BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Bakanın bakıp da anlamadığı eser -2

Yetenekli Kalemler
Facebook

Sahaf Burhan Bey’den eline aldığı kitabın adını okuduğu anda Ali Emîri Efendi, bayılacak gibi olur… İşte ilim adamının önemi…

Dünyada eşi benzeri olmayan, Türk dilinin en değerli eseri Divân-ı Lügat-it Türk’tür elindeki kitap… Otuz liraya değil, otuz bin liraya bile değerdir bu kitap. Kendisini hemen toparlayan Ali Emîri Efendi, kesin alıcı görünmemek, kitapçıyı şımartmamak amacıyla:
“Dağınık bir eser… Acaba tamam mı değil mi? Yazarı da Kâşgarlı adlı bir adammış… Kimdir, necidir, belli değil… Sarı çizmeli Mehmet Ağa… Ama ne de olsa bir eserdir… Encümen on lira teklif etmiş, ben de on beş lira veririm” der.
Burhan Bey:
“Kitap benim olsaydı verirdim. Sahibi mutlaka otuz lira istiyor. Alacaksanız bir kadına iyilik etmiş olursunuz, almayacaksanız sahibine geri vereceğim” diye söyleyince Ali Emîri Bey:
“İşte şimdi işin şekli değişti… Bir kadına yardımcı olmak gerekir. Peki, kabul ettim” diyerek kitabı satın aldığını söyler. Yanında yalnızca on beş lira vardır. Eve gidip gelecek olsa kitabın bir başkasına satılması ihtimali bulunmaktadır. Paranın üstünü daha sonra vermek üzere kitabı almak istese kitapçı bunu kabul etmeyecektir. Kitabı bırakıp gitmek de istememektedir. Böyle karmaşık düşünceler içerisindeyken kitabı Burhan Bey'le birlikte bırakır, bir rivayete göre dükkânın kapısını kilitleyip anahtarı cebine koyar ve bir tanıdığa rastlamak umuduyla çarşıya çıkar. Birkaç dakika sonra eski Darülfünun edebiyat hocası Faik Reşat Bey ile karşılaşır. Hemen yanına koşar:
“Varsa, aman bana yirmi lira ver!” der. Faik Reşat Bey’de on lira vardır, hemen onu verir. Geri kalanını getirmek üzere aceleyle evine gider. Ali Emîri Efendi de Burhan Bey’in dükkânına döner ve gönül rahatlığıyla Faik Reşat Bey’i beklemeye koyulur. Burhan Bey şaşkın vaziyettedir. Kitabın önemli bir eser olduğunu o da anlamıştır artık…
Birkaç dakika sonra Faik Reşat Bey elinde on lira ile gelir. Ali Emîri, otuz lirayı hemen verir ama Burhan Bey bir de bahşiş ister. Üç lira da Burhan Bey’e verir ve Faik Reşat Bey ile birlikte dükkândan ayrılırlar, konuşa konuşa çarşıdan çıkarlar. Fakat Ali Emîri’nin gözü arkadadır…  
 
 
ŞİİR
 
EY TÜRK EVLADI
 
Aldığını değil de ürettiğin şeyi sat.
Sağlıklısın esensin, ele geçmez bu fırsat.
Geri gelmez bunu bil her dakika her saat,
İki elin böğründe öyle ne duruyorsun?..
 
İleriye hamle et, karşıdaki zorluğa,
Bir tuğla da sen ilet yurdunda uygarlığa.
Yurdunu yüceltmeye göğüs ger her darlığa.
Senin yolun aydınlık daha ne soruyorsun?..
 
Zorlanıp terlesen de, bittim artık desen de,
Allah’tan imdat iste çok cevherler var sende.
Sen bir Türk evladısın, senin yürek kesende,
Şeref şanı tertemiz yiğitlik koruyorsun…
 
Şimşek olup yürüdün her bir yöne Ceyhun’dan,
Hürriyet ateşini söndürmedin ruhundan.
Dünya çok dersler aldı Cengiz, Atilla, Hun’dan.
Geçmişteki rüyayı şimdi mi yoruyorsun?..
 
Tohumlar gibi varsın şu dünya toprağında,
Fışkırıp bitmen gerek ovasında, dağında.
Düşmanın emelleri kalmalı kursağında,
Hala mı boş şeylerle kafanı yoruyorsun?..
 
Tekrar yak şu ateşi Orta Asya çölünde.
Yelkenliler buluşsun, uçsun Aral gölünde,
Yüreğinde saklanan bayraklar var elinde,
Burçlara dikmek için erkekçe yürüyorsun.
 
Hüseyin Hilmi Levent / Tarsus
 
 
 
MERAKLI BİLGİLER
 
 
CANLI PUSULALAR: Canlı pusulalardan haberiniz var mı? Araştırmacılar, birçok hayvanın vücutlarında, biyolojik pusulaların olduğunu ortaya çıkardı. Örnek olarak göçmen kuşlarının kafa yapısında, demir açısından zengin bir metal olan manyetit olduğu tespit edilmiştir. Bunun sayesinde dünyanın manyetik alanından istifade ederek yönlerini bulurlar. Bulutlu bir günde bile yönlerini şaşırmazlar. Fakat başlarına kuvvetli bir mıknatıs bağlanınca, bulutlu günde güvercinler yollarını tamamen kaybeder. Manyetik alanı idrak edebilen hayvanların tespiti günden güne artmaktadır. Güvercinler, bakteriler, arılar, yunus balıkları, köpek balıkları bunların başlıcaları.
Posta güvercinleri de 100 km hızla hiç durmaksızın 15 saat uçarak 1500 km’lik yolu geçebiliyorlardı. Bu hayvanlar yollarını hiç şaşırmazlar.
 
ATASÖZÜ
 “Üveye etme özünde bulursun, geline etme kızında bulursun”
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
604050 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/604050.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT