BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Ukrayna, Atina’nın kılıçtan geçirdiği Melos olur mu?

Yusuf Alabarda
Facebook
Ukrayna ve Karadeniz’de sular ısınıyor.
Bir taraftan Ukrayna ayrılıkçılar ile mücadele kapsamında çok yoğun bir asker sevkiyatı yaparken diğer taraftan da Rusya’nın son yılların en büyük askerî yığınağını Ukrayna sınırına yaptığına şahitlik ediyoruz. Yakın bir zaman içerisinde Ukrayna’nın doğu bölgesindeki ayrılıkçılara yönelik bir askerî harekâtı başlatması an meselesi. İşte tam bu esnada dün Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy Türkiye-Ukrayna Yüksek Düzeyli Stratejik Konseyinin (YDSK) 9. toplantısı için Türkiye’ye geldi. Bu ziyaret her ne kadar planlı bir toplantı kapsamında olsa da, olası bir askerî harekâtın istişare edilmesi için en önemli fırsat ve zemini niteliğinde.
 
Ne olmuştu?
 
Takvim yaprakları 18 Mart 2014 tarihini gösterdiği bir günde Rusya, Ukrayna’nın Kırım bölgesini ilhak ettiğini tüm dünyaya ilan etmişti. Hemen ardından 6 Nisan 2014 tarihinde Ukrayna’nın Donbass bölgesinde Rusya’nın destek verdiği ayrılıkçılar ile Ukrayna arasında iç savaş patlak vermişti. Kuşkusuz arka arkaya gelişen bu iki durumun Rusya’nın genişlemeci siyasetinin bir tezahürü olduğu su götürmez bir gerçektir. Rusya, Kırım’daki ilhakı tahkim edebilmek için Ukrayna’nın Donbass bölgesindeki çatışmaları bilerek ve isteyerek desteklemektedir. Böylelikle Ukrayna’yı bu bölgede oyalarken dikkatleri de Kırım bölgesinden uzaklaştırmayı hedeflemiştir.
 
Ne oldu da Ukrayna askeri bir aktivizmin içine girdi?
 
Kuşkusuz Ukrayna aradan geçen yaklaşık yedi yıl boyunca siyasi istikrarını tahkim edecek epey mesafe katetti. Bu esnada da askerî anlamda güç konsolide etti demek yanlış olmaz. Ama Ukrayna’yı Donbass bölgesindeki ayrılıkçılar ile mücadeleye iten en önemli amil konjonktür denilen sihirli cümle olmuştur.
Biden yönetiminin işbaşına gelmesi ile Rusya’da Putinizm kavramını kuşatma altına alacak söylemler arka arkaya gelmeye başladı. Avrupa da bu rüzgâra boyun eğdirilince Ukrayna açısından yeniden bir fırsatın ortaya çıktığı Ukrayna siyaset aklında belirginleşmeye başladı. Ama tüm bunların içinde son bir yılda bölgede öyle gelişmeler yaşandı ki asıl Ukrayna’yı cesaretlendiren hususun bu gelişmeler olduğunu düşünmekteyim.
 
İdlib, Libya ve Dağlık Karabağ
Türkiye’nin Rus destekli birimler ile dünya coğrafyasında giriştiği kora kor üç mücadele Rus Savunma Sanayii ve bunun üzerine inşa edilmiş Rusya imajının sorgulanmasının kapısını araladı. Bu cümleler, Rusya’nın bölgenin en güçlü aktörlerinden birinin olduğu gerçeğini değiştirmez elbette lakin yaşanan çatışmalar ve ortaya çıkan sonuçlar da uluslararası düzeyde hâlâ tartışılmaya devam ediyor.
Türkiye’nin Rusya destekli İdlib saldırganlığına İdlib’de verdiği cevap Esad rejiminin Suriye iç savaşından bu yana en büyük kaybı vermesi ile sonuçlanırken, Türkiye’nin askerî harekâtına ne Rus hava savunma sistemleri engel olabildi, ne de Rus Savunma Sanayii’nin diğer ürün gamı. Hemen arkasından Trablusgarp ve en sonunda 30 yıldan bu yana çözülemeyen Dağlık Karabağ işgalinin Türkiye destekli bir harekât ile aleni bir şekilde askerî üstünlük sağlanarak çözülmesi Ukrayna’yı ayrılıkçılar ile olan mücadelesinde belli bir noktaya taşıdı.
 
Ukrayna Atina ve Sparta arasında tarafsız kalırsa Meloslular ile aynı kaderi mi paylaşır…
 
Tukidides’in çağlar öncesinde kaleme aldığı “Peleponezya Savaşları Tarihi” bugün hâlâ Uluslararası İlişkiler müfredatının en temel eserlerinden birisi olmaya devam etmektedir. Bugün Ukrayna’nın içinde bulunduğu şartlar ve muhteva farklı da olsa Ukrayna, Rusya ve Batı karşısında tarafsız bir devlet değildir ve tarafsız kalmaması da en doğru hâl tarzıdır.
 
Nedir Melosluların hikâyesi…
 
Atinalılar Peleponez Savaşları esnasında Melos’u kuşatırlar ve Melosluların Atina yönetimine boyun eğmesini dikte ederler. Meloslular ise Atina’ya Sparta adına savaşmadıklarını ve tarafsız kalmayı tercih ettiklerini iletirler. Atina, güce göre hareket etmenin doğanın bir kanunu olduğunu vurgulayarak Melosluların Atina’ya teslim olmasını bildirirler ve aralarında bugün “Melian Diyaloğu” olarak da bilinen bir diyalog geçer.
Buradan alıntıyla Atinalılar Meloslura “Sizler de biliyorsunuz ki bu dünyada güçlüler yapabileceklerini yaparlar, güçsüzler ise sadece acı çekerler. Hak denilen kavram ise sadece güç dengesinin oluştuğu taraflar arasında olan bir husustur” derler.
Meloslular bunun üzerine Atinalılara sorarlar: “Söyler misiniz lütfen, sizin yönetiminiz altında olmak nasıl bizim iyiliğimize olabilir?” Atinalıların cevabı ise bugün dahi geçerli olan bir hakikate tekabül etmektedir: “Sizin için iyilik, başınıza en kötüsü gelmeden bize teslim olmanız, bizim için ise iyilik, sizi yok etmeksizin bu savaşı kazanmamızdır.”
Tüm bunlardan mülhem Ukrayna elbette Meloslular gibi bu ortamda Rusya’ya karşı tarafsız kalmamalı ve Melosluların kaderini paylaşmamalıdır. Lakin, dara düştüğünde de kendi göbeğini kendisinin kopartması gerektiğini de aklında tutmalı, 2014 yılında Kırım ilhak edilirken ve o günden bugüne de Batı’dan kayda değer bir destek görmediği gerçeğini unutmamalıdır. Tıpkı Melosluların yardımına Sparta’nın da gelmediği gibi…
 
Türkiye, Ukrayna’nın vereceği mücadelede Rusya ile direkt karşı karşıya gelmemeye dikkat edecektir…
 
Türkiye, Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne saygı duyulması gerektiğini ve bunun uluslararası hukukun bir gereği olduğunu, Kırım’ın Rusya tarafından ilhakını asla kabul etmediğini aleni bir şekilde muhataplarının yüzüne zaten söylüyor. Ukrayna ile savunma sanayii başta olmak üzere birçok alanda stratejik adımlar attığını da tüm dünya biliyor. Hatta bu ilişkiden duyulan bir rahatsızlığın emaresi olarak Rusya’nın zaman zaman Suriye coğrafyasından diş gösterdiğini görüyoruz. Lakin, tüm bu bilinenlere rağmen Türkiye’nin Dağlık Karabağ ve Libya’da olduğu kadar Ukrayna’da ön planda olmayacağını şimdiden söyleyebiliriz. Elbette bu ön planda olamama hâli Türk savunma sanayii ürünlerinin sahada olmayacağı anlamına gelmez.
Rus savunma sanayiinin dünya silah ticaretinin %21’ini oluşturması nasıl bir hakikat ise ve Türkiye, Suriye’den Libya’ya, terörle mücadeleden Dağlık Karabağ’a bu hakikat ile karşı karşıya kalıyor ise, Türk savunma sanayii ürünleri de dünyada birçok coğrafyada ve birçok aktörün yüzleşmek zorunda kalacağı bir hakikat olacaktır. İşte tam bu konuyu daha detaylı yine bu köşede uzun uzun değerlendireceğiz.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
618427 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yusuf-alabarda/618427.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT