BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Beyaz Zambak

Beyaz Zambak

Hıçkırmaktan konuşamıyordu Burçin. Mete de ağlayacak gibiydi. Bu mutluluğa inanamıyordu, karanlık gecelerden sonra güneş doğmuştu işte. Parmaklarıyla alnına düşen saçlarını geriye attı. Bir süre gökyüzündeki yıldızlara baktı...



Bu saadet onları yıldızlara uçurabilirdi Burçin, duyduğu sözler üzerine başını eğdi. Utanmıştı Mete’nin sözlerinden. -Ne demek istediğini anlıyorum Mete. Zaten kitabının son hikâyesinde yazmışsın, bizi anlatmışsın. Evet o yarayı sana ben verdim. Fakat buna rağmen büyük fedakârlık göstererek benimle konuşabiliyorsun. Kızın yüzünden bir aşk buğusu yükseliyor, varlığı pırıl pırıl yanıyordu. Mete, o ilk duygularını yine hissetmeye başlamıştı. Mavi gözlere daha cesaretle bakıyordu, çekinmiyordu artık kızdan. O gözlerde sabahın aydınlıklarından, güneşin harikulâdeliğinden bir şeyler vardı. O gözler zümrütten firuzeye, akikten zebercede, sedeften gökyakuta, velhasıl güneşte ışıldayan gizli mücevher potasının bütün manzumelerine sahipti. Çok şeyler söylemek, bazı konularda hesap sormak, intikam almak gibi duygular beslemişti bir an ama bütün bunları bir tarafa bıraktı Mete. Herşeyi geride bırakacak, kızı da, kendini de üzmeyecekti artık. -O yara kapanmayan bir yara oldu benim için ama artık anladım ki bu yaranın tek ilâcı yine sensin Burçin. Açtığın yarayı kapatır mısın?.. Burçin Mete’ye baktı. İri iri açılan gözlerine yaşlar hücum edivermişti. Dişleriyle dudaklarını ısırdı. -Evet Mete, dedi. Sen iste yeter ki!.. Burçin’in bu sözleri Mete’nin sevinçten uçmasına yetti. Korkuları bitmişti artık. -Görüyorum ki sen de benim kadar yanmış, kavrulmuşsun Burçin. Mavi gözlerin artık benimle alay etmeyip, anlayacak kadar ıstırap çekmiş. Artık bu acılara son vermemiz gerekir ikimizin de. Seni daima sevdiğimi bilmeni istiyorum ve ölünceye kadar da seveceğim seni. Bunu sen zaten biliyordun. Burçin yavaş yavaş ayağa kalktı. Kirpiklerinden yanaklarına süzülen yaşlar ay ışığından parlıyordu. -Beni, benim gibi vicdansız bir kızı, gerçek bir zalimi affedebilecek misin Mete?.. Senin beyaz zambaklar gibi temiz aşkına lâyık bulabilecek misin beni?.. Hıçkırmaktan konuşamıyordu Burçin. Mete de ağlayacak gibiydi. Bu mutluluğa inanamıyordu, karanlık gecelerden sonra güneş doğmuştu işte. Parmaklarıyla alnına düşen saçlarını geriye attı. Bir süre gökyüzündeki yıldızlara baktı. Aydınlanan yüzünde yaprakların gölgeleri hareketleniyordu. -İkimiz de çok hatalıydık Burçin, sen de beni affet. Her şeyi unutup, yeni bir hayata başlayalım. -Tamam Mete, artık geçmişi unutalım, imayla da olsa hiç bahsetmeyelim. Yeni bir sayfa açalım hayatımızda. Mete, Burçin’in bu derece uysal olmasına bir türlü inanamıyordu. Daha önce tanıdığı o iyi, o yardımsever ve anlayışlı kız yine karşısındaydı işte. Şimdi daha sakindi Mete, mutluydu ve neşesi yerine gelmişti. Gülerek konuştu: -Reddetmeyeceğine söz verirsen sana bir teklifte bulunmak istiyorum. Burçin dudaklarını utançla ısırarak, yaşlı gözleriyle sitem eder gibi baktı. -Söz veriyorum!.. -Kesinlikle reddetmek yok ama.. -Tamam!.. -Benimle... Benimle... evlenir misin Burçin?.. Bunu söylerken elleriyle gözlerini kapatmıştı. -Evet!.. diye haykırdı Burçin. Evet!.. Evet!.. Ellerini yavaş yavaş çekti Mete. Burçin hiç bıkıp usanmadan tekrarlıyordu. -Evet Mete!.. Evet!.. Seninle evlenirim!.. Mete başını ağaca yaslayıp yaşaran gözlerini gökyüzüne dikti. Bu saadet, onu yıldızlara uçurabilirdi. -SON-
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT