BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir kayıt hikâyesi

Bir kayıt hikâyesi

Anayasa "Eğitim parasızdır" diyor. Bakanlık , "Zorla bağış almayın" diyerek esnek davranıyor. Okullar, "Para olmadan eğitimi yapamayız" şeklinde isyan ederken veliler ise arada kalmanın sıkıntısını yaşıyor.



İSTANBUL- "Aman beyefendi 3 milyon olur mu? Hiç olmazsa 10 milyon daha verin" diyen kadın istediği parayı almakta ısrarlı. Adam sert çıkıyor, "Bana ne hanımefendi. Ben aslında bunu da vermezdim. Ama sizin güzel hatırınız için veriyorum. Çok ısrar ederseniz onu da geri alırım." Pazarlık bozulacak gibi görünüyor. Araya birileri giriyor, işi 10 milyona bağlıyorlar. Ve çocuğun okul kaydı yapılıyor. Hani kayıt sırasında para alınmayacaktı? Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu, "Kayıtlar sırasında velilerden kesinlikle zorla bağış alınmayacak" dememiş miydi? Ortada bir yanlışlık vardı. Ama bu yanlışlık nederedeydi? Okul görevlilerine, "Pardon! Siz kayıt sırasında beyefendiden para aldınız. Üstelik de pazarlık yaptınız. Bakan bey bir duyarsa!.." diye çıkışıyorum. Görevli dişlerini sıkarak ayağa kalkıyor. Oldukça sinirli bir şekilde, "Sen de kimsin? Bakanın avukatı mısın? Git o bakana söyle gelsin şu okulun haline bir baksın. Ankara'dan oturup açıklama yapmak kolay. Bu okulun bu kadar masrafını kim karşılıyor? Ankara'dan hayal edince bu okulun duvarları boyanıyor mu? Suları akıyor mu? Elektrik borçları ödeniyor mu? Ne kadar ödenek gönderiyorlar?" Görevli belki haklıydı. Ama ortada bir açıklama vardı. "Hiç canım öylesine bir hatırlatayım" dedikten sonra oradan merdivenlere doğru yöneliyorum. Küçükçekmece'deki bu okulda biraz daha kalırsam kesinlikle sopa yiyeceğim. Burada gazetecilik yapmanın gereği yok diyerek tüyüyorum. "Valla param yok" Bakırköy Osmaniye İlköğretim Okulu... Bir baba elinde bir top fotokopi kâğıdı, kayıt bürosunun önünde bekliyor. Yanına sokularak, "Ne kadar istiyorlar?" diye soruyorum. Adam kulağıma eğilerek, "10 falan istiyorlarmış. Sen de mi kayıt için geldin?" diyor ve ekliyor, "Boşuna bekleme, dosya falan almamışsın. Git şu karşı kırtasiyeye orada hazır dosyalar var, 5 milyon lira. Ondan bir tane al. Fotokopi kâğıdını da oradan alırsın, diğerleri kolay." Kayıt yaptırmayacaktım. Ama bir kayıt nasıl yapılıyor diye izlemek iyi olurdu. Genç babaya, "Ben de seninle içeriye geleyim mi. Kim diye sorarsa ben dayısıyım derim tamam mı?" diyerek izni koparıyorum. Ve sıra bize geliyor. İçerideki görevli yüksek sesle, "Sıradakiiii" diye bağırınca ikimiz birden içeriye giriyoruz. Görevli beni ikaz ederek, "Siz sıranız gelince girersiniz. Lütfen dışarı çıkın" uyarısı yapıyor. Hiç adını bile bilmediğim çocuğun dayısı olduğunu söyleyince içeride kalıyorum. Ve kayıt başlıyor. "Elektrik faturanız tamam. İkâmetgâh tamam. Nüfus cüzdanı ve fotokopisi tamam. Pullar tamam. Zarflar tamam. Fotokopi kâğıdını da almışsınız" diyen görevli belgelerimizi onaylıyor. "Şimdi gidin yan odaya oradan bana bir kâğıt getirin." Yan oda "Koruma Derneği"nin odası. Bir bayan oturuyor. Bir elinde makbuz koçanı, öteki elindeki kalem sürekli takla atıyor. Bize dönerek, "Bağış alalım beyefendi" diye para istiyor. Genç baba, "Valla hiç param yok. 8 aydır işsizim. Beni idare edin" Kadın bu kez bana yönelerek, "Siz neyi oluyorsunuz? O zaman siz verin beyefendi". Kabak başımıza patlamıştı. Yeğenimiz için para istiyorlardı. Amma velakin bende de yoktu. "Beraber çalışıyorduk. Ben de işsizim" deyip sıyrılmak istiyorum. Kadın biraz bozuluyor ama, "Hadi öyle olsun" diyerek anlayış gösteriyor. Para ödememenin bedelini ise öğrenci dosyasına havale ediyorlar, "Velisi işsiz " Gazeteciler gelirse!.. Sırada Güngören Mehmetçik İlköğretim Okulu var. Kayıt odasında hararetli bir tartışma yaşanıyor. Bir anne yanında getirdiği çocuğu okula kaydettirmek istiyor. Ancak görevli öğretmenler, "Hanımefendi sizin adresiniz burası değil" diyerek kayıt yapmak istemiyor. Anne ısrarlı, "Olur mu kardeşim! Büyük kızım burada okuyor." Öğretmenler kadını ikna edemeyeceklerini anlayınca, "Bize kalsa alırız. Zaten geçen yıl iyi bağış yapmışsınız. Ama talimat bu şekilde. Sizin çocuğunuzu alamayız. Şimdi alırsak başımız belaya girer." Kadın öğretmenlerin gönülüne su serpmek istiyor, "Neden başınız belaya girsin, kimseye söylemem." Öğretmenler ağızlarındaki baklayı çıkarıyor, "Siz gazete okumuyorsunuz herhalde? ..... Gazetesi aşağıdaki okulu manşet yapmış. (Zorla kayıt parası alıyorlar) diye yazmışlar. Şimdi burada da bir gazeteci olursa yanarız valla. Adamların işi belli olmaz çıkıp gelirler!" Öğretmenler bu velinin durumunu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne sorup kanunsuz iş yapmayacaklarına söz verince kadın ikna oldu. İkna olmasına oldu ama, biz gazetecilerin şeceresine de yalakalık olsun diye şöyle bir kalay attı. biraz daha durursam burada da epeyce nasiplenecektim. Ses çıkarmadım, diğer o meşhur okula doğru yol aldım. Kutsal meslekmiş! Bahsedilen okul Haznedar Abdi İpekçi İlköğretim Okulu idi. Okulun bir gazeteci hışmına uğradığı belliydi. Camda, "Sayın veliler yapacağınız bağışlar, temiz bir ortamın hazırlanmasında, sağlıklı ve başarılı bir eğitim öğretimin sağlanmasında, işçi aylıklarının ödenmesinde ...... kullanılacaktır" yazılı bir kâğıt yapıştırılmıştı. Okul kayıtlarının yapıldığı yerde ise yine bir veli ile öğretmen arasında tartışma yaşanıyordu. Öğretmenin bağış istediği bir veli, "Bana ne kardeşim. Bu devlet yüzünden 35 bin dolarımı borsada batırdım. Kesinlikle size bağış yapmam. Ama 5 milyon verebilirim" diye bağırıyordu. Öğretmen ise, "İyi de beyefendi bu okul nasıl yürüyecek? Siz bağış yapmazsanız bu öğrenciler pislik içinde mi okuyacak? Bu çocuk sizin, benim değil. Siz bana değil çocuğunza yardım edeceksiniz" diyerek ikna etmeye çalışıyordu. Veli vermemekte kararlı, "Bana bakın öğretmen hanım. Ben size para falan vermeyeceğim. Kayıtlar bitsin eğer ihtiyacınız varsa, çocukla birlikte bir yazı gönderin. İstediğiniz kadar para ödeyeyim. Ama öyle çıkıp açıklama yapacaklar, sonra da bu olup bitene göz yumacaklar. Yok öyle kabadayılık. Benden kuruş çalışmaz." Öğretmen veliyi ikna edemeyeceğini anlayınca, "Kabahat sizde değil beyefendi. Kabahat bizde. Ne işin var gelip öğretmen oluyorsun. Kutsal meslekmiş. Sonra da böyle dilencilik yapıyoruz. Vah öğretmenlik vah..." Öğretmenin gözleri dolmuştu. Veli dayanamayıp 15 milyon verdi. Böylece kayıt bitti.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT