BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > SAVAŞ felakettir

SAVAŞ felakettir

Çeçen-Rus savaşında her şeylerini kaybeden çoğu çocuk, 600-700 civarında Çeçen mülteci İstanbul’da acılarıyla baş başa yaşıyor. “Savaş, bir oyun değildir” diyen bu insanlar, “savaş” çığlıkları atanları iki kez düşünmeye çağırıyor.



İSTANBUL- Savaş mı, barış mı?.. Aylardan beri başta ülkemizde olmak üzere tüm dünyada hemen hemen herkesin dilinden düşürmediği iki soru... Yakın tarihimizde dünyanın bir çok bölgesinde yaşanmış savaşlar neticesinde insanların, özellikle kadın ve çocukların nasıl öldürüldükleri hiçbir zaman silinmedi belleklerimizden... Kıbrıs’ta, Bosna’da, Kosova’da, Keşmir’de, Karabağ’da, Ruanda’da, Filistin’de ve Çeçenistan’da yaşanan trajediler aklımıza ilk gelen örnekler. Bu savaşların bazıları sona erdi, bazıları da hâlâ sürüyor. Değişmeyen tek bir gerçek var. Ölenler ve yardıma muhtaç, vatanından edilmiş, geriye kalan gözü yaşlı kadın, çocuk ve kimsesiz yaşlı insanlar, dağılan aileler... Büyük yıkım başlamadan Çok uzağa gitmeden yakınımızda, hatta içimizde savaşın dramını yaşayan insanlara ulaştık. Savaşın bir felaket olduğunu, savaşın etkilerinin, daha başladığı günden itibaren seneler sürebileceğinin en son örneğini sergiliyor onlar. Çeçen-Rus savaşında babalarını, kocalarını, ağabeylerini yitirmiş çoğu çocuk, kadın ve yaşlı 600-700 civarında Çeçen mülteci, çaresizlik içerisinde İstanbul’un değişik semtlerinde, Türkiye’deki yakınları ve hayırsever Türk halkının yardımlarıyla ayakta durmaya çalışıyor. Vatanlarından ayrı... İlk olarak yaklaşık 2,5 sene önce 5 aile gelmiş İstanbul’a. Daha sonraları bu sayı zaman zaman 900’ü aşmış. Şu anda İstanbul’da Beykoz, Gaziosmanpaşa, Kadıköy, Ümraniye ve Fatih’te değişik misafirhanelerde yaşıyorlar. İstanbul’daki misafirhanelerden Ümraniye’de bulunan Halilürrahman Camii’nin alt katında 200, Fenerbahçe’deki Devlet Demir Yolları’nın (TCDD) eskiden camping olarak kullandığı metruk tesislerinde yaklaşık 160 kişi, Beykoz’da eskiden Kur’an Kursu olarak kullanılan hayırsever bir vatandaşımıza ait 4 katlı eski bir binada ise şu an 154 Çeçen vatandaş kalıyor. Misafirhanelerde kalanların dert ve sıkıntıları hep aynı. Diğerleri de Gaziosmanpaşa ve Fatih’te küçük gruplar halinde değişik yerlerde kalıyorlar. Bu talihsiz insanların trajedilerini gözler önüne sermek için Beykoz’daki misafirhaneden bahsedeceğiz. Rus korkusu her yerde Geçtiğimiz haftalarda Rusya’nın Pravda Gazetesi’nde kendilerini terörist olarak gösteren haberden sonra iyice tedirgin olan bu insanların, doğruyu yansıtmayan bu kasıtlı haberden sonra yanlış anlaşılma veya bir provokasyona maruz kalmamak için, kendileriyle görüşme isteğimizi haklı olarak ince eleyip sık dokuyarak değerlendirdiler. Güvenilir kişilerin aracılığıyla telefon randevusu aldıktan sonra görüşebildik. Bizi misafirhanenin başkanı olan ve ailesiyle birlikte İstanbul’a gelen 53 yaşındaki Ahmet Mizayev karşıladı. İçeri girer girmez, binanın soğukluğu, soğan, patates ve deterjandan oluşan malzemelerin, rutubetle karışık rahatsız edici kokusuyla karşılaştık. Soğuk koridorlarda çocuklar top oynayıp ip atlarken, bir yandan da aynı koridorlarda bulunan odaların kapı önlerine kurulmuş seyyar ocaklarda birkaç kadın kendi külfetine yemek yapma telaşındaydı. 34 aile bir arada Beykoz’daki bu binada tam 34 aile kalıyor. Kalanlardan 30’u çocuklu kadın, 30’u bebek denecek yaşta küçük çocuk, 26’sı ilköğretime giden çocuk. 10 genç ise üniversiteye hazırlanmak için dershanelere gidiyor. Geri kalanlar ise kadın ve yaşlılardan oluşuyor. Eskiden derslik olarak kullanılan 50’şer metrekarelik odalarda ikişer aile kalıyor. Tuvalet, banyo ve çamaşırhane ortak olarak kullanılıyor. Misafirhanenin Başkanı Ahmet Mizayev burada yaşayan ailelerin hiçbir gelirinin olmadığını, bazı erkeklerin çok nadir olarak gündelik işlerde amelelik yaparak bir miktar para kazanabildiklerini belirterek, “Şartlar ne olursa olsun önce Allah’a şükrediyoruz, sonra bize bu imkanları temin eden hayırsever Türk halkına teşekkür ediyoruz. Bizleri bağırlarına basan Türk halkının bu kadirşinas insanlık örneğini hiçbir zaman unutmayacağız. Çocuklarımız da unutmayacak” derken gözlerinin hafif nemlendiğini görüyoruz. Kar onlar için oyun değil... Misafirhanede kalanların en büyük sıkıntısı fuel-oil problemi. İstanbul’un karlı geçen son iki haftasında fuel-oil yokluğundan binanın kaloriferleri yanmamış. Binanın şu ana kadar 20 milyar lira elektrik borcu birikmiş. Zaman zaman borç yüzünden elektrikler kesilse de, rica minnet yetkililerin geçici kararlarıyla paranın ödenmesi şartıyla elektrik verilmiş. Her an elektriklerin kesilmesi korkusuyla yaşıyorlar. Binanın bulunduğu mahallenin Muhtarı Erkan Bey misafirhanede yaşayanların meseleleriyle yakından ilgileniyor. Gıda ve giyim ihtiyaçları tamamen hayırsever vatandaşlar tarafından karşılanan bu insanların düzenli gelirleri olmadığı için ihtiyaçları hiç bitmiyor. Misafirhanenin başkanı Ahmet bey bize bilgiler vermeye devam ediyor. İstanbul’da bulunan Çeçen mültecilerin hiçbir kanuni statüsünün olmadığını belirtiyor. Okula giden çocukların misafir öğrenci statüsünde kabul edildiklerini belirten Ahmet Bey, Çeçenistan’dan İstanbul’a gelenlere kalacak yer bulma konusunda koordinasyon hizmeti olarak Kafkas Çeçen Dayanışma ve Kültür Derneği’nin yardım ettiğini söylüyor. İşte savaşın trajik sonu Yaklaşık dört saat kaldığımız Beykoz’daki misafirhanede yaşanan her olay, gördüğümüz her manzara herkes için son derece ibret dolu bir hayat trajedisiydi. Sevdiklerini kaybeden insanlar, dul kalmış genç anneler, daha ana karnındayken babalarını savaşta yitirmiş yetim büyüyen körpe çocuklar. Bu insanların yüz ifadelerinde savaşın izleri kaybolmasa bile, savaş, gözlerindeki o ışığı söndürememiş. Savaştan kaçan Çeçen çocuklarla geçirdiğimiz süre içerisinde hep Irak’taki çocuklar ve onların anneleri geldi gözlerimizin önüne. Evet, insanoğlu yine bir savaşın eşiğinde. Kim bilir kaç genç kadın yiğidini yitirecek, kaç yavru yetim kalacak, binlerce insan yurtlarından göçecek. Ve bu trajedi hep sürüp gidecek... Bu çocukların bir kez gülümsemesi, dünyanın bütün zenginliklerine bedel değil mi? Ne dersiniz. Sizce savaş felaket değil mi?...Barış mı ? Yoksa savaş mı?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT