BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Adli yıl başladı ama...

Adli yıl başladı ama...

Adli yıl dün başladı. Ancak Adalet Bakanlığı bina meselesini bile aşabilmiş değil. Adliyelerin çoğu işhanlarının kiralık katlarında sıkışmış halde. Görünen o ki hakimler yine iş yoğunluğu altında daralacak ve teknik yetersizlik yüzünden bunalacaklar. Belki de dosyalar açılamadan bir sonraki adli tatil başlayacak.



İSTANBUL- Adli yıl yine sancılı başladı. Yığılmalar nedeniyle mahkemeler doldu taştı. Adli tatilden dönen hukukçular ayaklarının tozu ile masalarına oturdular ancak bu taze ve huzurlu bir başlangıç olamadı. Hakimler önlerinde çuvallar dolusu dosya buldular ve kalabalıklar koridorlara sığmadı. "Adliye sarayı" Adalet Bakanlığı çalışanları binalarından hiç hoşnut değiller. Bina meselesi hallolmadığı için insanlar daracık koridorlara sıkışmak zorunda kalıyorlar. İşhanlarının kiralık katlarında vazife yapmak çok yorucu, kapıya "Adalet Sarayı" yazmakla apartman dairesi "saray" olmuyor. Dosya dağları Türk Adaletinin en büyük handikapı iş kesafeti. Bu yüzden davalar delliler yeterince toplanamadan görülüyor ve alınan kararlar kimseyi tatmin etmiyor. Nitekim 2000 yılında görülen 100 ceza davasından ancak 52'si mahkumiyet ile neticelendi, 22'si yargılama sürecinde bitirilemediği için düştü. Eğer titiz bir tahkikat yapılamazsa aynı şeylerin tekrar etmesi işten bile değil. Daktilo takırtıları arasında Mahalle muhtarlarının bile bilgisayara geçtikleri iletişim ve bilişim çağında mahkemeler masa sallayan iri şaryolu daktilolarla çalışıyor. Hakimler eski Türk filmlerindeki gibi "Yaz kızım" diyorlar. Klavye şakırtısından ifadeler duyulmuyor. Dosyalar sarılıp sarmalanıp tozlu arşivlere kaldırılıyor. Bölünmüşlük problemi Türkiye'de yargı; adli, idari, askeri ve Devlet Güvenlik Mahkemeleri olarak bölünmüşlük içinde. İdari mahkemelerde yazılı delil esas alındığı için şahit dinlenemiyor. DGM'ler ihtisas mahkemesi gibi gösterilse de onlara atanan hakim ve savcılar özel bir eğitimden geçmiyor. Hukukçular bütün bunları eşitlik ilkesi ile bağdaştıramıyorlar. Aynı Anayasa ile mi? Mevzuatın birçoğu değişen toplumun değerlerine uymuyor. Düşünce hâlâ suç, yıllar öncesinin "kutsal devlet zihniyeti" ile hazırlanan ve devleti vatandaştan koruyan kanunların geçerliliği sürüyor. Hukukçularımız yeterli bulmadıkları halde Anayasamız eskisi gibi duruyor. Değiştirilmesi için çaba gösterilmiyor. Savunma mekanizması, hukukta yargılamanın 'olmazsa olmaz' unsurlarından biri olmasına rağmen, bizde adeta lüks gibi görülüyor. Herbirinin yetişmesi yıllar alan avukatlar, en kıymetli zamanlarını adliyeler arasında mekik dokumakla tüketiyor, koridorlarda bekliyorlar. Bir avukat okumak, araştırma yapmak bir yana, kendine bile zaman ayıramıyor. Yargı bağımsız mı? Her ne kadar, Anayasamızda "Hiçbir organ, makam, merci ve kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez. Genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz" denilse de zaman zaman yargının baskı altına alındığı konuşuluyor. Yapılan anketlere bakılırsa insanımız yargıya sadece % 19 oranında güveniyor. Reform şart ama Bütün bunlara cezaevlerindeki problemler de eklenirse zor bir yıl yaşanacağı aşikar. Ancak mâlum krizle boğuşan hükümetin zikredilen problemleri gidermek için kaynak bulması ve köklü kararlar çıkarmasını beklemek hayal. Hukukçular bir sonraki adli tatilin ardından yine aynı şeyleri konuşacak olmaktan korkuyorlar.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 104390
    % -0.45
  • 5.4778
    % -0.03
  • 6.2168
    % -0.01
  • 7.2503
    % -0.22
  • 229.653
    % -0.17
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT