BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > BİR YILDIZ KAYDI

BİR YILDIZ KAYDI

Sabah namazını kılmış, bahçede seher vaktinin havasını ciğerlerine doldurmakla meşgulken bahçede iki adam gölgesi gördü. Merakla bu meçhul şahısları takibe aldı. Kimdi, burada ne arıyorlardı? Kasaba çok sakin bir yerdi, buranın tek vukuat kaynağı alkol ve kumarın birlikte arzı endam ettikleri Topal Mahmut’un kahvehanesiydi.



Sabah namazını kılmış, bahçede seher vaktinin havasını ciğerlerine doldurmakla meşgulken bahçede iki adam gölgesi gördü. Merakla bu meçhul şahısları takibe aldı. Kimdi, burada ne arıyorlardı? Kasaba çok sakin bir yerdi, buranın tek vukuat kaynağı alkol ve kumarın birlikte arzı endam ettikleri Topal Mahmut’un kahvehanesiydi. Bu adamlar kendi bahçesinde ellerinde demir çubuklar olduğu halde ne gezebilirdi? Kimse ile alıp veremediği yoktu, kasabada herkes onu sever, sayardı. O zaman tek yol kalıyordu, Kara İdris!.. Şimdi anlaşılacaktı kim oldukları. Bu adamlardan hiç çekinmiyordu. Gördüğü düşmandan korkmazdı. Eğitim Enstitüsünde okuduğu yıllarda uzak doğu sporları ile iştigal etmiş karatede siyah kuşağa kadar çıkmıştı. Ayrıca ecel gelmeden bir insana kimsenin bir şey yapamayacağı inancını taşırdı. Duvarın arkasına sinerek evi gözetlemekte olan iki adama seslendi. -Beyler birini mi arıyorsunuz? -O kim be, bir ses duydum Altay, sen de duydun mu?.. -Evet ben de duydum şu ağaçların arkasından geldi... -Beyler birisini arıyorsanız size yardımcı olayım... -Evet İsmail öğretmeni arıyoruz... diye ayağa kalkan iri yarı biri İsmail’e doğru yürümeye başlamıştı. -Yaa, ne yapacaksınız İsmail öğretmeni? -Öbür dünyaya göndereceğiz de... Hem niye soruyorsun, sana ne, sen bizi İsmail’e götür bakalım. -Götürmezsem ne olacak?.. -O zaman görürsün ne olacağını ... -Kimsiniz nerden geliyorsunuz?.. Bu arada iki yabancı İsmail’in yanına ulaşmış, ellerindeki demir çubuklarla taciz etmeye başlamışlardı. İsminin Altay olduğunu öğrendiği iri yarı adam belindeki tabancayı doğrultarak: -Bizi İsmail öğretmene götürecek misin, yoksa ondan önce seni tahtalı köye göndereyim mi? -Yok canım hemen kızma, gençliğime acı... -Kaldır bakalım ellerini, düş önüme... İsmail, haydut tipli iki yabancının önünde elleri havada giderken, dut ağacının yanında Altay’ın arkasına dolanıp teknik bir tekme savurup elindeki silahı düşürdü. İki yabancı daha ne olduğunu anlamadan, İsmail’in tekme ve yumruklarıyla sendelemeye başladılar. Sonra gelen tekmeyle saman çuvalı gibi yere yıkıldılar. Bir müddet yerden müdahale etmek isteseler de sonra tamamen tesirsiz hale gelmişlerdi. Birinin boynunu kavrayıp sıkarken ötekinin boğazına basarak seslendi: -Haydi bakalım konuş, ne istiyorsunuz İsmail’den?... -Şey alacağımız vardı da, onu isteyecektik... Boynunu biraz daha şiddetli sıkarken, -Yalan söylüyorsunuz, boynun kırılacak ona göre... -Bilmiyorum, inan ki bilmiyorum, boynumu kıracaksın, ne yapıyorsun?... -Eğer doğruyu söylemezseniz boynunuz kırılacak bak süreniz doluyor... -Tamam tamam konuşuyorum... Boynumu gevşet... -Konuş bakalım... -Bizim bir şeyden haberimiz yok, İstanbul’dan geliyoruz. İsmail öğretmeni öldürme talimatı aldık... -Kimden aldınız talimatı, onu söyleyin... -Biz Namık isminde birinden aldık, onun arkasında kim var biz bilemeyiz, asıl sorumlu bizi muhatap almaz, bu alemin raconu böyledir... Nispeten doğru söylediği anlaşılıyordu. Asıl muhatap hep gizli kalır, piyasada piyonlar dönerdi. Fakat aşikar olan bir şey vardı ki Kara İdris tarafından gönderildikleri kesindi. Yoksa ta İstanbul’dan kim Yenipınar’a gelip de İsmail’i öldürmek isteyecekti?.. -Şimdi sizi jandarmaya... -Hayır, hayır jandarmaya teslim etme. Ne olur, jandarmaya götürme! Çoluk çocuğumuz var, biz de emir kuluyuz... -Peki sizi serbest bırakıyorum, ama derhal bu kasabayı terk edeceksiniz, sizi gönderen kişiye söyleyin bir dahaki sefere kendisi gelsin anladınız mı? -Tamam anladık, bir daha buraya gelmek mi tövbeler tövbesi... Herkesin bir hesabı vardı ama bütün bunların üstünde Cenabı Hakkın da bir hesabı vardı... İki haydut kendi ayaklarıyla İsmail’in kucağına düşmüş, çantada keklik gördükleri adamdan bir araba dayak yemişlerdi. İsmail’in kulağına kar suyu kaçmıştı. Kendisini öldürmek maksadıyla kasabaya gelen insanların mutlaka Emine hakkında kötü niyetleri olmalıydı. En iyi savunma taarruzdur, diye öğrenmişti, gidip bunun hesabını Kara İdris’ten soracaktı!.. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103070
    % 0.79
  • 4.565
    % -0.41
  • 5.3888
    % -0.12
  • 6.1504
    % 0.15
  • 189.919
    % -0.13
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT