BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Kim başlattı bu mevzuyu? -1-

Yetenekli Kalemler
Facebook
Toplum olarak yenilikleri çok sevdiğimiz muhakkak. Son dönemde ise bir minimalist yaşayış furyası kaptırdı gidiyor. Yaşayabilene eyvallah lafımız yok, lakin duyan gelmiş efendiler. Sahi neydi minimalizm? Kaynağı nereden geliyor? Kim başlattı canım bu mevzuyu?
Gelin bu işe en başından başlayalım. Zamanı biraz geriye saralım ve birkaç asır geriye gidelim.
Zamanın en süslü altınlarının en şaşaalı ipeklerinin süslenme aracı olduğu efsane dönemlere denk gelir. Roma’da kraliçeler en gösterişli hâlleriyle arz-ı endam eyler, Avrupa’da soylular şatolarını altın şamdanlarla bezeme yarışındadır.
Gömmek gibi olmasın o da onların tercihidir, lafımız yok fakat söz konusu minimalizm ve sade yaşayış olunca değinmek istediğimiz asıl noktaya geliyoruz.
Mekke’de doğan anasız babasız yetim büyüyen ve Medine gibi hem ekonomik hem kültürel açıdan gelişmiş bir şehirde dinî ve siyasi liderlik unvanını kazanan âlemlerin efendisi arkadaşlarına ve ailesine ne tavsiye etse beğenirsiniz? Şaşırtıcı olacak ama “minimalizm”...
Diyor ki: “Sade yaşayınız, giyimde ve yemekte sadeliği tercih ediniz. Yaya yürüyünüz.”
Neymiş efendim, Japonlar gardırobunu boşaltıyormuş. Bize iyi bir ders vermişler hayat felsefesi geliştirmişler, onlara çok şey borçluymuşuz.
Japon ablalarımız alınmasınlar, ellerinden gözlerinden öpüyoruz, fakat mevzu bizde efenim. Senin inandığın dinin temsilcisi sana bu anlayışı yıllar önce öğretmiş; bir bak, oku, incele ama bize komşuda pişen yemek misali hep bir hoş görünmüştür başkasında olan.
Baklavayı Yunanistan’a kaptırdığımız gibi sade hayat felsefesi oldu minimalizm. Onu da kaptırdık Japonlara. Abiler, ablalar! Japonlara kaptırdığımız tek şey minimalist hayat olsa diyelim hadi kardeşim o da sizin olsun. Zeytinyağı mevzumuz da var hani. Yarın anlatalım bunu da...
           Selda Ertaş
 
 
ŞİİR
 
               Sorma
 
Sol yanımdan kalktım bugün
Sorma canım sorma bana
Bir namerde taktım bugün
Sorma canım sorma bana
 
Göz üstünde kaşı vardı
Parmakta tek taşı vardı
Sevdalı bir başı vardı
Sorma canım sorma bana
 
Dalıp, dalıp gidiyorsam
Şansa sitem ediyorsam
Günden güne bitiyorsam
Sorma canım sorma bana
 
Deme sakın elinde kir
Dudağımda o bir zikir
Ne olursun ikide bir
Sorma canım sorma bana
                    Nöbetçi Şair
 
 
 
SAĞLIK OLSUN
 
SABUN OTU (Saponaria officinalis)
Türkiye’de yetiştiği yerler: İç Anadolu, Karadeniz ve Marmara Bölgesi. Haziran, eylül ayları arasında pembemsi-beyaz renkli, kokulu çiçekler açan, sulak ve gölgeli yerlerde yetişen, 30-70 cm boylarında çok yıllık otsu bitkilerdir. Toprak altı kısmında kırmızımsı kökler bulunur. Yapraklar gövde üzerinde karşılıklı durumlarda, uçları sivri, uzunca ve oval şekillerdedir. Çiçekler beş parçalı, kısa saplı ve iki santimetre kadar uzunluktadır. Meyveleri esmer renkli, uzunca bir kapsüldür. Kullanıldığı yerler: Kökleri %5 kadar saponin ihtiva eder. Ayrıca zamk, reçine, müsilaj ve yağlar taşır. Bitkinin kök ve yaprakları su ile çalkanırsa, taşıdığı saponinden dolayı sabun gibi köpürür. Çay hâlinde (%1’lik) kan temizleyici, ter verici, balgam ve idrar söktürücü olarak kullanılır. Yüksek dozları tehlikelidir. Halk arasında kumaşların yağ lekelerini temizlemede kullanılır.

ATASÖZÜ

Bir kimsenin kendine ettiğini, iki dünya bir araya gelse edemez!..

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
605473 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/605473.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT