BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Abdullah-ı Bosnevî “rahmetullahi aleyh”

Abdullah-ı Bosnevî “rahmetullahi aleyh”

Allah adamlarından olan bu mübarek zat, Kızına vasiyyette şöyle etti nasihat: (Kızım, bu hayatımız bitecek bir gün elbet, Ve “Ölüm”le birlikte başlıyacak “Âhiret”.



Allah adamlarından olan bu mübarek zat, Kızına vasiyyette şöyle etti nasihat: (Kızım, bu hayatımız bitecek bir gün elbet, Ve “Ölüm”le birlikte başlıyacak “Âhiret”. Bu dehşetli hakikat karşısında her insan, Bu iki şey hakkında düşünmeli her zaman. Hayata niçin geldik ve neden dünyadayız? Nedir yaşamaktaki gâye ve maksadımız? Yani bu “Ölüm” nedir, “Âhiret” ne demektir? Bunları, her insanın öğrenmesi gerektir. İşte cenabı Allah, Kitabında mealen, Buyurdu: (Yarattım ki bütün insanları ben, Benim azametimi bilip idrak etsinler, Ve bana îmân edip, ibadet eylesinler.) Bir gün ona sordular: (Efendim, neden acep, Hakîkî müslümanlar güler yüzlü olur hep?) Buyurdu: (Güler yüzlü olur mü’min esasen, Zira mü’min olmanın şiârı budur zaten. Zira hâlis müslüman, “Ölüm”ü unutmaz hiç, Ölümü çok anmak da, verir neş’e ve sevinç. Çünki “Ölüm”, başıdır sonsuz bir yolculuğun, Hazırlanmak lâzımdır bu sefere çok yoğun. İnsan, dünyada bile çıksa bir yolculuğa, Birkaç gün evvelinden koyulur hazırlığa. “Ölüm seferi”ninse, değildir günü belli, Zira hep âni gelir insanların eceli. İşte, bu yolculuğu çok düşünen bir insan, Yapar hazırlığını gelmeden henüz o an. Bu dünya “Hayâl” olup, gâyet kısa zamandır, “Sonsuz”a nisbet ile ömür sanki “Bir an”dır. Bunun da çoğu gitti, azı kaldı geriye, Kavuşmağa bakalım rızâ-i ilâhîye. “Ölüm” uyandırmadan uyanalım ki şu an, Yoksa mahşer gününde, oluruz gâyet pişman.) Her ne zaman nasihat etse idi o halka, “Ölüm” ve “Âhiret”ten bahsederdi mutlaka. Bir gün de buyurdu ki: (Kardeşlerim bu hayat, “Hayâl”den ibarettir, değildir hiç hakikat. Şimdiden kendinizi “Ölüm” ve sonrasına, Hazırlayın ki zira bu, çabuk erer sona. “Âhiret hayatı”nın ebedî olduğunu, Kıyamette, işlerden “Hesap” sorulduğunu, İnsan iyi anlarsa, mes’ele kalmaz, fakat, Anlamadan ölürse, pişman olur o heyhât! Ölüp kabre girince, der: “Eyvâh, ben ne yaptım? Niçin bu hakikati dünyada anlamadım?” Bilmeden bu iş olmaz, bu din “Bilmek” dinidir, Dîni öğrenmek ise, “Amel etmek” içindir.)
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT