BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tesettürü Kur’an emrediyor

Tesettürü Kur’an emrediyor

Ateist genç diyor ki: Başını ve vücudunu açmak Kur’anda yoktur. Hele kol ve bacakları açmak asla Kur’anda yoktur.



Ateist genç diyor ki: Başını ve vücudunu açmak Kur’anda yoktur. Hele kol ve bacakları açmak asla Kur’anda yoktur. Buna rağmen kapanmak nasıl Allah’ın emri olur? CEVAP: Resulullah efendimiz, kapanma hükmü Kur’an-ı kerimde olmadığı halde mi emretti? Asırlardır Müslümanlar Kur’ana, sünnete uymuyorlar mı? Ne kadar basit bir görüş bu. Tesettürle ilgili âyet-i kerimeleri Peygamber efendimiz açıklamış, âlimler de bizlere bildirmiştir. Bu husustaki tartışmalar kasıtlıdır. Kur’an-ı kerimde genel olarak hükümler, kısa olarak bildirilmiştir. Bunları Peygamber efendimiz açıklamıştır. Çünkü Kur’an-ı kerimde, (İndirdiğim Kur’anı insanlara açıkla) buyuruluyor. (Nahl 44) Bir kimse, İsra suresinin (Ana babana öf deme) mealindeki 23. âyete bakarak, ana babasına öf demeden, sopa ile dövse, sonra da (Ben öf demediğim için, Kur’anın emrine uydum) dese, doğru olur mu? Bunun anlamı, (Ana babanızı üzmeyin, hatta onlara öf bile demeyin) demektir. (Beydavi) Bunun için tesettür âyetlerinden göğüs kısmını kapatıp başka yerleri açmak anlamı çıkmaz. Bu bakımdan Kur’an tercümesine bakmak çok yanlış olur. Herkes Kur’andan hüküm çıkarabilseydi, Peygamber gönderilmesi lüzumsuz olurdu. Dinimizin bir hükmünü öğrenmek için herkes Kur’an-ı kerime bakıp anlayamaz. Kur’an-ı kerim, hadis-i şeriflerle açıklanmıştır. Hadis-i şerifleri de anlamak büyük ilim işidir. Bunları da İslam âlimleri açıklamıştır. Onun için hiç kimseye Kur’an tercümesi okumasını tavsiye etmiyoruz. Tıp kitabı okuyarak, ilaç yapmak ve hastaya teşhis koymak yanlıştır. Kur’an tercümesinden hüküm çıkarmak bundan daha büyük yanlıştır. Çünkü yanlış ilaç öldürebilir; ama yanlış hüküm, imanı kaybettirip, sonsuz azaba düşürebilir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir: (Kur’anı kendi görüşü ile açıklayan, doğru olsa bile, muhakkak hata etmiştir.) [Nesai] Kur’an-ı kerimde buyuruluyor ki: [yabancı erkeklere bakmaktan] sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, [el, yüz gibi] görünen kısmı hariç, ziynetlerini [ziynet takılan yerlerini] göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar [saç, kulak ve gerdanlarını] örtsünler!) [Nur 31] Bu âyet-i kerimeden kadınların başörtüsü ile sadece yakasını örteceği, baş ve vücudunun diğer yerlerini örtmenin gerekmediği anlaşılabilir. Gözünü neden sakınacak, ırzını nasıl koruyacak, ziynetten maksat nedir? Kına, sürme, boya mıdır, altın, gümüş gibi ziynetler midir? Bu hususlar açık değildir, hadis-i şerifle bildirilmiştir. Bir âyet-i kerime meali de şöyledir: (Ey Nebi, hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına [dışarı çıkarken] cilbablarını [dış elbiselerini] giymelerini söyle! Bu, onların tanınıp, eza edilmemelerine daha uygundur.) [Ahzab 59] Bu tercümeye bakıp “Kadın, tanınıp eza edilmemesi için elbise giyer. Tanınıp eza edilmezse, çıplak gezebilir” diyenler çıkmıştır. Önemli olan Resulullahın açıklamasıdır. O buyuruyor ki: (Kadının [yüz ve iki elinden başka] bütün bedeni avrettir) [Mecmaul-enhür, El-mugni] Bu hadis-i şerifte kadının tesettürü açıkça, bildiriliyor. Kur’an-ı kerimin 17 yerinde Resulullaha (De ki, bana tâbi olun) buyuruluyor. Resulullaha tâbi olup Onun bildirdiği şekilde tesettüre riayet etmelidir! Resulullah efendimiz, baldızını, ince elbise ile görünce, (Ya Esma, bir kız, namaz kılacak yaşa gelince, yüz ve elleri hariç, vücudunu erkeklere gösteremez) buyurdu. (Ebu Davud) Hz. Âişe buyurdu ki: (İlk muhacir kadınlara Allah rahmet etsin! Tesettür âyeti inince, hemen peştamallarını yırtıp başlarını örttüler) buyurdu. (Buhari, Nesai)
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT