Ramazan ayının özellikle sıcak yaz günlerine denk geldiği şu günlerde içecekler, iftar sofralarında en çok aranan sıvı gıdalardan biri oluyor. Osmanlı döneminde de Ramazan aylarında yapılan meyveli özel şerbetler, tadı ve sağlıklı olmaları ile çok tercih edilen içeceklerin başında yer alırdı. Osmanlı kültürünü ve özellikle mutfağını yaşatmaya çalıştığımız günümüzde, bizi serinletirken hararetimizi kesen, çok şeker yüklemesi yapmadan gönül rahatlığıyla içebileceğimiz ve her zaman ikram edebileceğimiz doğal şerbetlerin yerini hiçbir içecek tutmuyor. Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğr. Gör. Osman Güldemir, sıvı tüketimine özen göstermemiz gereken Ramazan ayında, kokusu ve tadıyla kendisine hayran bırakan geleneksel ‘Çilek Şerbeti’nin yapımını anlattı.
 
“ŞERBET İÇİN SU, ŞEKER VE ÇİLEK YETERLİ”
 

Geleneksele dönüş havasının gerçekleştiği son yıllarda yiyecek ve içecek işletmelerinin de geleneksel tatlara yer vermesinin tüketiciler tarafından hoş karşılandığını ifade eden Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğr. Gör. Osman Güldemir, ‘Çilek Şerbeti’ için su, şeker ve çileğin yeterli olduğunu ve yapılmasının kolay olduğunu aktarırken şunları dile getirdi:“Çilek, yaz dönemlerinde oldukça fazla tüketilen ve ulaşılması kolay olan meyvelerin başında geliyor. Öncelikle şeker ve su bir tencerede kaynatılıyor. Kaynatılırken üzerinde hafif bir köpük oluşuyor, bunun alınması gerekiyor daha berrak ve albenisi yüksek renk tonu elde etmek için. Sonrasında ocaktan indiriyoruz ve temizlenip irice doğranmış çilekleri içerisine ekliyoruz. Kapağını sıkıca kapattıktan sonra en az iki saat dinlendiriyoruz. Böylece hem çileğin hoş kokusu suya geçiyor hem de hafif pembemsi bir renk alıyor. Sonrasında delikli kevgirden geçiriyoruz ve en sonda da ince delikli süzgeçten varsa sıkı bir astardan geçiriyoruz. Kokusu hoş bir şerbet olmuş oluyor” dedi.Şerbetlerin, soğutulduktan sonra da serin bir şekilde iftarda ya da iftardan sonraki ikramlarımızda oldukça keyifle tüketildiğini ve meyvelerin vücuda alınması için güzel bir yol olduğunu ifade eden Güldemir, enerji değerlerinin de çok yüksek olmamasından dolayı rahatlıkla tüketilebileceğini vurguladı.