BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Her anne bir güneştir

Her anne bir güneştir

Üç buçuk yıl önce kökleri kim bilir ne zaman atılan bir ortaklığa dahil oldum. “Anneler ve çocukları...” Kadın olmanın ne büyük bir onur ve sorumluluğu birarada barındırdığını o gün anladım. Bir şeyi daha: “Annemi ve ‘ancak anne olunca anlarsın’ sözünü...”



Bir anneyle konuşabilirdim bugün. Öyküsüyle örnek olabilecek bir anneyle. Ya yaşadığı sıkıntılara rağmen dimdik duran bir anne, ya da bir mutluluk hikayesinin kahramanıyla... Belki uzun yıllar beklediği bebeğine kavuşan, belki sonsuza kadar ciğerparesinden ayrılan. “Hangisi olmalı?...” Bu soruyu tekrarlayıp durdum... Sonra, madem ki ben de bir anneyim bu hafta izninizle biraz sesli düşüneyim dedim.  “Analar bir süpürge sopası ya da bir güneş gibidir... Varlığı bilindikçe ananın ne olduğu önemli değildir o kadar. Süpürge sopası da, güneş de ordadır; çocuk dövülüp sövülse de, sevginin sıcaklığını duyup aydınlığa erse de, bunu doğanın bir gerçeği sayar ve ananın da bir gençlik yaşadığını, tutkuları, zayıflıkları bulunduğunu, hâlâ büyümeyi, öğrenmeyi sürdürdüğünü, özlemler, acılar duyduğunu anlamaz bile...” (Bernard Shaw) Kim daha şaşkın acaba? Kim daha şaşkın acaba? Dünyaya yeni gelen bu yumuk yumuk elli bebek mi? O’nu ilk kez kucağına alan anne mi? Kim daha ürkek ve acemi; Hiç bilmediği bir yere adım atan yavru mu, Hiç bilmediği bir sıfata kavuşan kadın mı? Kim daha mutlu acaba? Annesinin kucağında onun kalp atışlarını dinleyen bebek mi? Yavrusunun nefesini içinde hisseden anne mi?  Sen rahmime düşmeden önce seni istedim Dünyaya gelmeden sevdim seni Dünyaya gelmeden senin için ölebileceğimi hissettim İşte sevginin gücü bu olsa gerek. (Maureen Hawkins) Yavrusunu kucaklayınca Dünya onun kollarında şimdi. Bütün acılara göğüs gerebilir, bütün zorluklara dayanabilir. Gücü kollarının arasında. Sarılmak bu kadar mı güzeldi? Bu kadar mı haz verirdi insana? Ve bu kadar mı anlatılamaz bu sevgi? Ne desem, ne yazsam boşuna... Anne olanlar zaten anlıyor sözler edilmeden bile. Anneler kendi aralarındaki ortak dil sayesinde paylaşıyor yaşananları. En güzel duyguya ortaklık ediyor. “Neden her gün işe gidiyorsun anne” Nice sınavlar geçirdik, nice zor sorulara cevaplar verdik. Ama bu soruyu her duyduğumuzda zorlandık. “Cevabım yeterli gelmeyecek” diye düşündük.. Ne söylesek çocuklarımız ikna olmayacaktı. “Yanımda kal, benimle kal” sözleri hep bir suçluluk hissetmemize yol açtı. Açıklama yapmak zorunda hissettik kendimizi... “Onun geleceği için çalışıyorum” diye cevaplar bulduk çoğu zaman. Oysa kendi geleceklerimiz de vardı. Emeklerimiz, yıllar süren çabalarımız... Ama annelikle birlikte tekillikten çoğula geçince en uygun şartları hazırlasak da çocuğumuzu bırakıp işe gittiğimizde bir parçamız onunla birlikte kaldı hep. Yürek nasıl bölünürmüş, insanın yarısı nasıl geride kalırmış asıl o zaman öğrendik. Anneler Gününüz kutlu olsun Hem güzel hem de zor özel günler. Anneler Günü’nde bu duyguyu yaşayan biri olarak yazacak çok şey var. Peki ya bunu yaşayamayanlar?... Ya annesini ebediyete uğurlayanlar. Ben şanslıyım, kendi çocuğumla annemi ziyarete gideceğim bugün. Çocuğunu kaybeden, ya da annesiz kalanlar, anne olamayanlar için bugün zor olacak şüphesiz. Anneliği yaşayamasa da öyle hissedebilen, yavrusundan ya da annesinden ayrılan ama sevgisini günden güne kat be kat büyüten, bir anne kadar bir çocuğa emek veren, kısacası yolumuzu bir güneş gibi aydınlatan herkesin “Anneler Günü” kutlu olsun. ‘Saçının bir teli incinmesin’ Kızımın saçlarını ördüm bu sabah... İki örgü... Hiç sesini çıkarmadan kucağıma yaslandı... O kucağıma yaslanınca bütün mutlulukları da beraberinde getiriyor. Düşündüm... Annem de benim saçlarımı böyle örerdi, onun annesi de, onunki de... ‘Dünyanın dört bir yanında kim bilir kaç anne kızlarının saçını örüyor şu anda’ diye geçti aklımdan. Birbirini hiç bilmeseler de, milyonlarca anne ortak bir dilekle tarıyor çocuklarının saçlarını; ‘Yavrumun saçının bir teli incinmesin’... Dilerim bir gün benim kızım da kendi çocuğunun saçlarını tarar, sevgiyle ve dünyanın en büyük mutluluğuyla... Bir süre sonra kızım bana saçlarını taratmayacak belki. ‘Ben yaparım’ diyecek. Ama benim dileğim hep aynı kalacak. Anneminki de, onun annesininki de öyle kalmadı mı?... Yıllar bizleri büyüttü, biz kendi yavrularımızı büyütür hale geldik. Ama annelerimizin gözünde hep aynı yerde kalmadık mı?... Bize bakarken yine içleri titredi, yine bütün annelerin ortak duasını tekrarladılar; ‘Aman yavrumun saçının bir teli bile incinmesin’... Sonra aklıma annemin ‘ancak anne olunca anlarsın’ sözü geldi. ‘Neden hep bizi düşünüyorsun, kendini yaşa’ dediğimde aldığım cevap hep buydu. Anne seni Sahra doğduğu gün anladım. Onu kucağıma ilk veren sendin, ilk sütünü emmesine yardım eden de. O anda bir şey oldu anne. İçimdeki büyük boşluk, tarif edilemez korku ve sevinci birlikte yaşarken senin yüzüne baktım. Sen Sahra’yı kucağıma bırakırken. Sanki üçümüz bir bütündük. Ve sanki hayat o hastane odasında üçümüzün bir arada durduğu o ana kilitlenmişti. Çok korkuyordum, şaşkındım, boğazımda yutamadığım bir şey, kalbimde büyüklüğünü tartamadığım bir mutluluğu bir arada yaşıyordum. ...Ve bunun üstesinden de gelebileceğimi anladım. Çok şanslıydım sen yanımdaydın, her zamanki gibi. Ve bugün bu sayfayı okuyanlar bencillik ettiğimi düşünebilir ama buradan teşekkür etmek istiyorum. Her şey için. Yanımda olduğun için, hep öyle olacağını bildiğim için, hiç hissettirmeden verdiğin, aktardıkların için, benim annem olduğun için. Ve seni çok seviyorum anne! Anneciğim Ak saçlı başını alıp eline, Kara hülyalara dal anneciğim! O titrek kalbini bahtın yeline, Bir ince tüy gibi sal anneciğim! Sanma bir gün geçer bu karanlıklar, Gecenin ardında yine gece var; Çocuklar hıçkırır, anneler ağlar, Yaşlı gözlerinle kal anneciğim! Gözlerinde aksi bir derin hiçin, Kanadın yayılmış, çırpınmak için; Bu kış yolculuk var, diyorsa için, Beni de beraber al anneciğim!... (Necip Fazıl Kısakürek)  “Hayatımda başardığım her şeyi anneme borçluyum.” (Abraham Lincoln)  Annenin sevgisi bir daireye benzer, Başı da yoktur sonu da. Sürekli büyüyerek döner, döner, döner, yoluna her Çıkana dokunarak. Hepsini sabah havası gibi İçine çekerek, öğle güneşi gibi Isıtarak ve gece gökyüzündeki yıldızlar gibi örterek. Annenin sevgisi bir daireye benzer, Başı da yoktur, sonu da. (Art Urban) Açık Kapı Sen küçücüktün Ve yanıbaşımdaydın, Soğuk havalarda Seni yumuşacık battaniyelere sardım. Artık büyüdün Ve uzaklardasın, Şimdi ellerimi kaldırıyor Ve seni dualarımla sarmalamaya çalışıyorum. (Dona Maddux Cooper)
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT