BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Huzuru özledi

Huzuru özledi

Yüzyıllardır akınlara uğrayan “rüya kent” Bağdat, aradığı huzuru sadece Osmanlı’da bulabildi.



KONYA- Binbir Gece Masalları’na konu olan, dünyanın 7 harikasından Babil Asma Bahçeleri’nin bulunduğu Irak’ın başkenti Bağdat, Osmanlı İmparatorluğu zamanındaki huzuru mumla arıyor. Kuruluşundan beri sadece Osmanlı idaresinde kaldığı yaklaşık 400 yıl boyunca en rahat dönemini yaşayan ve dünyada bilim, kültür ve zenginlik merkezi olarak şöhret yapan Bağdat’ın tarihi, aynı zamanda uğruna verilen kanlı mücadelelerin de tarihi olarak biliniyor. Koalisyon güçleri tarafından gerçekleştirilen operasyonda, 5-10 gün içinde kuşatılacağı bildirilen Bağdat, Abbasi Halifesi Ebu Cafer Mansur’un 750’li yıllarda Bağdat isimli Sasani köyünde başkent kurmak istemesiyle tarih sahnesine çıktı. Adı, eski Farsça’da Baga (Tanrı) ve Dat (verdi) kelimelerinin biraraya gelmesiyle oluşan ‘’Tanrı verdi’’ manasını taşıyan Bağdat’ın imar edilmesinde, Halife Mansur’un emriyle 80 Bizans ve İranlı mühendis görev aldı. Masallar diyarı Caddeler ve sokaklar, yuvarlak bir plan üzerine kurulan Bağdat’ın merkezine yapılan Halife’nin sarayından kentin dışına doğru gelişerek büyüdü. Halife Mansur, şehir kurulurken Sasaniler’in eski başkenti Medain’in kalıntılarından faydalanılmasını istediği için, şehir adeta başka bir kentin yıkıntılarından doğdu. Bağdat, Bin Bir Gece Masalları’nda anlatılan refahın doruğuna Halife Harun Reşit döneminde ulaştı. İlerleyen dönemlerde tarıma dayalı zenginliği artan Bağdat, aynı zamanda önemli bir ticaret ve kültür merkezi haline geldi. Ortaçağ’da dünyanın hiçbir kentinin nüfusu henüz 100 bini geçmezken, bütün İslam dünyasının merkezi konumunda, çok sayıda fikir ve bilim adamının yaşadığı, Yunan akademilerine benzeyen okulların açıldığı Bağdat, 1 milyona ulaşan nüfusuyla göz kamaştırmaya başladı. Kanuni fethetti Kuruluşundan kısa süre sonra bu parlak dönemi iç çekişmelerle solan, büyüklüğü ve zenginliği sebebiyle sürekli saldırıya uğrayan Bağdat, 1258 yılında 800 bin kişinin kılıçtan geçirildiği Moğol istilasına uğradı. İlhanlılar, Timur, ardından da Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Safeviler’in hakimiyetine geçen Bağdat, 1534 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından Osmanlı topraklarına katıldı. Osmanlı döneminde bilim ve fikir merkezi olarak gelişimini sürdüren ve ‘’Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz’’ atasözü bugün bile belleklerde kalan Bağdat’a Türkler çok sayıda eser inşa ettiler. Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı ve Ortadoğu Uzmanı Prof. Dr. Mikail Bayram, Uzakdoğu’dan gelen ticaret yollarının üzerinde olan Basra Körfezi ve Mezopotamya’yı, Osmanlılar’dan almak için Safeviler’in büyük mücadeleler verdiğini söyledi. Bölgenin Osmanlı’nın eline geçmesiyle ticaretin daha rahat yapılmaya başlandığını belirten Bayram, bu sayede canlanan Akdeniz ticaretinin Osmanlı için önemli bir avantaj haline geldiğini kaydetti. Vehhabi isyanı Safeviler tarafından tekrar alınan Bağdat’ın 1638’de 4. Murat’ın meşhur Bağdat kuşatmasıyla yeniden ele geçirildiğini ifade eden Bayram, yaklaşık 400 yıl Osmanlı hakimiyetinde kalan bölgede; 18. yüzyıldaki Vehhabi isyanı dışında kargaşa yaşanmadığını ve Irak’ın en huzurlu tarihinin Osmanlılar tarafından yazıldığını vurguladı. Zenginliği ve yüzyıllarca bilim ve kültür merkezi olmasıyla Ortadoğu’nun gözbebeği konumundaki Bağdat ve çevresinin, Akad, Babil, Asur ve Sasaniler gibi önemli medeniyetlere beşiklik ettiğini ve sürekli gözde olduğunun altını çizen Bayram, bölge tarihinin aynı zamanda burayı ele geçirmek için verilen mücadelelerin de tarihi olduğunu kaydetti. Özgürlüğün bedeli (!) Osmanlı İmparatorluğu’nun hüküm sürdüğü topraklarda yaşayan Araplar’ın bazı güçler tarafından bölündükten sonra 17 ayrı devlet kurduklarını anlatan Bayram, şöyle konuştu: ‘’Osmanlı, bugün çok sayıda millet, mezhep, etnik grup ve zümrenin, yaşadığı Lübnan gibi birçok yerde adalet ve hukuku koruyarak bu farklı grupların birbiriyle çatışmadan huzur içinde varlıklarını sürdürmelerine imkân sağlamıştır. Oysa, çeşitli çıkarlara göre sınırları cetvelle çizilmiş gibi dümdüz olan hudutlarla ayrılan Araplar, Osmanlı’dan sonra bir daha asla aynı barışçı ve huzurlu düzeni kuramamışlardır.’’ ‘Bugün istenmeyen bir savaşın yaşandığı Irak’ın başkenti Bağdat’ta insanların yanında Ortadoğu’nun en zengin tarih ve kültür varlıklarının bombalandığını kaydeden Bayram, Bağdat’ı tekrar eski haline getirmenin 50 yıl alacağını tahmin ettiklerini belirtti. Bir ucundan diğer ucuna 70 kilometre uzunluğa sahip Bağdat’ın, ABD ve İngiliz koalisyon güçleri tarafından kuşatılmasından sonra şehrin, daha büyük ve telafi edilemeyecek oranda tahribata uğrayacağını söyleyen Bayram, ‘’İngilizler 1917’de Osmanlı’dan aldıkları Bağdat’a şimdi ikinci kez askerleriyle girmek istiyorlar. İngilizler’in ilk girdiği tarihten bu yana huzur bulmayan Bağdat, bu kez de eğer girebilirlerse yeniden en büyük problemi huzurda yaşayacak’’ diye konuştu.
Reklamı Geç
KAPAT