BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanc

Kıskanc

Murat’ın zırvalamaya başladığını hisseden Berrin, hem konunun üzerine fazla gitmemiş hem de Murat beyi zorda bırakmak istememişti. Ama o gerçeği belki de Murat’tan daha iyi biliyordu... Bu arada çaylar tazelenmiş vakit iyice gece yarısına sarkmıştı...



Zorda bırakmak istemedi Murat’ı Berrin ile Murat’ın masadaki o halini birileri görse, kesinlikle onları ya karı koca ya da sevgili zannederdi. Bu durum Berrin’in umurunda mıydı bilinmezdi ama Murat bu halin böyle olduğunu hissedince müthiş derecede rahatsız olmaya başlamıştı. O değilden kolundaki saate baktı. Bir saat yakın süre geçmişti. Kendi evini hayal etti. Şimdi biricik Ayşe’si kimbilir tek başına evde ne yapıyordu? “Gerçekten hanım haklı mı yoksa?” dedi. Öyle ya hiç durduk yerde, kendi hanımını bırakmış elin kadınıyla başbaşa sohbet eder hale gelmişti. -Neden daldınız Murat bey? -Hiiç, ne bileyim, daldım mı? -Sustunuz da birden. -Aslında ben konuşmasını pek beceremem. -Hiç önemli değil. Sizin gibi efendi ve kibar bir insan konuşmasını bilmese de olur. Şu an sizin yanınızda kendimi bambaşka bir dünyada hissediyorum. Ve size açıkça bir şey itiraf etmek istiyorum. Murat dudağını ısırdı. “Eyvaah” diyordu. Ya şimdi bana aşık olduğunu söylerse. Allahım sen bana sabır ver. O böyle endişe içinde halden hale girerken Berrin sözünü tamamladı: -Çok şanslı bir eşiniz var. -Oh, evet çok şanslı. -Böyle sizin gibi bir insanla evli olduğu için şükretmesi lazım. Biliyor musunuz? -Yok canım şımartıyorsunuz beni. -Eşinizle hiç tanışmadım. Ama gerçekten tanışmak isterdim. -Bir ara tanışırsınız sanırım. Ama eşim pek iş yerine falan gelmez. -Şöyle sizleri başbaşa bir yemeğe davet etsem gelmez misiniz? -Bilmem. Nasıl desem ki? -Eğer benim yanınızda olmam sizin mutluluğunuza gölge olacaksa hiç gerek yok. -Hayır hayır. Öyle demek istemedim. -Eğer davetimi kabul etme nezaketinde bulunacaksanız sizi ailecek başbaşa bir yemeğe davet edeceğim. Yer konusunu da sevgili eşinize bırakıyorum. Nereyi arzu ederlerse. -Şey söylerim tabii... -Tabii bizim şu anda konuşmamız anlamsız değil mi. Eşiniz kabul ederse olur bu davet. Murat, “Hayır ben istersem eşim hayır demez!” diyecekti ama son anda vazgeçti. Oysa eşi istemezse Murat nasıl “evet” diyebilirdi? Peki, “hanım evet demeden ben bir şey diyemem” derse, Berrin hanımın gözünde ne hale düşecekti? En iyisi konuyu değiştirmekti. “Eşim böylesi konuları pek bilmez. Yani evden pek dışarı çıkmaz. Yani çocuk yetiştirmek onun çok hoşuna gider.” Murat’ın zırvalamaya başladığını hisseden Berrin, hem konunun üzerine fazla gitmemiş hem de Murat beyi zorda bırakmak istememişti. Ama o gerçeği belki de Murat’tan daha iyi biliyordu... Bu arada çaylar tazelenmiş vakit iyice gece yarısına sarkmıştı. Murat’ın gözü saatteydi. Bir an önce bu enteresan evden ve kadından kopmak istiyordu. -Hani hiç gelen falan olmadı. Telefon da çalmadı. Bak ben size dedim, korkmanıza gerek yok. -Haklısınız ama gelebilirdi. O korkuyla sizi aradım. Kusura bakmayın sizi de rahatsız ettim. -Rahatsız değil de... Yani ne bileyim. Şey isterseniz artık ben gideyim. -Tabii, evde eşiniz bekliyordur. Gerçi bana çok dolu dolu iki saat yaşattınız. Size nasıl teşekkür etsem bilmiyorum. Ama aile mutluluğunuzu da bölmeye hakkım yok. -Artık ben gideyim Berrin hanım, -Siz bilirsiniz. Burada sabahlayacak değilsiniz ya. Sizin bekleyeniniz var. Ben yalnızlığa alışmak durumundayım. Murat fazla bir şey diyemedi. Beyni allak bullak olarak kapıya yöneldi. “İyi geceler” dedikten sonra arabasına yürüdü. Kontağı çevirirken “Allah Allah” diyordu, “Kadın beni sohbet etmeye mi çağırdı, yoksa nöbete mi bilmiyorum. Ayşe’ye bu durumu anlatsam mahvolurum. Kesinlikle söylememeliyim, kesinlikle...” Tuhaf duygular içinde başı zonkluyordu Murat’ın. Ayşe’nin “siz kadınları bilmezsiniz” sözünü hatırladı. Hanımı kendini kıskanmakta haklı mıydı yoksa? > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109877
    % 0.19
  • 3.8589
    % -0.82
  • 4.5524
    % -0.67
  • 5.1623
    % -1.1
  • 156.204
    % -0.26
 
 
 
 
 
KAPAT