarda belirti göstermeden seyrettiğinden hayvanların üzerinde bulunan keneler kesinlikle çıplak elle koparılmamalıdır. Hayvanların kanlarına, vücut sıvılarına veya dokularına korunmasız bir şekilde çıplak el ile temas edilmemelidir. Hayvan kanı, dokusu veya hayvana ait diğer vücut sıvıları ile temas sırasında eldiven, önlük gibi gerekli korunma önlemleri alınmalıdır. Ayrıca insanların kanlarına ve vücut sıvılarına da korunmasız çıplak elle temas edilmemelidir.” 

“KENE TUTUNMASI DURUMUNDA EN YAKIN SAĞLIK KURULUŞUNA BAŞVURULMALIDIR” 

Kene tutunması durumunda en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğinin altını çizen Dr. Özbey, “Hastalık bulaşma riski kenenin vücutta kaldığı süre ile doğru orantılı olduğundan en kısa zamanda çıkarılmalıdır. Vücuda tutunmuş kene görüldüğünde kene asla çıplak elle çıkartılmamalıdır. Eldiven, naylon poşet, bez parçası ile tutularak ya da ince uçlu bir pens veya varsa kene çıkartma kartı ile ezilmeden çıkarılmalı ve en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Keneleri vücuttan uzaklaştırmak amacı ile üzerine sigara basmak ve alkol, gaz yağı, kolonya gibi herhangi bir kimyasal madde dökmek gibi yöntemlere başvurulmamalıdır. Keneler patlatılmamalı ve ezilmemelidir. Kene tutunmasından sonra 10 gün içinde ateş, halsizlik, iştahsızlık, karın ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal gibi şikayetleri ortaya çıkarsa hemen bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır” diye konuştu.