BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Yeniden yargılama ve 11 No'lu CD -3-

Alper Görmüş
Facebook
 Balyoz davasının en önemli delili olan 11 No'lu CD'deki "zamanlama çelişkileri"yle ilgili olarak, başlangıçtaki "izah edilemezse dava çökebilir" yaklaşımımı revize etmeme neden olan "Gölcük buluntuları" bahsinde kalmıştık...
Önce "Gölcük"ü hatırlayalım...
Bir ihbar üzerine 6 Aralık 2010'da Gölcük Donanma Komutanlığı'nda arama yapıldı ve istihbarat biriminin döşemelerinin altında gizlenmiş çok sayıda belgeye el kondu. Bu belgelerden biri de, sahte olduğu iddia edilen 11 No'lu CD'nin kopyasıydı, ona da 1 No'lu CD adı verildi.
Benim yaklaşımımı revize etmeme yol açan gelişme de bu oldu... Çünkü, şayet 11 Nolu CD 2009'dan sonraki bir tarihte üretilmişse, onun kopyası olan 1 No'lu CD'nin Gölcük'te bulunmasının tek bir izahı olabilirdi: Onu da oraya "sahtekârlar çetesi" yerleştirmiş ve ardından da savcıya ihbar etmiştir.   
Nitekim, Pınar Doğan ve Dani Rodrik, bloglarında bu tuhaflığı aynen böyle izah ettiler:
"Şimdi Gölcük'e gelelim. Burada olan nedir? Gene bazı gerçek belgeler sahte belgelerle paketlenip, bu sefer dışarı sızdırılacağına içeride saklanmıştır. Kim yapmıştır bunu? Besbelli, çetenin donanma komutanlığındaki işbirlikçisi ya da işbirlikçileri. Bu olabilir mi? Niye olmasın? Çetenin 1. Ordu'da işbirlikçileri varsa donanma komutanlığında da olmasına şaşırmamak gerekir." ("Balyoz Davası ve Gerçekler" blogu, 21 Ocak 2011).


Varsayım sayısı ikiye çıkıyor


Yani, "zamanlama çelişkileri"ni izah ve izale için kullanılan varsayım ("belgeler, 2003'ten altı yıl sonra bir 'sahtekârlar çetesi' tarafından düzenlenmiştir ve çete kaçınılmaz olarak maddi hatalar yapmıştır"), Gölcük'ten sonra ikinci bir varsayımla ("Onları da oraya 'çete' koymuştur") tahkim ediliyordu.
Birinci varsayımı ciddiye almıştım ama bu ikincisi bana hiç gerçekçi görünmemişti... Fakat bir yandan da o "zamanlama çelişkileri", her gün bir yenisinin arz-ı endam etmesi suretiyle zenginleşmeye devam ediyordu.
İşte o koşullarda ben, o çelişkileri izah ve izale edebilecek başka bir ihtimal üzerinde düşünmeye başladım ve geçen yazıda ifade ettiğim kendi varsayımımı geliştirdim.
Varsayımım, bazı belgelerle ve ses kayıtlarıyla sabit "güncelleme" gerçeğine dayanıyordu: Türkiye'nin darbecileri, "darbeleri geldiğinde" müracaat etmek üzere birtakım bilgileri depoluyorlar ve darbenin hafızasını her daim taze tutmak için bunları sürekli olarak güncelliyorlardı.
Bilgi depolamanın ve güncellemenin bir gelenek olduğuna itiraz edilemediği için, itiraz teknik düzeyden geldi: "Her yeni güncellemede bilgisayar o ânın tarihini ve saatini otomatik olarak değiştirir ve bu da son kaydetme tarihini hep ileriye taşır. Oysa TÜBİTAK'ın davanın başında verdiği raporla kesindir ki, 11 No'lu CD'nin son kaydetme tarihi Mart 2003'tür."
Benim, hem "zamanlama çelişkileri"ni izale eden hem de bu itiraza cevap teşkil eden varsayımımı tekrar ederek bitireyim:
Yeni nesil Balyozcular, sisteme yeni bir bilgi girdiklerinde bilgisayarın saatini bir istihbarata karşı koyma tekniği çerçevesinde manuel olarak eskiye ayarlıyorlardı. Böylece, ola ki belgeler deşifre olduğunda, "zamanlama çelişkileri"ni öne sürerek 'her şey sahte, her şey senaryo' iddiasını öne sürebilsinler...
Görüldüğü gibi bir ihtimal daha var ve zamanlama çelişkileri buradan kaynaklanıyorsa, TÜBİTAK'ın 'Bu CD'ye 2003 Mart'ından sonra hiçbir giriş yapılmamıştır' raporu ille de 'Bu CD olay tarihinden sonraki bir tarihte yazılmıştır' anlamına gelmez.


Gerekçeli kararda "zamanlama çelişkileri"


Balyoz davasına bakan 10. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti gerekçeli kararda "zamanlama çelişkileri"ne doğrudan bir atıfta bulunmadı. Sadece, sanıkların bilerek ya da bilmeyerek yaptıkları hatalar nedeniyle delillerin delil değerini kaybetmeyeceğini söyledi ki, buradan, mahkemenin delillerdeki "mühendisliği" kabul ettiği, fakat bunların bizzat sanıklar tarafından gerçekleştirildiğine inandığı sonucu çıkıyordu.
Biliyorsunuz, mahkeme heyetinin başkanı geçtiğimiz günlerde değiştirildi, artık mahkemenin yeni bir başkanı var. Bu mahkeme, önümüzdeki dönemde Yargıtay'ın 88 kişi hakkında verdiği bozma kararını inceleyecek.
Belki o zaman heyet bu meseleye de yeniden el atar...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
577907 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/alper-gormus/577907.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT