BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

'Başka hayatlar' ve muhafazakârlık...

Alper Görmüş
Facebook
Gülay Göktürk geçtiğimiz günlerde, "öğrenci evleri" tartışmasından Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AK Parti) bölünmesi umudunu peydahlayanlarla; "bu Arınç ne yapıyor böyle Allah aşkına"cıların yol açtığı gürültünün örttüğü hakiki bir tartışmadan söz ediyordu (Bugün, 13 Kasım):
"(...) Bir tek ihtimal üzerinde durmadılar: Bülent Bey'le Tayyip Bey arasında ortaya çıkan bu polemiğin AK Parti'nin siyasi çizgisine ilişkin gerçek bir fikir ayrılığından kaynaklanması ve arkasında da başka hiçbir şey olmaması ihtimali...
"Ben kendi payıma, karşı karşıya kaldığımız durumun 'damardan', yani öze ilişkin bir fikir tartışması olduğuna ve bu tartışmanın 'siyasi ayak oyunu' yorumlarıyla gölgelenmeden sürdürülmesi gerektiğine inanıyorum."
***
Tamamen aynı fikirdeyim... Gerçekten de muhafazakârlar arası, "damardan" ve çok hayırlı bir tartışmanın tam ortasındayız...
Başbakan Erdoğan'la yardımcısı Arınç'ı merkezdeki birinci halka kabul ederek, içten dışa üç halkada (ikinci halka AK Parti, üçüncü halka geniş muhafazakâr kitle) bu tartışmanın seyrine kısaca bir göz atmak istiyorum...
Erdoğan ve Arınç arasındaki gerilimin gerçek bir bakış açısı farklılığının eseri olduğunu anlayabilmek için, Arınç'ın fırtınalar kopartan konuşmasındaki, tam anlamıyla güme giden şu birkaç cümleyi yeniden hatırlamamız gerekir: "Şimdi ev sahibi kiraya vermişse, tutacak insanlar da gelmiş tutmuşsa bunu önleyecek bir engel yok AB normlarında.
(...) İyi veya kötü, doğru veya yanlış şimdi bizim standardımız artık bu noktaya geldi. Bu noktadan geriye dönüşü uygun görüyor muyuz? Herhalde görmüyoruz."
***
Göktürk'ün de dediği gibi, bu aslında "başkalarının özgürlüğü"ne dair bir tartışma ve çok açık ki Bülent Arınç bu tartışmada Erdoğan'dan çok daha özgürlükçü bir pozisyonda...
Aslında kendi hayatlarını aynı değerlerin izinden giderek kuran ve öyle yaşayan iki insandan söz ediyoruz... Fakat "başkalarının değerleri" söz konusu olduğunda yollar ayrılıyor... Bu da, başkalarının hayatı söz konusu olduğunda özgürlükçü bir bakış açısına sahip bir muhafazakârlığın pekâlâ mümkün olduğunu gösteriyor.
"Başkalarının hayatı ve değerleri" söz konusu olduğunda Erdoğan'la Arınç'ın farklı duyarlılıklar taşıdığına Gezi olayları sırasında da şahit olmuştuk...
Arınç, Gezi Parkı'ndaki işgalin sürdüğü günlerde Akabe Vakfı tarafından Taksim'e birkaç km mesafedeki bir otelde düzenlenen, katılımcılarını dindarların oluşturduğu bir toplantıda şöyle konuşmuştu:
"Böyle bir toplantı Türkiye'nin de içinde bulunduğu ortamda ne ifade ediyor diye aklıma geldi. Düşününüz ki hemen İstanbul'da biraz ötede başka duygular içinde olan topluluklar var. Onlar da kendilerince tatmin oluyorlar. Sloganları var, sosyal medyadan paylaştıkları var. İnandıkları yaşam tarzı içerisinde onları mutlu eden olaylar var. (...) Ama biz buraya geldik, burayı tercih ettik."
Bu çok önemli konuşma, herkesin kendi dünyasında özgürce yaşaması gerektiği imasıyla, Başbakan'ın kendisinde "doğru" hayat modelleri belirleme hakkı gören haline de bir uyarıydı ama bu konuşma da güme gitmişti...
Görüyorsunuz, Erdoğan'la Arınç arasındaki gerilim basit bir siyasi itiş-kakıştan ibaret değil ve bu gerçekten de çok iyi bir şey.
Yazının sonuna geldik ama, bu tartışmanın ancak birinci halkasına bakabildik...
Salı günü buradan devam edeceğim.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
576785 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/alper-gormus/576785.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT