BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Şehr-i RAMAZAN

Şehr-i RAMAZAN

Hazret-i Ömer, kız kardeşinin evinde okunan Kur'an-ı Kerim'i kapı ardından işitti. Okunanları dinledikçe kalbindeki kötülükler eridi. Ezeli kelâmın rahmâni nurları gelmeğe başladı. Şeytâni kirler ve küfrün zulmeti kayboldu. Resûlullah'ı öldürmeğe giderken Müslüman oldu.



Hak din onunla güçlendi Mekke'nin parmakla gösterilen kahramanlardan biri olan Hazret-i Hamza'nın Müslüman olması ve Resûlullah'ın saflarında yer almasının üzerinden üç gün geçmişti ki Ebû Cehil, müşrikleri toplayıp, "Ey Kureyş! Muhammed, putlarımıza dil uzattı. Onu öldürmekten başka çare yoktur! Onu öldürecek kişiye, yüz deve ve sayısız altın vereceğim!" vaadinde bulundu. Ve daha sonra Hazret-i Ömer 'e dönerek, "Gayretine dokunmuyor mu ki, bu denli kudret ve heybetin varken, putlara yardım etmeyi, Muhammed'i öldürmeği düşünmüyor musun" deyip onu tahrik etti. Bu sözleri işiten Hattâb oğlu Ömer yerinden fırlayarak kılıcını takındı ve Resûlullah hazretlerini öldürmek için yola koyuldu. Bu sırada karşılaştığı Nuaym hazretlerine Hazret-i Muhammed'i öldürmeye gittiğini söyledi. Nu'aym hazretleri onu ne kadar ikna etmeye çalıştıysa da başaramadı. Kendisinin de Hazret-i Muhammed'in dinine girdiğini ve kız kardeşinin ve eniştesinin de İslamiyet'le şereflendiğini söyledi. Ömer, bu haberi işitince, daha da sinirlendi ve hemen kız kardeşinin kapısına dayandı. Kapının önüne geldiğinde bir an duraksadı ve içeriden gelen sesi dinlemeye koyuldu. Bir süre sonra anladı ki, okudukları kelâm, hiç insan sözüne benzemez. Meğer o vakit Tâhâ suresi inmiş, Hazret-i Fahr-i kâinât da, Habbâbi'ye "radıyallahü anh" göndermişti. Onlara, o surenin âyetlerini okuyorlardı. Hazret-i Ömer kapı ardından okunanları dinledikçe, kalbindeki tüm kötülükler yok olmaya başladı. Daha fazla sabretmeye mecâli kalmayınca kapıya eli ile vurdu. Habbâbi "radıyallahü anh" Sure-i kerîmeyi saklayıp, kapıya baktı ki, gelen Hazret-i Ömer'di. Elinde kılıcı ve tüm heybetiyle orada duruyordu. Kız kardeşi, hoş geldiniz deyip hemen içeri buyur etti. Hazret-i Ömer, okuduğunuz ne idi diye sorunca, Onlar okuduklarını önce inkâr ettiler. Hazret-i Ömer bunun üzerine buyurdular ki, "Bilmiş olunuz ki, ben Kureyş'ten kılınç kuşanıp o dava ile geldim ki, varıp, Muhammed'i katledeyim. Yolda gelirken sizin de Muhammed'in dinine girdiğinizi öğrendimde önce sizi katledeyim diye düşündüm. Ancak kapıya geldiğimde işittiğim o kelâmın lezzeti bana o denli tesir etti ki, o kötü fikirlerin tümü benden gidip, kalbime şevk ve muhabbet doldu. Hadi artık getirinde okuduğunuzu dinleyelim" dedi. Hazret-i Ömer hemen kalkıp gusl etti ve kıbleye dönüp oturdu. Kız kardeşi kalkıp, o sure-i şerifi eline alıp okumaya başladı. Kalbi birden çok yumuşadı. "Göklerde ve yeryüzünde ve bunların arasında ve toprağın altındaki şeyler hep O'nundur." Âyeti okununca derin derin düşünceye daldı. "Yâ Fatıma! Bu bitmez tükenmez varlıklar, hep sizin taptığınız Allah'ın mıdır?" dedi. Kardeşi, "Evet, öyle ya! Şüphe mi var?" dedi. "Yâ Fatıma! Bizim bin beş yüz kadar altından, gümüşten, tunçtan taştan oymalı, süslü heykellerimiz var. Hiçbirinin, yeryüzünde bir şeyi yok!" diyerek şaşkınlığını dile getirdi. Biraz daha okudu. "O'ndan başkasına tapılmaz, bel bağlanmaz. Herşey, ancak O'ndan beklenir. En güzel isimler O'nundur." Âyetini düşündü. Kur'ân-ı kerîmin nuru kalbine nurâniyyet verip, bütün kötülüklerden temizlenmeye başladı. "Hakikaten ne kadar doğru" dedi. Hazret-i Ömer hemen kalkıp, "Beni Peygamber efendimizin huzuruna ulaştırın" dedi. Habbâb bin Erat ile birlikte Hazret-i Peygamberin olduğu eve geldiler. Cebrail aleyhisselâm, daha önce, Ömer bin Hattâb'ın iman etmek için geldiğini ve yolda olduğunu haber vermişti. Resûlullah efendimiz, onu, tebessüm buyurarak karşıladı. Ömer bin Hattâb, Resûlullah'ın önünde diz çöktü. Resûl-i Ekrem hazretleri buyurdular ki, "Yâ Ömer, dahâ küfr ve şekâvetden vazgeçmek yok mu?" Hazret-i Ömer, kararsız kalmayıp, yüksek dergahlarına yüz sürüp, "Yâ Resûlallah, hiç şüphem kalmadı ki sen Hak Peygambersin" dedi. Ardından temiz kalple Kelime-i şehâdet getirerek Müslüman oldu. Onun İslamiyet'le şereflenmesi Müslümanları kuvvetlendi. Hazret-i Ömer, "Kardeşlerimiz ne kadardır?" diye sordu. "Seninle kırk kişi olduk" dediler. Bunun üzerine Hazret-i Ömer, "Harem-i beyt-i şerîfde namâzı cemaatle kılalım. Görelim, bize kim mani olur." dedi. Hazret-i Peygamber kabul buyurdular. Önde Hazret-i Ömer, sonra Hazret-i Ali, ondan sonra Resûlullah, sağında Hazret-i Ebû Bekir, solunda Hazret-i Hamza ve arkasında diğer sahâbiler Harem-i Şerif'e doğru sert adımlarla, adeta toprağı un edercesine yürümeğe başladılar. Bunu gören kâfirler, Hazret-i Ömer'den korkup, hiçbir mümine el uzatmağa cesaret edemedi. Hazret-i Peygamber ileri yürüyüp, Hacer-ül esved ile bâb-ı Kâbe-i şerîf arasında durup, namazı o gün aşikâre kıldılar. Namaz bittikten sonra kalkıp, Kâbe'yi tavaf ettiler. Menâkıb-ı Çihâr Yâr-i Güzîn, Hakikât Kitabevi Müminlerin müjdelendiği ay Eshâb-ı kirâm, dediler ki: Yâ Resûlallah! Her bi-rimiz, bir oruçluya iftar verecek, onu doyuracak kadar zengin değiliz. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Bir hurma ile iftar verene de, yalnız su ile oruç açana da, biraz süt ikram edene de bu sevap verilecektir. Bu ay, öyle bir aydır ki, ilk günleri rahmet, ortası af ve mağfiret ve sonu Cehennemden âzâd olmaktır. Bu ayda, işçinin, memurun, askerin ve talebenin vazifesini hafifleten patronları, âmirleri, kumandanları ve müdürleri, Allahü teâlâ affedip, Cehennem ateşinden kurtarır. " Tek bir Allah vardır Üç tanrı fikri, aklına bir türlü yatmayan Amerikalı Salahattin Boart'ın, bir dergide okuduğu "Ancak bir tek Allah vardır" cümlesi Müslüman olmasına vesile oldu. Bir doktoru ziyaret için muayenehânesine gittiğim zaman, bekleme odasında, Londra'da çıkan "Orient Review" ve "African Times" dergilerini görmüştüm. Bu dergileri karıştırırken okuduğum: "Ancak bir tek Allah vardır" cümlesi, benim üzerimde çok derin bir tesir yaptı. Çünkü Hıristiyanlık dininde, tam üç tane tanrı vardı ve aklımız kabul etmediği halde, buna inanmak zorundaydık. Bu (Ancak bir tek Allah vardır) ibaresi, bu tarihten itibaren aklımdan çıkmaz oldu. Artık İslâmiyyet'e alakam artmıştı. Bir müddet sonra Müslüman olmaya karar vermiştim. Müslüman oldukdan sonra, Salahattin ismini aldım. Müslümanlığın en doğru din olduğuna inanıyordum. Zira Müslümanlık, Allahü teâlânın hiç bir şeriki olmadığını ve bir günahın ancak Allah tarafından affedilebileceğini esas olarak kabul etmekdedir. Bu iman, tabiat kanunlarına ne kadar uygundur! İslam dininin en doğru din olduğunu bana gösteren ikinci delil, İslamiyyet'ten evvel, tamamen vahşi bir tarzda yaşayan Arapların, İslam dini sayesinde, çok kısa bir zaman içerisinde, dünyanın en medeni, en kudretli bir devleti haline gelmeleri ve insan sevgisini Arap çöllerinden, taa İspanya'ya kadar götürebilmeleridir. Müslüman Araplar, İspanya'yı bir çöl halinde buldular. Onu kısa zamanda, bir gül bahçesi haline getirdiler. Allahü teâlânın emri ile Muhammed aleyhisselâmın tebliğ ettiği İslâm dîni ve Allahü teâlânın kelâmı olan Kur'ân-ı kerîm, dünya tarîhini değişdirmiş ve onu karanlıktan kurtarmıştır. Eğer İslâm dini olmasaydı, insanlık bugünkü medeniyet derecesine, ilim ve fende bugünkü seviyesine erişemezdi. Müslimanların gözünde ilmin çok yüksek bir yeri vardır. Muhammed aleyhisselâm, "İlim Çin'de de olsa, onu alınız" buyurmakdadır. İşte seve seve kabul ettiğim İslam dini böyle bir dindir. Herkese Lâzım Olan İman, Hakikât Kitabevi Evrimcilerin yalanlarına cevap Evrendeki, güneş sistemi ve dünyamızdaki en basit canlı organizmanın bile tesadüfen oluşamayacağı bir çok bilimsel çalışmalarla ispatlandı. Bu konuya açıklık getiren önemli çalışmalardan biri, New York Üniversitesi kimya profesörü ve DNA uzmanı Robert Shapiro'nun yaptığı bir hesaptır. Darwinist bir evrimci olan Shapiro, sadece basit bir bakteride bulunan 2000 çeşit proteinin tesadüfî olarak meydana gelme ihtimalini hesaplamıştır. (İnsan vücudunda ise yaklaşık 200.000 çeşit protein vardır.) Elde edilen rakam, 1.040.000'de 1 ihtimaldir. (Bu sayı, 1 rakamının yanına 40 bin tane sıfır gelmesiyle oluşan ve evrende karşılığı bulunmayan bir sayıdır.) Basit bir bakteride bulunan 2000 çeşit proteinin tesadüfî olarak meydana gelme ihtimali 1.040.000'de 1'dir. İnsanda ise yaklaşık 200.000 çeşit protein bulunduğuna göre, böyle bir ihtimali tanımlamak için, "imkansız" kelimesi bile yetersiz kalır. Cardiff Üniversitesi'nden Prof. Dr. Chandra Wickramasinghe, Shapiro'nun hesapları üzerine şöyle demiştir: Bu rakam (1.040.000) Darwin'i ve tüm evrim teorisini gömmeye yeterlidir. Diş kirasının böylesi Eski Ramazan iftarlarının bize mahsus güzel âdetlerinden biri de "diş kirası"ydı. Misafirler, hane sahibine veda ederken bir miktar para veya hediye verilerek uğurlanırdı. Diş kirası denilen bu hediyenin zarif gerekçesi, ağzınızı iftar sahibinin damak zevkine kiralamış olmanızdı. Tabii işin doğrusu, Ramazan ayının cömertlik ve hayır duygularını şahlandırmasından başka birşey değildi. Sultan Abdülaziz'in sadrazamlarından Yusuf Kamil Paşa, cömertliği ile ünlüydü. 1868 yılı Ramazan ayının sekizine rastlayan 3 Ocak günü, bugün Edebiyat ve Fen Fakülteleri'nin bulunduğu yerdeki konağında verdiği iftar yemeğine, Sultan Abdülaziz teşrif ettiler. Sadece kuş sütünün eksik olduğu ziyafetten sonra, diş kirası olarak, altın bir tepsiye tepeleme yığılmış kağıt tomarları padişaha takdim olundu. Bunlar, Kamil Paşa'nın sahip olduğu bütün mal ve emlâkın senet ve tapularıydı. Ancak bu diş kirası, tekliften öteye geçmedi. Çünkü Sultan Abdülaziz, "Bunlar makbulüm oldu. Yine size veriyorum. Her haliniz ve ef'âl ü ahvaliniz mahzuziyetimi mucib olmaktadır" sözleriyle tepsiyi ve içindekileri iade etti. E. Vehbi Tülek Sarımsaklı ıspanak ezmesi Hazırlanışı Yıkanıp ayıklanmış ve iri doğranmış ıspanakları sıvı yağda 10 dakika kavurun. Ekmek içini, cevizi, sarımsakların yarısını, limon suyunu, karabiberi, 1 tatlı kaşığı tuzu, hindistancevizini ve ıspanağı robottan geçirerek püre yapın. Kalan sarımsakları tuzla ezip yoğurda ekleyin. Tabağın ortasına ıspanak ezmesini, kenarlara yoğurdu yerleştirin. Rendelenmiş havuç ve limon kabuğu ile süsledikten sonra servis yapın. Malzemesi ğ 1 kilo ıspanak ğ 3 dilim bayat ekmek içi ğ 100 gram iri çekilmiş ceviz ğ Yarım çay bardağı sıvı yağ ğ 8 diş sarımsak ğ 2 su bardağı yoğurt ğ 1/2 limon suyu ğ 1 limon kabuğu rendesi ğ 1 çay kaşığı karabiber ğ 1 tatlı kaşığı hindistancevizi ğ 1,5 tatlı kaşığı tuz ğ 1 tane orta boy havuç
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT