BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > KOCA YUSUF

KOCA YUSUF

Yusuf, Nikofski’nin sorusuna kızmıştı: -Bre çorbacı! Naiye müdürüyle işimden saa ne? Kendini zabtiyi çavuşu mu sanırsın? Nikofski, hemen geri adım attı:



Yusuf, Nikofski’nin sorusuna kızmıştı: -Bre çorbacı! Naiye müdürüyle işimden saa ne? Kendini zabtiyi çavuşu mu sanırsın? Nikofski, hemen geri adım attı: -Te be Yusif yannış annadin. Naiye Müdürü iki gün ünce zabtiyeyle eşkıya takibine çıkmıştı da.. Da dünmedi. Unun için surdim. Hani yardimim olur mi diye. Yusuf’un kızgınlığı geçmemişti: -Bre çorbacı! Naiye müdürü yoksa, vekili vaadır. Yusuf, atına atladı, hepsi şaşırmışlardı!.. Yusuf, arkasına bakmadan atını sürdü. Nadya, annesi ve arkadaşları, Yusuf’un niçin kızdığının farkında değillerdi, arkasından bakakalmışlardı. Özellikle de, Yusuf’u, evlerinde misafir etmeyi hayal eden Nadya, ne yapacağını bilemiyordu, bir annesine, bir babasına koşuyor, çaresizce, giden Yusuf’un arkasından bakıyordu babasının ellerine yapıştı: -Buba ne olir, oni geri getir. Nikofski, Yusuf’un davranışı ve Hazım ağayı görmek istemesi karşısında paniklemişti, sıkıntıyla bıyıklarını buruyordu, kızına yüz vermedi eliyle itti: -Git bre başımdan gidinin şırfıntısı. Patlatmiyayim tokadi. Nikofski, hızla eve girdi, biraz sonra dışarı çıktığında, mavzeri elindeydi, hızla kiliseye doğru gitti. Yusuf’un Nahiye Müdürü Hazım Ağa’yı görmek istemesi, niçin görmek istediğini sorması üzerine, hemen kızması Nikofski’yi çok tedirgin etmişti. Yusuf’la ilgili nice hayaller kuran Nadya, hayallerinin bin parça olması üzerine yıkılmıştı. Annesinin göğsüne yaslanmış ağlıyordu: -Bi teşkür bile idemedim. Niçin büle oldi, hem bubam, hem Yusuf, niçin bu kadaa kızdi? Anası ve arkadaşları, Nadya’yı teskin etmeğe çalışıyorlardı, ama başaramıyorlardı. Cin gibi olan arkadaşlarından Sofia, çareyi bulmuştu galiba: -Adi Nadya, üstüni diştir de, çiçekleemizi niyet çömleene götüremm. Arkadaşının sözleri, Nadya’nın ağlamasını kesti, hemen yerinden fırladı, üstünü değiştirmek üzere eve koştu. Annesi ve arkadaşları arkasından gülüyorlardı. Annesi, eve koşan kızının arkasından sevgiyle baktı: -Ah şuu gençlik. Filepe’nin havası gibi ne de çabuk değişiyeri. Şu Hıdrellez adeti bizleri de nasıl etkiliyeri... Atını, Nahiye binasına doğru süren Yusuf, kendi kendini yiyordu, elinden gelse, yere inip, kafasını taştan taşa vuracaktı. “Büüle bir ataayı nasıl yaptım, daa ilk gürevde baltayı taşa vurdum. Bu kafayla, Demir Baba’nın, Cüce’nin süledii vazifeleri nası başarcan” diye kendi kendine söyleniyordu. ¥ DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT