Kaydet
a- | +A

Mısır''da yetişen büyük velilerden Ebül Abbas el Harrar hazretleri, bir gün, talebesinden birini yanına alıp bir dostunu ziyarete gitti. Akşam vakti köye vardılar. Mübarek zat döndü talebesine. - Fırından ekmek alalım. Elimiz boş olmasın. - Başüstüne hocam.

Fırından sıcacık ekmekleri alıp devam ettiler yollarına. Ancak talebenin garibine gitmişti bu iş. Kendi kendine,

- "Hediye olarak niye ekmek alıyoruz ki? Tatlı götürseydik daha iyi olmaz mıydı?" diye düşündü. Velhasıl eve varıp çaldılar kapıyı. Ev sahibi bu zatı görünce çok sevindi. - Buyurun efendim. Safa geldiniz!

"Ne iyi etmişsiniz" Hele ekmekleri görünce daha çok sevindi. Çünkü hiç ekmek yoktu evlerinde.

- Efendim ne iyi etmişsiniz.

- Neyi iyi etmişiz? - Ekmek getirdiğinize. - Neden? Çok mu makbule geçti? - Evet hocam. Çünkü yemeğimiz, tatlımız vardı, sadece ekmeğimiz yoktu. Onu da siz getirmişsiniz. - Öyle mi, isabet olmuş. - Allah razı olsun hocam. Hemen buyurun sofraya.

Oturup yediler. Talebe o zaman anladı bu işin hikmetini. Kendi kendine;

"Büyüklerin her yaptığı iş güzel ve yerindedir. Bundan sonra hiç itirazda bulunmayacağım hocama" diyordu içinden.

??? Bu zat, bir günkü sohbetinde buyurdu ki: - Bazen kalpten iyi bir niyet geçer. Fakat o işi yapmaya imkân bulunmaz, öyle değil mi? - Evet hocam, bazan öyle oluyor.

"Niyette riya olmaz" - Ama o kişi, bu niyetinin sevabını kazanır yine.

Dinleyenler hayret etti. - Kazanır mı? - Evet, dahası da var.

- Dahası ne hocam? - O hayırlı işi yapsaydı, bundan daha çok sevap kazanamazdı o kimse. - Yaa, hikmeti ne peki? - Çünkü o işi yapsaydı, belki gurur kibir gelebilirdi kalbine. Riya bulaşabilirdi o işine.

- Doğru hocam. - Ama niyette riya olmaz. - Olmaz mı, neden? - Çünkü kulun kalbindeki niyeti Allah''tan başka kimse bilmez de ondan...