BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > HASRET

HASRET

Fırtınaya yakalanmış pusulasız bir gemi gibiydiler. Nereye gideceklerini bilmeden yürüyorlardı gecenin yarısında. Cemal Yorulmuş çuvalı yere indirmişti. Biraz ilerde yanan belediye otobüsü duruyordu. Asfalttan çıkarmışlar yolun kenarındaki ağaçların altına çekmişlerdi...



Barış Sokağına giren bir polis otosundan çıkan polis memurları parktaki bu aileyi şaşkın şaşkın izlemeye başlamışlardı. Genç bir memur tavizsiz bir ses tonuyla Hüseyin’i sorgulamaya başladı. Anlaşıldığı kadarıyla biraz aşağıda vuku bulan otobüs yakma hadisesinin faillerini arıyorlardı. - Ne yapıyorsunuz bu saatte burada? Hüseyin ne diyeceğini bilemiyordu. - Evden attılar amirim, kalacak yerimiz yok. - Kim attı evden? - Ev sahibi beyim. - Kardeşim parkta kalınır mı bu saatte, hiç kimseniz yok mu koca şehirde? - Buralarda yok beyim. - Nerde oturuyordunuz siz? - Şu ileriki gecekonduda. Genç memur başını iki yana salladı. - Olmaz kardeşim burada kalamazsınız, burayı terkedin lütfen... Hüseyin’in dilinden gene aynı sözler dökülmeye başladı. - Sığamadım koca dünyaya sığamadım... - Ne diyorsun kardeşim? - Bir şey demiyom amirim. Sadece koca dünyaya sığamadım diyom... Genç memur bu kez tavizsiz konuştu. - Çabuk burayı terkedin! Çuvalların üzerinde uyuklayan Hatice’yi uyandırdılar. Mihriban bir çuvalı aldı sırtına, küçük bir çuvalı Cemal omuzladı, Diğerlerini Hüseyin aldı Barış Sokağından sahile inen yokuşa doğru inmeye başladılar. Fırtınaya yakalanmış pusulasız bir gemi gibiydiler. Nereye gideceklerini bilmeden yürüyorlardı gecenin ikinci yarısında. Cemal Yorulmuş çuvalı yere indirmişti. Biraz ilerde yanan belediye otobüsü duruyordu. Asfalttan çıkarmışlar yolun kenarındaki ağaçların altına çekmişlerdi. Hüseyin’in aklına bir fikir gelmişti. Bu geceyi kapalı bir mekanda geçirmek için burdan daha iyi bir yer olamazdı. Önüne arkasına baktı. Kimsenin olmadığından emin olduktan sonra önce Cemal’i ve Hatice’yi soktu otobüse. Peşinden Mihriban ve en son kendisi bindi. Otobüsün tüm iç döşemeleri ve koltukları yanmış bir kuru iskelet kalmıştı. Çuvalları ortaya yaydılar. Zaten uyuklamakta olan Hatice’yi yatırdılar. Sonra Cemal’i yatırdılar. Mihriban zaten kapanan gözkapaklarına hakim olamamış otobüsün ortasına uzanıvermişti. Hüseyin bir müddet Boğazı seyretti, otobüsün penceresinden. Sonra o da yığıldı orta yere... ¥ DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT