BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Bu konuları artık sesli düşünelim

Anlat Derdini Feridun Ağabeye
Anlat Derdini Feridun Ağabey'e
Facebook
“Eskiden ikametgâh belgesi veya nüfus kayıt örneği almak için muhtara giderdik... Yeni taşındığımız yere kayıt yaptırmak için muhtara giderdik. Seçmen kâğıdı almak için muhtara giderdik... Fakat bütün bu işlemleri artık oturduğumuz yerde e-Devlet üzerinden veya nüfus müdürlüğünden yapabildiğimize göre sizce muhtarlıklara gerek kalmış mıdır? Belki şehre uzak köylerde muhtara ihtiyaç duyulabilir fakat şehir merkezlerinde kesinlikle ihtiyaç yoktur. Bir muhtarın devlete maliyeti ortalama 3000 liradır. Bu kesinlikle kamu israfıdır ve bu konu muhakkak araştırılmalı ve yeni bir düzenleme yapılmalıdır. Büyükşehir belediyelerinin olduğu illerde ve bunlara bağlı ilçelerde belediye hizmetlerinin neredeyse tamamı büyükşehir tarafından yapılmaktadır. İlçe belediyesi sadece temizlik ve zabıta hizmeti vermektedir ve sadece bu hizmetler için büyükşehrin minyatürü ilçe belediyesi vardır ve kesinlikle gereksiz kamu israfıdır. Büyükşehir belediyesinin ilçelerde zaten koordinasyon müdürlüğü vardır ve bence ilçe belediyeleri kaldırılıp bütün hizmetler büyükşehir tarafından koordinasyon müdürlüğü eliyle yürütülmelidir. Böylece hem siyasi ve hem de bürokratik karmaşa son bulacaktır ve kamu harcamalarında tasarruf edilmiş olunacaktır.
Bu devlet hepimizin ve devletimizin israfını önlemek hepimizin görevidir. Lütfen artık bu konuları sesli bir şekilde istişare edelim ve devletimizi kalkındıralım. Bu konuyu gündeminize alırsanız çok memnun olurum. Saygılar...”
           Mehmet Atlı-İstanbul
 
 
Köyde yumurtayı bakkaldan alıyoruz
 
"Değerli Feridun Ağabeyciğim, geriye dönüp baktığımızda kırsal ile kenar arasında nüfus oranı %60-40 olduğu köylerin cıvıl cıvıl kuşlar gibi insanlarla dolu olduğu, her hanenin Ali Baba'nın Çiftliği gibi inekleri, koyunları, keçileri; kümeslerinde sabah öten horozları, yumurtlayan tavukları, kazları ördekleri vb. vardı. Devlet politikaları olarak kırsal alandaki hayatın %10’un altına düşmesi neticesinde tüketim toplumu tarımsal alanda da artmış hatta üretim yapacak köylüler bile tüketim yapar olmuştur. Köyde bir ailenin yoğurdu bakkaldan satın alması ne demektir bir düşünür müsünüz? Yumurtayı bakkaldan alması, sütü paket alması…
Sonuç itibarıyla köyde yaşayan Ahmet Ağa da Fatma Yenge de ekmeğe, yumurtaya süte para vererek almaktadır. Velhasıl fiyat pahalılığında ne köylünün ne kentlinin şikâyet etmeye hakkı vardır. Bu durumun muhasebesinde projenin altında imzası olanlar, üretim alanında bugünleri göremeyenler sorumludur. Bunun böyle bilinmesi gerektiğini düşünüyorum. Saygılarla ellerinden öperim.”
              Zeki Kıvılcım-Süleymanpaşa/Tekirdağ
 
 
Annelik mi kolay çocukluk mu?
 
Feridun Ağabey, annemler bizi haşarı ve afacan çocuk diye hep susturuyor, baskılıyor, âdeta pısırıklaştırıyor. Sonra da niye çekingensin, niye korkaksın diye tekrar azarlıyorlar. Oysa psikologlar olsun sosyologlar olsun eğitimciler olsun hep derler ki çocuğunuza nasihat etmeyi bırakın kendiniz örnek olun. Onları doğal hayat üzere yetiştirin, hatalarını düzeltin ama bunu düzeltirken onun onurunu gururunu kırarak onu küçük düşürecek baskılarla yapmayın. Ben böyle baskıcı bir ailede büyüdüm. Ne yapsam hatalı gözükürdüm. Sussam niye pısırıksın, konuşsam niye ukalasın derlerdi… Öyle böyle ezik, pısırık silik bir insan olarak evlendirildim. Allahtan eşim pek sosyal olmasa da hiç olmasa merhametli; üzerimde baskı kurmuyor...
Size iki gün önce iki buçuk yaşındaki kızımla yaşadığım bir konuşmayı anlatacağım. Bir ara evde sessizlik oldu. Kızım nerede acaba diye merak ettiğimde gidip baktım ki kızım masanın üzerine çıkmış, oradaki yumurtalardan iki tanesini yere atıp kırmış. Tam o anda yetiştim, “Kızım ne yapıyorsun sen?” dedim. Aferin bekler gibi yüzüme baktı ve “iki yumurta kırdım anne” dedi… Nasıl dememe kalmadan açıklama getirdi. “Hani sen de iki yumurta kırdım” diyordun ya, işte ben de iki yumurta kırdım. “Oy dayanamam ben sana yerim seni” diyerek bağrıma bastım… Bizim yemek yaparken “yumurta kırmak” deyimimizi alıp kızım da “yumurta kırmış!” Eğer benim annem olsaydı, o masada iki yumurta kırmam sebebiyle kesinlikle en az iki tokat yerdim. Bazen annelik çocuk olmaktan daha kolay biliyor musunuz?..
            Hülya S.-İstanbul
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
607531 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/anlat-derdini-feridun-agabey-e/607531.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT