BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Hicrî sene ve "Harâm aylar"

İstikamet
Prof. Dr. Ramazan Ayvallı
Facebook
İslâmın üç mühim farzı [yani namaz, oruç ve hacc] zamanla/vakitle alâkalıdır; bunların edâları için belli vakitler vardır. 
 
Bugün, takvimlere göre, Zilhicce ayının son günüdür. Zilhicce ayı, hem hicrî-kamerî senenin son ayı [12. ayı], hem harâm ayların sonuncusu [dördüncüsü], hem de hac aylarının sonuncusu [üçüncüsüdür].
Dînî literatürümüzde, aylarla ilgili 3 önemli ıstılâh/tabir/terim vardır. Bunlardan birincisi: “Eşhür-i hurum” denilen “Harâm aylar” ki, bunlar hicrî-kamerî sene içerisindeki sıraya göre, “Muharrem el-Harâm”, “Recebü’l-ferd”, “Zil-ka’de” ve “Zil-hicce” aylarıdır.
Kur’ân-ı kerîmde buyuruluyor ki: “Allah’ın, gökleri ve yeri yarattığı günden beri, ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü, harâm [hürmetli] olan aylardır…” [Tevbe, 36]
Dînî terimlerden ikincisi: “Eşhüru’l-hac” denilen “Hac ayları”dır; bunlar da “Şevvâl eş-şerîf”, “Zil-ka’de” ve “Zil-hicce” aylarıdır.
Bir âyet-i kerîme meâli şöyledir: “Hac (vakti) bilinen aylardadır [Şevvâl, Zilka’de ve Zilhicce].” [Bakara, 197]
Üçüncüye gelince, o da, “Eşhür-i (şühûr-i) selâse” yani “Üç Aylar" terimi. Halkımız arasında “Üç Aylar" diye anılan “Recebü’l-ferd”, “Şa’bânü’l-muazzam” ve “Ramazânü’l-mübârek” aylarının, İslâm dîninde özel yerleri vardır.
Bilindiği üzere Kur’ân-ı kerîmde, muhtelif âyet-i celîlelerde, zamanın önemine dikkat çekilmiştir: “Fecir vaktine ve on geceye ….. andolsun” [Fecr, 1-2] [Bu sûrede daha başka şeylere de kasem (yemîn) edilmiştir],(Karanlığı ile etrâfı) bürüyüp örttüğü zamân geceye, açılıp ağardığı vakit gündüze andolsun” [Leyl, 1-2], “Asra yemîn ederim ki insan zarardadır…” [Asr, 1-2]. Misâlleri çoğaltmamız mümkündür.
İslâmın üç mühim farzı [yani namaz, oruç ve hacc] zamanla/vakitle alâkalıdır; bunların edâları için belli vakitler vardır. Bunlar âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerde açıkça bildirilmiştir.
Namazların, vakitlerinden önce kılınmaları câiz olmadığı gibi, vakitlerinden sonraya bırakılmaları da câiz değildir.
Haccın tarîfinde, “ezmine-i ma’lûmede, emkine-i ma’lûmede ef’âl-i ma’lûmeyi yapmak” kayıtları vardır. Binâen aleyh Arafât hudûdu dışında veya Arefe gününden başka bir günde Arafât vakfesi yapılsa, haccın sahîh olmayacağı malumdur.
Çünkü hadîs-i şerîfte, “El-haccu arefe=Hac, arefe vakfesinden ibârettir” buyurularak, “ihrâm, Arafât’ta vakfe ve tavâf-ı ifâda (ziyâret)” gibi haccın üç farzından biri ehemmiyetle vurgulanmıştır.
Bilindiği gibi, İslâm âleminde, bazı senelerde, Kurbân Bayramına üç ayrı günde başlandığı olmuştur. Gerçi hac ve kurbânda, rü’yet-i hilâl mevziîdir. Nerede görülürse, ona göre hareket edilir. Ama burada bizim istediğimiz, Arabistân’da da, Türkiye’de de, hatta sayılı bazı İslâm ülkelerinde, hattâ hepsinde de rü’yetin yapılmasına önayak olunması, muhakkak sûrette rü’yetin yapılması ve dînin emrinin yerine getirilmesidir.
Çünkü “Mevrid-i Nass’ta (nass bulunan yerde) ictihâda mesâğ yoktur (ictihâd câiz değildir)” cümlesi, Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye’de bulunan mühim bir kâidedir.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
604101 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-ramazan-ayvalli/604101.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT