BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Cumhuriyet Bayramı!..

Cumhuriyet Bayramı!..

Cumhuriyetin kuruluşunun 80. yıl dönümünü kutladık.



Cumhuriyetin kuruluşunun 80. yıl dönümünü kutladık. Küçük evimizin cadde üzerinden Boğaza bakan iki pencerenin altından kocaman ay yıldızlı bayrağımızı her zamanki gibi iki gün öncesinden itina ile sallandırdık. Bu yıl biraz daha yaşlanmış ve çaptan düşmüş olmalıyız ki bayrağın iki tarafından ipleri pencerelerin altından geçirip aşağıya sarkıtırken bu sefer bayağı zorlandık. Her zaman kendimiz yapardık bu sefer yardımcımız yardım etti. Kolay değil Türkiye’de Cumhuriyet ilan edileli tam seksen yıl olmuş!. Dile kolay... Bütün bir ömür bu!. Onuncu yıl dönümü bayramını şimdi içim titreyerek, hissederek hatırlıyorum. İstanbul’daki liselerin izci oymakları ile birlikte bizleri Ankara’ya götürmüşlerdi. Yazdan kalma ılık bir hava vardı. Sırtımızdaki çantalarımızda Amerikan bezinden yatak gibi bir torbalar vardı. Ankara’da misafir kalacağımız okulda kağnı arabaları ile getirilen kuru ot balyalarından kendimize birer yatak yapmıştık. Çantalarımızı da yastık gibi başımızın altına koymuştuk. O günlerde kadın-erkek, yaşlı-genç, hepimiz çocuklar gibi şendik... Ciğerlerimizin bütün nefesi ile “Çıktık açık alınla on yılda her savaştan!..” diye şarkılar söylüyorduk!.. Atatürk sağında solunda yabancı devletlerin özel temsilcileri ile geçit resmine geldiği zaman bizler onun ünlü nutkunu göz yaşlarımızı tutmaya gerek görmeden dinliyorduk. Veda gibi, vasiyet gibi, hiç unutulmayacak bir nutuktu!. Benim naçiz vücudum elbette bir gün toprak olacaktır!.. Ama Cumhuriyet ilelebet payidar olacaktır!.. diyordu. Ekran başında, görmüş ve geçirmiş iki yaşlı insan tören yayınlarını beklerken neden ise biraz hüzünlendiğimi hissettim. Bugün “Atatürk ilke ve inkılapları” diye ortada ne kalmış ise hepsi ama hepsi cumhuriyetin o on yıllık döneminde gerçekleştirilebilmiştir. 1938 yılının bir 10 Kasım sabahı saat 9.05’de hepsi durdu!. İkinci Dünya Savaşı başladı. Girmeden atlattık!. Ama girmişten beter yorulduk yıprandık. Ardından soğuk savaş dönemi geldi. Atatürk’ün başlatmak istediği Demokrasiyi 1946’da denedik olmadı. Ardından 1950’de bir parti tıpkı bugünkü gibi tek başına iktidarı yüklendi. Seke seke bugünlere kadar gelebildik. Eğer Atatürk yolumuzu hâlâ aydınlatıyor olmasa idi, inanınız bu mümkün olamazdı!. Bugün 75 milyon Türkün en sevinçli, en kıvançlı olması gerektiği bu 80. yıl dönümünde içimizde belli belirsiz bir rahatsızlık hissediyoruz. Cumhurbaşkanı Sayın Necdet Sezer’in de geleneksel Çankaya davetinin farklı biçimde yapılması zorunluluğundan rahatsız olduğunu tahmin ediyorum. Bu sadece kılık kıyafete taalluk eden bir teferruat olarak mütalaa edilerek iki tarafça da daha uyumlu bir şekilde ele alınarak halledilebilirdi, diye düşünüyorum. Dünyanın her ülkesinde resmi bir “Protokol” makamı vardır. Bu makam, Devlet Protokolü’nü noktasına virgülüne kadar tayin ve tanzim eder. Kimsenin de buna itiraz etmesi söz konusu olamaz!. Bunu kimi ülkelerde “Devlet Protokol Dairesi, kimi başkalarında “Devlet Teşrifat Yüksek Makamı” vardır. Bunlar böylesi konuları kolaylıkla halledebilirler. “Şu merasime davetliler şu sıra ile ve kadın erkek şu kıyafet ile katılacaklardır!” diyebilirler ve demektedirler de!. Halen bütün Dünyada uygulanmakta olan usul kaide budur!. Protokol Yunanca kökenli bir kelimedir. Önde ve arkada gideceklerin sıralarını yerlerini tayin eder!. Eski bir söz: “Protokol ilahların, kralların, yönetenlerin nezaketidir!” der. Hem davet edenin hem de davet edilenin kişilik haklarını itibarlarını en iyi şekilde korur! Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde Devlet Başkanının daveti şu veya bu şekilde geri çevrilemez!. Örneği yoktur!. Eğer bulunabiliyorsa orada Devletin varlığı da şüpheye düşer!. Binlerce yıldır “Ya Devlet Başa... Ya Kuzgun Leşe..!” diye diye bugünlere gelebilmişiz. Allah Devleti başımızdan eksik etmesin!.. Keşke diyorum, keşke bizim Hariciye Atatürk döneminin hariciyesi olsa idi de Tanzimat döneminden kalma Nizamname-i Şehbenderi”nin eski soluk satırlarına baka baka da olsa bu meseleyi kimseleri gocundurmadan hiç gücendirmeden “tereyağından kıl çeker gibi” kendisi halledebilse, Devletin en yüce Makamı ile bir İktidar Partisi Hükümetini karşı karşıya getirmese idi!. Umarım bugün değilse bile bu bir gün mutlakca olacaktır!. Tüm okuyucularımın Cumhuriyet bayramlarını içtenlikle kutluyorum!.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT