BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Olmayan standardın vergisi (mi)?

Olmayan standardın vergisi (mi)?

Dışarıdaki AB zirvesi bitti! İçerideki gündem ise yeni başlıyor. Üstelik Ak Parti iktidarından beklentiler çok büyük!..



Dışarıdaki AB zirvesi bitti! İçerideki gündem ise yeni başlıyor. Üstelik Ak Parti iktidarından beklentiler çok büyük!.. İktidar da bu bilinçle işe başlamak istiyor. Geçmişte ekonomik krize sebep olmuş, gerekli düzenleme yapılmazsa olumsuz etkileri daha da büyüyecek olan “mali milat” ve “nereden buldun” uygulamasını 2003 başında yürürlüğe girmeden önce kaldırmak istiyor. Derken bir de ne görelim! Hazırlanan tasarı Bütçe ve Plan Komisyonunda görüşülürken 1 milyon 600 bin dolayındaki gerçek usulde vergilenen ticari ve mesleki kazanç sahiplerine yönelik olarak “Hayat Standardı Esası” geri getirilmesi için önerge veriliyor ve bu önerge de Komisyonda kabul ediliyor. Hem de 2002 yılı kazançlarına ilişkin olmak üzere geriye yönelik olarak!.. Peki ne demek hayat standardı? Vergi uygulamasına göre hayat standardı esası; zarar etse dahi işletme ve bilanço esasına tabi küçük esnaf ve sanatkarlar ile serbest meslek erbaplarının vergi ödemek zorunda olması demektir. Yani, kazanılmayan kazançtan da vergi vermek demektir. Türkiye’deki uygulaması itibariyle “yapılan gideri karşılayan bir gelir olmalı ki bir hayat standardı sağlanabilsin” varsayımına dayanan hayat standardı esası, ne yazık ki adeta götürü asgari vergilendirme mekanizmasına dönüşmüştür. Az gelir elde eden için “korkulu bir rüya” olurken, çok kazanan mükellef açısından ise “en az vergi ödemenin bir kılıfı” olmuştur. Bugün Türk Vergi Sisteminde yer alan vergi güvenlik önlemleri konulup gerekçelerinden farklı bir yapıya bürünerek, maalesef vergi adaletini bozucu, gelirin adil dağılımını önleyici bir fonksiyon üstlenmiştir. Nitekim 4369 sayılı Kanun ile bu yüzden uygulamadan kaldırılmıştır. Fakat daha sonra (2000 ve 2001 yılı için) bir türlü dikiş tutmayan bütçelere kaynak bulma endişesiyle -tıpkı bugün olduğu gibi- yeniden yürürlüğe konulmuştur. Ne var ki, ülke ekonomisi 1997 sonlarından itibaren Rusya-Uzak Doğu-Meksika-Brezilya-Arjantin krizlerinden de etkilenerek kriz üstüne kriz yaşamıştır. Yüz binlerce işyeri kapanmış, milyonlarca işçi işsiz kalmıştır. Henüz belini doğrultamamış olup hasar tespiti yapmaktadır. Yoksa bugün bunlara yenileri mi ilave edilmek isteniyor? Anlaşılır gibi değil!.. Bilinmelidir ki, “baskın basanındır” misali, kamuoyunda hiç tartışılmadan, mesleki ve sivil toplum kuruluşların alternatif görüşler alınmadan, sadece “kaynak bulma” endişesiyle son dakika düzenlemeleri ülkeye huzur değil, ancak huzursuzluk verir. Sonra kalkıp bir de demiyor muyuz: “Yabancı sermaye niye gelmiyor?” Geriye dönük düzenleme yapan, vergiyi tabana yaymayan bir ülkeye yabancı sermaye niye gelsin ki!.. Gelsin de hep kümesteki kazlar misali yolunsun mu? Biz inanıyoruz ki yanlış hesap TBMM’den dönecektir. Oranın feraseti milletin ferasetidir. Hatta daha Meclis’e inmeden Bakanlar Kurulu bu tasarıyı geri çekecektir. Kaldı ki, parti programı, seçim beyannamesi ve hükümet programında bu yönde görüşü bulunmayan, aksine vergi oranlarını düşürüp vergiyi tabana yaymak, vergi adaletini sağlamak gibi görüşleri olan AK Parti bu konuda son dakika düzenlemesi yapamaz, yapmamalıdır da!.. Henüz daha yolun başıdır... Böyle bir düzenleme, Anayasa ve hukuka uygunluğu bir yana, öncelikle vicdanlarda makes bulamaz! Her şeyden evvel modern vergileme ölçüsü gerçek kazancı esas alır ve beyan esasına dayanır. Vergi toplamada aczi olan ülkeler ise vergi güvenlik tedbirleri altında gerçek usulü sulandırıp ona biraz da götürü usul ilave ederler. Bunu bizim maliyecilerimiz iyi bilirler. İyi bildikleri içindir ki, Maliye Bakanlığı’nca hazırlanan yasa tasarısında kerameti kendinden menkul böylesine bir düzenleme yer almamıştır. Şayet yanılıyorsak, oldu olacak kurumlara da “asgari vergi esası” getirilsin! Böylece vergide genellik ve eşitlik prensibi de uygulama bulmuş olur!.. Ne dersiniz?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT