BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Yumruk yumruğa dövüşen hiç görmedim

Anlat Derdini Feridun Ağabeye
Anlat Derdini Feridun Ağabey'e
Facebook
Feridun Ağabey, bir üzüntümü bir de ümidimi sizinle paylaşmak istedim. Yıllardır Almanya’da çalışan Hüseyin isimli bir dostun anlattıklarını paylaşacağım önce. Diyor ki: “İş günleri ve iş saatleri sokakları bırakın kafeler filan da bomboştur. Bazıları öğleden sonra, akşama doğru açar. Neden? Herkes çalışıyor da ondan… Onca zamandır Almanya’dayım. Yumruk yumruğa dövüştüğünü görmedim hiç kimsenin. Neden? Herkes çalıştığı için zamanını, gücünü, enerjisini işe harcıyor. Kavgaya, dövüşe ne zaman kalıyor, ne enerji… Hem çalışıyor bu ülkede herkes, hem kurallara uyuyor. Söz gelişi, şehir parkına çok güzel kanepeler yapmışlar. Almanlar bu kanepelere oturuyor; yabancılar gidip çimenlerin üstüne… Bekçi hemen gelip kaldırıyor tabii. Onlar kurallara uymak için ne kadar inat ediyorsa, yabancılar da uymamak için inat etmekte…"
Ve bir ümidime geliyorum şimdi. Diyor ki dost: “Bir gün akşam, saat 23.00 dolaylarında eve gitmekteyim. Bir dört yol ağzına geldim. Baktım bir kadınla bir erkek durmuş, bekliyor. Neden bekliyorlar acaba, diye düşündüm. Yol bomboştu çünkü. Gelip geçen araba da yoktu, polis de… Buna rağmen, trafik lambası yeşil yanıncaya kadar bekleyip sonra geçtiler karşıya. Biz 'olmaz böyle bir şey!' deriz, gecenin o saatinde, biz niye bekleyecekmişiz ki, yeşil yanana kadar! Kim, nereden görüp de ceza kesecekmiş?' Ama medeniyet her zaman iyidir. İçişleri Bakanlığımızın trafik kurallarıyla ilgili başlattığı önce yayaya yol ver kampanyası, bunun ilk adıma olarak tebrik edilecek bir karardır.”
           H. Esat Yavuztürk
 
 
 
Tarlalar büyütülüp birleştirilmeli
 
Türkiye geniş toprakları olan bir tarım ülkesi. Neden dışarıdan sebze, meyve, tarım ürünleri ithal ediyoruz? Çocukluğumuzda her köylü vatandaşın bağı, karpuz tarlası, sabahları sığırtmaca götürdüğü 3-5 hayvanı vardı. Şimdi yok. Nüfusumuzun %23’ü köyde yaşıyor, çoğu emekli ve yaşlı. Bana 1000-1500 lira yetiyor diyor, hastane-ilaç bedava…
Tarlalar miras nedeniyle küçüldü. 3-5 dekar yerin 10-15-20 mirasçısı var. Küçük tarlalar makineli tarıma müsait değil. Çoğu ekilmiyor. Aile, akrabalar arası kavgalara neden oluyor. Kanun çıkarılmalı 20 dekardan aşağı tarla tapu olmamalı. Ya mirasçılardan biri ya da dışarıdan biri alıp tek tarla hâline getirilmeli.
Büyük tarla makineli tarıma uygun olur. Üretim artar. 3-5 farklı yerde 15-20 dekor tarlası olan, traktörle ekmeye, biçtirmeye, nakliyeye, ilaca-gübreye gücü yetmiyor. Bu nedenle tarlalar büyütülüp birleştirilmeli. Modern tarıma geçilmeli. Konya büyüklüğündeki Hollanda örnek alınmalı. Bu şartlarda köylüye destek hiç fayda vermez. Faydalı olur yayınlanır umuduyla.
            Lütfü Seren-Güngören
 
 
 
Bir tost yedim diye evde yemediğim laf kalmadı!..
 
“Evleneli birkaç ay oldu. Evliliğim korkunç güzeldi. Şimdi güzelliği gitti korkunçluğu kaldı Ağabey. Neymiş hanım benim için kendi elleriyle ne yemekler hazırlıyormuş da ben eve tok geliyormuşum. Yani teşekkür ediyorum. Ama ben sulu yemeğe henüz alışamadım diyorum. İnanmıyor. 'Sen mutlaka annenlere uğrayıp orada annenin alıştırdığı yemeklerini yiyip geliyorsun' diyor. Evlenmeden önce kaç defa anlatmıştım hâlbuki 'ben şöyle bir su bardağı demli çay ile birlikte yarım ekmeği hafif geçkin üççeyrek ekmek arası salçalı kaşarlı bol acılı, turşulu tost olmadan doyduğumu anlamıyorum' diye. Hatta kendisini de bir keresinde nişanlıyken götürmüştüm. Şimdi çaktırmıyor ama o da bayılmıştı. Şimdi tutmuş benim yaptığım yemeklerden niye yemiyorsun? Yahu tamam eline sağlık, evde olduğumda yiyeceğim elbette ama iş çıkışı acıkmışken büfede sıcak sıcak tost kokusu burnuma tüterken 'evde sulu yemek var' muhabbetine tav olur muyum abi? Bilmiyorum belki eşim haklı ama ben bu sulu yemeğe henüz alışamadım. Doğrusunu söylemek gerekirse annem de bundan dertliydi. 'Dışarıda kokmuş şeyleri yiyorsun da evdeki mis gibi yemeğe burun kıvırıyorsun! Tu senin kalıbına!' diye bağırırdı. Abi bu hanımlar ne zaman anlayacak büfeden tost yemenin erkek işi olduğunu, kimseyle yarış falan olmadığını. Bir tost yedim diye evde yemediğim laf kalmadı ya, kafayı yiyeceğim neredeyse!..” (Sizce adımı söyler miyim abi?!.)
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
607242 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/anlat-derdini-feridun-agabey-e/607242.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT