BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Zararlı harfler kaç tanedir?”

“Zararlı harfler kaç tanedir?”

Adamın birinin yolu, ruh ve sinir hastalıkları hastahânesine düşer. Hastalardan birisi dikkatini çeker ve niçin buraya düştüğünü sorar. Deli, çok enteresan bir cevap verir: “Doktorlara ‘zararlı harfler’i soruyorum cevap veremiyorlar” der... Adamın şaşkınlığı daha da artar!..



Zamanın akıllı geçinenlerinden bir zât, bir gün bîmarhâneye (ruh ve sinir hastalıkları hastahânesine) uğramış. Hastalardan birine sormuş: -Kaç yıldır ve niçin buradasın? -Senesini ben de unuttum. Aslında deli falan da değilim. Doktorlardan “mazarratlı harfler”i saymalarını istiyorum; cevap veremiyorlar. Bu sefer ben onlara sayıyorum, beni urgana vuruyorlar. Tı, mim, ayn... Adam, karşısındakinin zır deliliğine hükmeder ve içinden, “Hiç mazarratlı (zararlı) harf olur muymuş?” diye geçirirken deli sormuş: -Peki efendi! Siz biliyor musunuz mazarratlı harfleri? -Yook!.. Söylesen de öğrensek! -Mazarratlı harfler üçtür: Tı, mim, ayn. -Ben bir şey anlamadım. -Ben şimdi size anlatayım da deli olup olmadığıma karar verin. Tı, mim ve ayn harfleri “tama’ (doymazlık, açgözlülük)” kelimesinin harfleridir. Kim ömründe tamahkâr ve harîs olursa, bunun cezâsını çeker. Onun için bu üç harf mazarratlıdır. Benden size nasîhat; sakın ola ki tamahkâr olmayasınız. Adam, deliye teşekkür etmiş ve yanından ayrılmış. Bir müddet sonra işlerini bitirip hastahânenin kapısından çıkmak üzereyken aynı deli oturduğu yerden ona yine seslenmiş: -Efendi! Efendiii!.. Birazcık gelir misin? “Bir kese altın var” Adam dönüp delinin yanına varmış: -Buyur, bir şey mi söyleyeceksin? -Efendi, demiş, sen iyi birisine benziyorsun. Beni buraya getirdikleri zaman cebimde bir kese dolusu sarı lira vardı, şu kapının yanındaki direğin tepesine saklamıştım. Benim buradan çıkacağım yok. Zaten burada da para neyime lâzım olacak ki? Bu para sana anamın ak sütü gibi helâl olsun, al götür. Bunu duyan adam birden tamâha kapılmış. Direğe bakmış bir hayli yüksek. Deliye dönüp yavaşça; -Peki güzel de, ben direğin tepesine nasıl yetişeceğim? Deli bunun üzerine adamın elinden tutmuş. Direğin yanına yaklaşmış ve omuzunu direğe yaslayıp, -Haydi, demiş, omuzuma bas ve oraya uzan. “Delide para ne gezer!” Adam delinin omuzuna basıp direğin tepesine uzanmaya çalışırken deli altından çekilivermesin mi? Adam paldır-küldür yuvarlanıp kan-revan içinde kalırken, deli de şu akıllıca sözleri söyleyiverir: -Behey sersem! Sana tamahtan kendini koru demedim mi? Ne çabuk unuttun. Delide para ne gezer. Haydi var diyelim, direğin tepesine para saklanır mı? Var şimdi çek hırsının cezâsını!..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT