BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

“Mevlid okunan yerden belalar, sıkıntılar gider”

Mevlid gecesi; dünyadaki bütün insanlara Peygamber olarak gönderilen, Muhammed aleyhisselamın doğduğu gecedir.
 
 
Yarın gece Mevlid Kandilini idrak edeceğiz inşallah... Mevlid gecesi; Rebî'ul-evvel ayının 11. ve 12. günleri arasındaki gecedir. Dünyadaki bütün insanlara Peygamber olarak gönderilen, Muhammed aleyhisselamın doğduğu gecedir. İslam âlimleri, bu geceye çok önem vermişlerdir. Bu geceyi bütün mahluklar, melekler, cin, hayvanlar ve cansız maddeler, birbirlerine müjdelemekte, Resulullah efendimiz dünyayı teşrif etti diye sevinmektedirler. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretleri; “Mevlid okunan yerden belalar, sıkıntılar gider” buyurmuştur...
"Mevâhib-i ledünniyye"de ve Zerkânî'nin “rahmetullahi teâlâ aleyh” şerhinde buyuruluyor ki: 
"Abdüllah bin Abbâsın (radıyallahü anhümâ) bildirdiği hadîs-i şerîfte, (Benim dedelerimin hiçbiri zinâ yapmadı. Allahü teâlâ, beni, tayyîb, iyi babalardan, temiz analardan getirdi. Dedelerimden birinin iki oğlu olsaydı, ben bunların en hayırlısında, en iyisinde bulunurdum) buyuruldu."
Âdem aleyhisselâm, öleceği zaman, oğlu Şît aleyhisselâma dedi ki:
"Yavrum! Bu alnında parlayan nûr, son Peygamber olan Muhammed aleyhisselâmın nûrudur. Bu nûru, mümin, temiz ve afîf hanımlara teslîm et ve oğluna da böyle vasiyet et!" 
Muhammed aleyhisselâma gelinceye kadar, bütün babalar, oğullarına böyle vasiyet etti. Hepsi, bu vasiyeti yerine getirip, en asîl, en kibâr kız ile evlendi. Nûr, temiz alınlardan, temiz kadınlardan geçerek, sâhibine yetişti.
"Şevâhid-ün-Nübüvve" kitâbında buyuruluyor ki: "Muhammed aleyhisselâmın zerresini taşıdığı için, Âdem aleyhisselâmın alnında nûr parlıyordu. Bu zerre, hazret-i Havvâ'ya ve ondan da, Şît aleyhisselâma ve böylece, temiz erkeklerden, temiz kadınlara ve temiz kadınlardan temiz erkeklere geçti. O nûr da, zerre ile birlikte alınlardan, alınlara geçti."
"Kısas-ı enbiyâ"da buyuruluyor ki: "Resûlullahın (sallallahü aleyhi ve sellem) dedelerinden birinin iki oğlu olsa, yâhut bir kabîle iki kola ayrılsa, Hâtem-ül-Enbiyânın (sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem) soyu, en şerefli ve hayırlı olan tarafda bulunurdu. Her asırda, onun dedesi olan zât, yüzündeki nûrdan belli olurdu. İsmâ’îl aleyhisselâmın alnında da bu nûr vardı. Sabâh yıldızı gibi parlardı. Bu nûr, ona babasından kalmış, bundan da evlatlarına geçerek, Me’add ve Nizâr'a gelmişti. Bu nûr, Muhammed aleyhisselâmın nûru idi. Âdem aleyhisselâmdan beri, evlattan evlâda geçerek, asıl sâhibi olan Hâtem-ül-Enbiyâ hazretlerine gelmiştir. Böylece, Âdemoğulları içinde, Muhammed aleyhisselâmın nûrunu taşıyan, seçilmiş bir soy vardı ki, her asırda, bu soydan olan zâtın yüzü pekçok güzel ve parlak olurdu."
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
621070 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ahmet-demirbas/621070.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT