BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Üzeri küllenen adamlar

Hikmet Köksal
Facebook
Geçmiş günü elerken Eylül 1994 tarihli bir yazı gözüme çarptı. 20 yıl önce –Shell- petrol şirketinin petrol araştırma genel müdürlüğünü yapan ve hâlen (o tarihte) ABD’nin en büyük bankalarından birinin genel müdür yardımcılığını yapan Artung Hage’nin itirafına göre “uzaydan çekilen fotoğraflarla Türkiye, petrol okyanusu üzerindedir.”
Peki, bu itiraf doğruysa niye petrol fakiriyiz?
Dünyanın en büyük 7 petrol şirketi ABD’li Yahudilere aittir. Bu şirketlere “yedi kız kardeşler” denir. 1951-1968 arasında Güneydoğu Anadolu’da çok zengin petrol buldukları hâlde “petrol yok” ya da “verimli değil” “ekonomik değil” gibi mazeretlerle kuyuları beton dökerek örttüler. ANAP iktidarında Mehmet Keçeciler bu kapatılan kuyulardan petrol çıktığı için çeşitli iftiralarla bakanlıktan alındı. Keçeciler’in Türkiye’nin petrol okyanusu üzerinde olduğunu sezdiği ve gizlice hazırlık yapıp aniden petrol istihsalini artırdığı için Masonların emri ile başını yediler. Bakanlıktan alındı. Çünkü kuyular büyük İsrail için saklanmaktadır.
ABD’nin niyeti “kendi himayesinde manda statüsünde kurulacak bir Kürdistan ile bu zengin petrol yataklarını ve GAP’ı Kürdistan’ın enkazı ve Kürtlerin cesetleri üzerinde İsrail’e devrederek İsrail’in su ve petrol meselesini çözmektir.” deniyor.
İhtiyacımız olan her şeyin üzerine beton dökmüşler, kültürümüz, irfanımız, petrolümüz ve adamlarımız.
Bir kitap çalışması için ABD’li tarihçi John W. Draper (1811-1882) (The Intellectual Development of Europe-Avrupa’nın ma’nevî tekâmülü) adındaki eseri gerekti. Adam, derya deniz, filozof, hekim, tarihçi, kimyager ve fotoğrafçıdır. 1832'de İngiltere'yi terk ederek Virginia'ya göç etmiş ve 1836 yılında Pennsylvania Üniversitesinde tıp fakültesini bitirmiş. 1839'dan ölümüne kadar üniversitede kimya profesörü, ayrıca, 1841 yılında New York Üniversitesi Tıp Fakültesinin kurucularından biridir.
Ama ne kendisi hakkında ne de İslâm’ın Batı medeniyetin inşasındaki müspet rolü anlattığı büyük temel eseri “Avrupa Entelektüel Gelişme Tarihi (1863)” hakkında yeterli bilgiye ulaşmak ne mümkün, sanki adamın üzerine beton dökmüşler.
Çünkü John W. Draper, bu eserinde, (Hristiyan tarihçiler İslâmiyet’e olan kinlerinden dolayı, hakîkati gizlemeğe çalışmakta, Avrupa’nın Müslümanlara ne kadar borçlu olduğunu, bir türlü itiraf edememektedirler) demekte, Müslimânların İspanya’yı nasıl medenileştirdikleri hakkında yazıyor ve İslamiyet terakkiye manidir diyenleri çöpe gönderiyor.
John W. Draper diyor ki;
 “O zamanki Avrupalılar temâmîle barbardı. Hristiyanlık, onları barbarlıktan kurtaramamıştı. Onlara hâlâ vahşî nazariyle bakmak gerekirdi. Pislik içinde yaşarlardı. Kafaları, hurafelerle doluydu. Doğru dürüst düşünmek hassasına bile malik değildiler. Adi kulübelerde yaşarlardı. Eğer kulübenin zemininde veya duvarlarında bir hasır örtüsü varsa, bu büyük bir zenginlik işareti sayılırdı. Yedikleri, yabani fasulye, havuç gibi sebzeler, bazı otlar, hatta bazen ağaç kabuklarıydı. Elbise olarak, uzun müddet dayandığı için dabağlanmamış hayvan postları kullanıyorlar ve bunun için çok pis kokuyorlardı.
Müslümanlar, onlara her şeyden önce temizliği öğrettiler. Müslümanlar, günde beş defa yıkanıyorlardı. Onların da günde hiç olmazsa bir kere yıkanmasını sağladılar. Sonra, onların üzerinden pis kokulu, parça parça olmuş, bitlerle dolmuş olan hayvan derilerini çıkarıp atarak, onlara güzel kumaşlardan, renkli ipliklerden örülerek yapılmış olan kendi elbiselerinden verdiler. Onlara yemek pişirmesini, yemek yemesini öğrettiler. İspanya’da evler, konaklar, saraylar inşa ettiler. Mektepler, hastaneler kurdular. Üniversiteler tesis ettiler. Bu üniversiteler, bütün dünyaya bir nur kaynağı oldu. Her tarafta bahçeler yetiştirdiler. Memleket, güllük gülistanlık oldu. Vahşî Avrupalılar, bütün bunları ağzı açık, şaşkınlık ve takdirle gördüler ve yavaş yavaş medenî olmağa başladılar.”
Böyle vahşî insanları terbiyeye muvaffak olan, onlara medeniyet ruhunu aşılayan, onları karanlıktan, cehaletten, hurafelerden kurtaran Müslimân Araplar, bu akla sığmaz muazzam işi ancak İslâm dîni sâyesinde yapabildiler. Çünki İslâm dini, en doğru dindir.” diyor.
Kim bilir üzerine beton dökülmüş daha nelerimiz var…
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
598387 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/hikmet-koksal/598387.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
KAPAT