BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanç

Kıskanç

Ayşe, elinde tepsiyle girdi odaya: -Kahveni getirdim Murat. -Teşekkür ederim Ayşe. -Ekmeğe yine zam gelmiş. Haberlerde dinledim. -Yapsınlar be. İyice bitirsinler milleti.



Ayşe, elinde tepsiyle girdi odaya: -Kahveni getirdim Murat. -Teşekkür ederim Ayşe. -Ekmeğe yine zam gelmiş. Haberlerde dinledim. -Yapsınlar be. İyice bitirsinler milleti. -Beceriksizler. Zam yapmaktan başka bir şey bilmezler ki. Haberler diye televizyonun karşısına geçiyoruz. Hep aynı çehreler. O şöyle dedi. O şu konuda basın toplantısı yaptı. O suçu iktidara attı, o muhalfete attı. Yazık inan ki yazık... Şu mahkemelere yolları düşse de bir görseler çaresizlik yüzünden yıkılan yuvaları. Bir görseler anası babası ayrılan çocukların boyunlarını büküşlerini. Şöyle azıcık vicdanı olan insan, ya o makamda oturmaz ya da gerçekten icraatta bulunur... Murat duygularını sıralamaya devam ediyordu. O esnada, adliyeden bir haber vardı. Murat’ın konuşmasını kesen Ayşe, televizyona kilitlendi. Bir cinayet davasının basına yansıyan bölümü görüntüleniyordu. Olacak ya, kameraya Murat da girmişti. Hem de yanında gözlüklü uzun boylu esmer bir kadın vardı. Murat ile samimi bir havada gülüşüyorlardı. Murat’ın birden canı sıkıldı. “Hay Allah” dedi. Bu kameralar, haber peşinde koşacağız derken kaç insanın başına çorap ördüklerini bilmezler ki? Bozuntuya vermeden, “Hay Allah bizi de çekmişler. Evet evet bu davada ben de ordaydım. Epey gürültü dinledik koridorda” derken, olayı sıradan bir şeymiş gibi takdim etmek istiyordu. Ama Ayşe’nin “Bak seni de çekmişler Murat. Sen de çıktın ekrana” diyen neşeli sesi, volümü kısılırcasına birden değişti ve kocasına döndü: -O yanındaki kadın kim Murat? Murat hanımına ne diyeceğini bilemiyordu. Kamera tam da zamanında (!) yakalamıştı. Ama Ayşe’ye cevap vermek durumundaydı: -Kim olacak tabii ki müvekkilim canım. -Aaa neden hemen öfkeleniyorsun ki? Sana soru sordum. -Ben de sana cevap verdim. Müvekkilimdi tabii. -Çok da yaşlıymış hani. Senin dediğin gibi onbeş yıllık evliye benziyor(!) Bu nasıl çok yaşlıysa. -Bana baksana Ayşe? Yine ne demek istiyorsun sen? Yahu neden böyle her akşamı burnumdan getiriyorsun benim. -Ben senin niye burnundan getireyim ki? Sadece beni kandırmana gerek yok diyorum o kadar. Görmüyor musun yirmibeş otuz yaşındaki genç kadınla o kalabalığın arasında bile kahkaha atacak kadar samimi olabiliyorsun. -Yahu Ayşe. Belki inanmayacaksın ama aslında o gülüştüğümüz esnada olaylı davanın taraflarından birinin ağzından çıkan mahalli şiveye gülüyorduk. Öfkeyle konuşunca çok komik bir kelime oluşmuştu. Ona gülmüştük. -Ay çok komik. -Amaan inanmazsan inanma. Seni inandırmak gibi bir zorunluluğum olmasa gerek... Kahve için teşekkür ederim. Ellerine sağlık. -Bana da bir kahkaha atabilirdin Murat bey. Ama benim öyle taralı saçlarım ve de gözlüğüm yok değil mi? Murat cevap vermedi. Kızı Mine’nin bu ağız dalaşından istifade ederek eline geçirdiği kumanda ile televizyon kanallarını zaplamasını izlemeye başladı. Sonra birden cevap verdi. Konuşmasındaki ses tonu çok bambaşka ve yumuşaktı: -Sana birşey diyeyim mi Ayşe? Bırakalım bu kıskançlık edebiyatını da aslında işlerde biraz artış var. Hatta geçen sana söz etmiştim ya, emekli olacak duruşma katibi vardı. Emeklilik işleri tamamlandı. Yarın benimle birlikte çalışmaya başlayacak. -Haluk amca mı? -Evet evet. Çok tecrübeli biri. O oyalanmak için çalışacak ama ben ondan çok istifade edeceğim. Hele bir başlaşa tamam. Adamın ömrü mahkemelerde geçmiş. Ne davalar görmüş şimdiye kadar. Hakimler bile ona danışırlardı tereddüt ettekleri kararlarda. Yani senin kanaatin nedir bu konuda derlerdi. -Bak buna sevindim işte. -Tabii ya, onun ismini duyup da gelenler bile olur. -Haydi inşallah Murat. Şöyle işlerin bir yoluna girsin. -Canım benim, aslında biz ailecek öyle mutluyuz ki... Sen bilmiyorsun. İnan ki bilmiyorsun. Ben sizden başka kimseyi düşünmüyorum. Hiç kimseyi... -Bilmez olur muyum? Bildiğim için böyle üzerine titriyorum senin. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT