BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sonu böyle bitmemeliydi

Sonu böyle bitmemeliydi

Bir yuva daha yakılmıştı... Ama kimsenin umurunda değildi. Üç çocukla bu kızcağız ne yapacak, neyle geçinecekti?Allahtan Ayla’nın annesi babası kızlarına sahip çıktılar. Kızlarının ev kirasını onlar ödüyor. Marketten alış verişlerini onlar yapıyor...



İzmir’den Hatice Güleryüz’ün hatırasına kaldığımız yerden devam ediyoruz... Komşusu Ayla ismindeki onaltı yıllık üç çocuk annesi kadın, evlendiği günden itibaren kocasına ve ailesine saçını süpürge etmesine rağmen, kocasının kendisini aldattığını öğrenince şok olur... “Kocası, o günden sonra Ayla ile hiç mi hiç ilgilenmiyor. Eve geç gelmeler, anlamsız surat asmalar vs... Yıllarca hem eşine hem ailesine saçını süpürge eden genç kadın, bu ilgisizliğe tahammül edemiyor. Ardından gelsin aile için kavgalar... Nihayet Ayla diyor ki eşine: -Gel oturup konuşalım. Senin ne derdin varsa söyle bana. Ya birlikte paylaşalım derdini, ya da evine olan ilgisizliğine artık son ver. Her gece sabahlara kadar gözlerimiz yollarda kalıyor. Nedir senin bu halin? Nihayet kocası baklayı ağzından çıkartıyor. Bir kadınla birlikte olduğunu, ama en kısa zamanda bu yanlış işten vazgeçeceğini, kendisine biraz süre vermesini rica ediyor. Ayla çocuklarının hatırına, bu sıkıntıya da katlanıyor. Altı ay geçiyor aradan. Kocasının ailesinde herkesin haberi olduğu halde, Ayla kendi ailesine hiç haber vermiyor. Keşke haber verseydi, iş işten geçmeden. Ayla’nın anneleri, bir Ramazan günü, Erzurum’a ablasının yanına gitmişlerdi. Baktım Ayla geldi eve. Hem de iki gözü iki çeşme ağlıyor kızcağız. Yanına gittim. İlgilenmek istedim. Kabul etmek istemiyordu. Kimseye güveni kalmamıştı. Zavallı kızcağız, orucunu bile suyla açmıştı. Ardından bir ağlama krizine girdi ki sormayın... Bu evlilik artık yürümeyecekti. Tabii hepimiz üzüldük. Buna rağmen, olaydan baştan beri haberdar olan kayınvalidesi “Kızım hata bizim oğlumuzda. Annenleri çağıralım da hep beraber bu işe bir çare bulalım.” demiyordu. Oruç akşamı kızcağızı ağlattılar. Derken haber verildi. Kızcağızın ailesi geldi. Aile meclisi kuruldu ve bu evliliğe bir nokta koymaya karar verdiler. Gerçekten bir ay sonra Ayla eşinden boşandı. Annesinin yanında bir eve kiracı olarak taşındı. Kocası ne yaptı peki? Pişman mı oldu? Ne gezer. Üç ay sonra yeni tanıştığı bir bayanla evlendi. Ama Ayla ile evlenirken giyim kuşam şartı koyan beyefendi(!) yeni evleneceği kadının dekolte denecek kıyafetine bile göz yumuyordu. Yeni gelinin gelinliği artistlerin kıyafetinden aşağı kalmıyordu... Biz gelelim Ayla’ya. Onaltı yıl boyunca, boşa kürek çeken kızcağızın çocuklarının velayeti babalarında olmasına ve hatta nafaka olarak belli miktarda para ödemeyi kabul etmesine rağmen, çocukları da Ayla’ya göndermişti. Onu da zorla veriyordu. Ama yeni geline son model araba bile alabiliyordu. Öte yandan dürüstlük adına mangalda kül bırakmayan eski kayınpeder, bir günden bir güne gelininin halini merak etmemişti. Bir yuva daha yakılmıştı. Ama kimsenin umurunda değildi. Üç çocukla bu kızcağız ne yapacak, neyle geçinecekti? Allahtan Ayla’nın annesi babası kızlarına sahip çıktılar. Kızlarının ev kirasını onlar ödüyor. Marketten alış verişlerini onlar yapıyor. Bir akşam kendi evlerinde iseler, bir akşam kızlarının evinde misafir kalıyorlar. Ona bu zorlu hayat mücadelesinde destek oluyorlar. Gel gelelim bütün buna rağmen Ayla’nın gözyaşı halen dinmedi. Çünkü aynı mahallede oturuyorlar halen. Sanki Onun inadına eder gibi, eski kocası, yeni hanımına hep takıp takıştırıyor. Evlerinin önünden gerdan kıra kıra geçip gidiyorlar. Kaynanası amcası, görümcesi, kayınbiraderi hep aynı mahalledeler. Hatta kayınpederi mahallede çok tanınan, çok iyiliksever biri olarak bilinen, hürmet gösterilen bir insan. Ama Allah herkesin içini bilmiyor mu? Evet hayat devam ediyor. Herkes hayatını yaşıyor. Ama bu çocukların ne günahı var? Yazık değil mi üç çocuğa. Hepsi bunalıma girdi. Genç kız, babasıyla görüşmek istemedi. Velayeti annede. Ama polis zoruyla kızını aldı kaçırdı adam. Kız istemiyor üvey anneyle yaşamayı. Öte yandan oğlan problemli. Arsız oldu çıktı. Annesine karşı olmadık hakaretler edebiliyor. Küçük çocuk ise daha ilköğretime yeni gidecek. Baba ise, yeni hanımıyla gününü gün etmekle meşgul. Yazık değil mi bu çocuklara. Yazık değil mi üç çocuğuyla hayatta tek başına kalmış bu kadıncağıza... Erkekler neden aldatırlar. Neden mutluluğu evinde değil de dışarıda ararlar? Ne olursa olsun bu evlilik böyle bitmemeliydi...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT