BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

MİDHAT PAŞA ÖRNEĞİ

Midhat Paşa, valilik hizmetlerinde üne ulaştı. Üçer yıl kaldığı Tuna ve Bağdat valiliklerinde çok iyi işler çıkarttı. Bilhassa bugün Bulgaristan devleti olan Tuna vilayetinde yaptıkları takdir topladı.
Vilayetin bugünkü il ile karıştırılmaması için dünkü idari taksimat şemasına kısaca temas edebiliriz. Osmanlı devlet hayatında idari taksimat, aşağıdan yukarıya doğru şu şekildeydi:
Kariye, köy, nahiye, kaza, sancak, vilayet, eyalet. Dikkat edileceği gibi sancaklar, şimdiki yapıda vilayettir. Ayıntab’ın yani Gaziantep’in Haleb’in sancağı olması gibi.
Hazin bir hikâyedir ki bu başarılı vali, Sadrazam olunca devletin sonunu getirdi:
Midhat Paşa, Tuna, Bağdat ve daha başka vilayetlere vali olmuş, iftiharlık işler çıkartmıştı. Lakin sadarete gelince çok kötü bir Sadrazam/Başbakan oldu. Şûrayı Devlet/Danıştay reisliği de vardır. Tanzimat’ın sebebi mason Mustafa Reşid Paşa’nın zihniyet takipçisiydi.
Midhat Paşa, Sultan Abdülaziz’e karşı yapılan 30 Mayıs 1876 tarihli askerî darbede cuntanın lideriydi. Yeniden sadarete gelme ihtirası içindeydi. Vaki darbede Abdülaziz Han, şehid edilmiş, yerine getirdikleri Murad-ı Hamis/V. Murad Han, baskı ve şartlara ancak üç ay dayanabilmiş ve 93 gün sonra cünûn getirmiş yani delirmişti. Midhat Paşa ve cunta, Veliahd Abdülhamid Efendi’den Kanun-ı Esâsi’yi ilân edeceğine dair söz alarak O’nun Saltanatın başına geçmesine yol verdiler. Anayasa ilân edildi. Böylece tarihimizde ilk defa olarak meşruti idareye geçilmişti. Meşruti idarede icrayı Hükûmet yapar, hükümdar bir alem yani semboldür. Abdülhamid-i Sanî’nin ilk bir buçuk yılı böyle geçti. Padişahlığının son 10 ayı da aynı şekilde olacaktır. Yetki, her yere hâkim olan devlet içindeki darbeci zümredeydi. Yeni Sadrazam Midhat Paşa, mâlî ve askerî vaziyet tamamen aleyhimize olduğu hâlde devleti, zorla ve ısrarla Ruslara karşı harbe soktu. 1293-1877/78 Türk-Rus Harbi, beş bin yıllık tarihimizin en büyük felaketidir. Bu felakette “Moskof”, Kafkaslar ve Azerbaycan üzerinden Erzurum’a kadar girdi. Osmanlının Avrupa-i Osmanî dediği bütün Balkanları kaybettik.
Sebep?
Sebep, nâehil, liyakatsiz birinin sadarete gelmesi, orayı âdeta gasbetmesidir. Midhat Paşa felaketi, 32 sene sonra 31 Mart 1909’da İttihad-ü Terakki üçlüsü tarafından tekrar edilecektir. Bu tarihte Sultan Abdülhamid’e darbe yapıldı. Ardından; devlet, Meclis-i Umumi ve Sultan Reşad’a bile haber verilmeden harbe sokuldu. Mendil kadar vatan toprağında tutunmak zorunda kaldık.
Sebep?
Binbaşı Enver’in bir anda Paşa, Başkumandan vekili ve Harbiye Nâzırı olması, Edirne postanesinde memurluk yapan Talat’ın yıldırım hızıyla Sadrazamlığa yükselmesi, Cemal Paşa’nın Şam vilayetinde yüz kızartıcı gece âlemleri yaparken askerin Filistin cephesi ve bölgedeki diğer cephelerde mağlup olması.
Makamlar darbelerle gasbedilip salahiyetler, ehil olmayanların eline geçtiği için biz, bir imparatorluğu, 5 milyon km2 vatan toprağını kaybetmiş bir milletiz.
İstanbul, Devlet-i âli Osman’ın, ecdadın maddî, Şanlı Peygamber’in -aleyhisselâm- mânevî mîrâsıdır. Bütün Türkiye’nin, bütün Türklerin hatta bütün ümmetin İstanbul üzerine titremesi, ona gözü gibi bakması şart üstü şarttır. Bu şehir, var olmamızın sebebidir.
İstanbul’u talihe, tesadüfe, hırsa, öfkeye kızgınlığa feda etmek Allah korusun, başka felaketlere kapı açabilir.
Sevgili Peygamberimizin buyurdukları bir kere daha düşünülmeli ve 23 Haziran günü sandık başında mutlaka hatırlanmalıdır. Bir gün bir sohbetlerinde bir kısım arkadaşları şöyle bir sual arz ederler:
-Yâ Resûlallah, kıyamet ne zaman kopacak?
Peygamberimiz, çok kısa, çok net ve çok çarpıcı bir cevap verirler:
-Emanet, ehline verilmediği zaman.
23 Haziran 2019 tarihli İBB seçiminin ehil ismi, Sn. Yıldırım’dır. Binali Yıldırım’dan istifade etmek İstanbul ve İstanbullu için fırsattır. 1994’ten beri devlet hayatındadır. Köprü, tünel gibi altında imzası olan çok sayıda devâsa eseri ortadadır. Bu insan, kendisine İBB Başkanlığı teklifi yapıldığında siyasetten emekli olmuş, arkadaşlarıyla satranç oynayarak vakit geçiren bir vatandaş değildi. TBMM Başkanlığı gibi zirve bir makamdaydı. Bugün İBB Başkanlığına, isim yapmak için muhtaç değildir. Bu teklifi, İstanbul’a hizmetin ibadet olduğuna inandığı için kabul etmiştir.
Binali Bey, ustalığın son kademesindedir.
Eserleri ortada.
Lekesiz, şaibesiz bir insan. Dün konuştuğu da bugün söylediği de tutarlı.
Diğer aday, daha kalfa bile değil.
Bu seçim bir parti işi sanılmasın.
Kimse unutmamalı.
Her oy bir vebaldir.
Midhat Paşa’ya gelince;
Sadrazamlıktan sonra yine valiydi. Aydın Valiliğini yapıyordu. O zaman İzmir, Aydın’a bağlıydı. Abdülhamid Han, dizginleri eline alınca amcası Sultan Abdülaziz’in şehadetindeki sır perdesi aralansın diye bir mahkeme teşkil ettirdi. Mahkeme, Mithad Paşa’ya ifade vermesi için bir celp yolladı. Sade ifade istenmişti. Devletin valisi, eski Sadrazam, celbi alınca telaşla Aydın’dan İzmir’e geçti ve İzmir’deki Fransız Konsolosluğuna iltica etti.
Sonrası ise malum. Muhakeme. İdam kararı. Padişahın kararı sürgüne çevirmesi ve Taif’teki karanlık son nokta...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
608478 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/608478.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT