BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eshabı kiramın mezhebi

Eshabı kiramın mezhebi

Bin küsur yıldan beri herkes bir mezhebe bağlı iken, bazı türediler, “Peygamberin mezhebi ne idi? Eshabın ve Tabiinin mezhebi mi vardı?” diyerek, herkesi başı boş, mezhepsiz yapmaya çalışıyorlar. Bu konuda iki örnek verirsek gayet iyi anlaşılacağını ümit ediyoruz. Birisi Milli Eğitimden, diğeri de ordudan.



Bin küsur yıldan beri herkes bir mezhebe bağlı iken, bazı türediler, “Peygamberin mezhebi ne idi? Eshabın ve Tabiinin mezhebi mi vardı?” diyerek, herkesi başı boş, mezhepsiz yapmaya çalışıyorlar. Bu konuda iki örnek verirsek gayet iyi anlaşılacağını ümit ediyoruz. Birisi Milli Eğitimden, diğeri de ordudan. Milli eğitime bağlı okullar, sınıflar, müdürler, öğretmenler ve öğrenciler vardır. Okul ile sınıf, müdürle öğretmen mukayese edilmez. Çünkü hepsinin görevleri farklıdır. Öğretmenle öğrenci de mukayese edilmez. Öğrencileri müdür veya öğretmen yerine, öğretmenleri de öğrenci yerine koymak yanlış olur. Öğretmen veya müdür hangi sınıfın öğrencisi denemeyeceği gibi, şu öğrenci, hangi okulun müdürü denmez. Öğretmen ve müdüre öğrenci denmez. Öğrenciye de, öğretmen veya müdür denmez. Atalarımız, “Temsilde [misal vermede] hata olmaz” demişlerdir. Müctehid âlimler birer öğretmen gibidir. Mutlak müctehidler ise müdür gibidir. İnsanlar da öğrenci gibidir. Öğretmene, bu hangi okulun müdürü denmeyeceği gibi, öğrenciye de hangi okulun öğretmeni denmez. Öğrenciler öğretmene tâbi olduğu gibi, insanlar da müctehide tâbi olur. Öğretmenler nasıl müdüre bağlı ise, tamamı müctehid olan Eshabı kiram da, Resulullah efendimize bağlı idiler. Tabiinde ise müctehidler ve halk var idi. Halk müctehidlere tâbi oluyordu. Halkın mezhebi tâbi olduğu müctehidin mezhebi idi. Mezhepsiz kimse yok idi. Eshabı kiram, “Biz Resulullaha değil, yalnız Allaha tâbiyiz” demez ve diyemez. Sıradan bir müslüman da “Ben müctehide tâbi olmam, ben yalnız Resulullaha tâbi olurum” diyemez. Müctehid, Allahın ve Resulünün emirlerini bildiriyor. Müctehide tâbi olmak Allah ve Resulüne tâbi olmak demektir. Nasıl ki öğretmen müdüre, müdür de Milli Eğitim Bakanı’na, Milli Eğitim Bakanı da Başbakana bağlı ise, insanlar bir müctehide, müctehidler mutlak müctehide, mutlak müctehidler de Resulullah efendimize bağlıdır. Bağsız yani mezhepsiz kimse yok idi. Ordudaki misal daha cazip. Bütün subayların bir sınıfı olur. Topçu yüzbaşı, piyade albay gibi. Ama general olunca artık sınıf kalmaz. Topçu general olmaz. Artık o bütün sınıfların generalidir. Generaller de, sınıfsız ama, onlar da ya havacı, ya karacı veya denizcidir. Bunlardan birinde olmayan general olmaz. Bunlar da, ordu komutanlıklarına, ordu komutanları da hava, deniz veya kara kuvvetlerine bağlıdır. Kuvvet komutanları Genelkurmay’a bağlıdır. Dikkat edilirse, gerek eğitim sisteminde ve gerekse orduda âmirsiz sistem yoktur. Bir silsile vardır. İnsanlar birer er gibidir. Bağlı oldukları bölükler, taburlar alaylar vardır. Müctehidler generaller gibidir. Mutlak müctehidler kuvvet komutanları gibidir. Resulullah efendimiz de Genelkurmay başkanı gibidir. Genelkurmay Başkanı, hangi bölüğün eri veya hangi kuvvet komutanlığına bağlı denilemeyeceği gibi, Eshabı kiramın veya Resulullahın mezhebi ne idi denemez. Bu durum iyice anlaşılınca, herkes haddini bilmeli, er olan erim demeli, subayla benim aramda ne fark var dememeli. Bir müslüman da müctehidle boy ölçüşmemelidir. Hatta peygambere bile tâbi olmayıp ben Kur’ana göre hareket ederim demesi ne kadar tuhaf olur değil mi?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT