BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 1001 Osmanlı Hikâyesi

1001 Osmanlı Hikâyesi

Cömertliğiyle meşhur mübarek bir zat vardı... Çok borçlanmıştı. Alacaklıları, paralarını istediler, alamayınca, bir zaman sonra onu rahatsız etmeye başladılar. Hatta işi hakarete kadar götürdüler. Bu yüzden mübarek, hastalanıp yataklara düşmüştü...



Vaktiyle, cömertliği ile nam yapmış bir âlim vardı. Bu yüzden de daima borçluydu. Yanına gelen hiç kimseyi boş çevirmez, dertlerine derman olur, borçlarını öderdi. Bunu yapmak için de servet sahiplerinden onbinlerce altın dinar borç almıştı. Bu mübarek zatın alacaklıları, paralarını istediler, alamayınca, bir zaman sonra onu rahatsız etmeye başladılar. Hatta işi hakarete kadar götürdüler. Bu yüzden mübarek, hastalanıp yatağa düştü. Hakaret ettiler... Alacaklılardan dördü bunu duyunca; “Adam, bizim paramızı ödeyemeden ölecek. Hemen gidip paramızı alalım” diyerek evine geldiler. Hasta yatağındaki mübareğe hakaretler etmeye başladılar. Onlara hiç cevap vermedi. Bu sırada sokaktan, helva satan bir çocuğun “Helvacııı...” sesi geldi. Mübarek, hemen bir talebesini gönderip helvacıyı çağırttı. Çocuğa, -Helvanın hepsini kaça satarsın? dedi. Çocuk: -Yarım küsur dirhem, dedi. Mübarek zat: -Küsurunu bırak, yarım dirheme ver ve hepsini misafirlere dağıt, ağızları tatlansın da gönülleri hoş olsun, dedi. Biraz sonra helvacı çocuk, parasını istedi. Mübarek zat: Çocuk ağlıyordu... -Evladım, param olsa burada bekleyen alacaklılara dağıtırdım. Biraz bekle, dedi. Bunun üzerine çocuk ağlamaya başladı. Ağlaması gittikçe yükseliyor, hıçkıra hıçkıra ağlıyor ve: -Ben şimdi ne yapacağım. Ustama ne cevap vereceğim. Helvanın parasını götürmezsem beni cezalandırır, diyordu. Öbür taraftan da alacaklılar: -Bu adamda hiç hayâ kalmamış. Bir çocuğu bile dolandırdı, demeye başladılar. Para dolu tabak! Mübarek zat, gözlerini kapattı. Ay yüzünü yorganın altına soktu. Tam bu sırada kapı çalındı ve bir kimse, içeri gelerek elindeki para dolu tabağı o zatın önüne bıraktı. Tabakta dört bin dinar ve bir kenarında da yarım dirhem vardı. Mübarek, alacaklıların hepsine o paraları dağıttı ve o yarım dirhemi de çocuğa verdi. Alacaklılar bu işin hikmetini sual ettiler. O da şöyle cevap verdi: -Bu işin hikmeti şudur ki, bu çocuk imdada yetişti. Onun kalbi kırıldı, ağlamaya başlayınca rahmet deryası coştu. Bu günahsız çocuk, merhamet-i ilahiyi celbetti...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT