BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Üsküdar’daki Telekom rezaleti!

Üsküdar’daki Telekom rezaleti!

İstanbul denince, hiç kuşkusuz, önce Üsküdar akla gelir... Türküsü ile ünlü, Osmanlı döneminin neredeyse İstanbul’daki başkenti günümüz Üsküdar’ı ile ilgili bir haber aldım ki, dudaklarım uçukladı, yüzüm kızardı.



Üsküdar’daki Telekom rezaleti! İstanbul denince, hiç kuşkusuz, önce Üsküdar akla gelir... Türküsü ile ünlü, Osmanlı döneminin neredeyse İstanbul’daki başkenti günümüz Üsküdar’ı ile ilgili bir haber aldım ki, dudaklarım uçukladı, yüzüm kızardı. Doğancılar Parkı’ndan, ki, Üsküdar’ın neredeyse simgesidir, Ahmediye’ye inen ünlü caddesinin sağ tarafı henüz kablolu tv yayını alamıyormuş. Adamı götürürler be!. Üsküdar bu... Ve işin tuhafı, karşı kaldırım kenarındakilerde de kablolu yayın var... Sonra da AB falan diyoruz. F.Bahçe doğru yolda! Samsun faciasından sonra, hiçbir F.Bahçeli yöneticinin hakemlere, federasyona, Samsunlu futbolculara, yani özetle kendilerinden başka adreslere eleştiri yağdırmış olmayıp, Daum’un yanlış takım kurduğunu söylemeleri büyük aşamadır. Yani aynaya bakma vaktinin çoktan geldiğinin onlar da farkında demek ki... Ama vakit çoktan geldi de geçti bile. Çünkü 5.5 yıllık fatura 350 milyon dolar.... R.Madrid muhasebesinde bile böyle bir rakam yok... Haaa Daum mu? Eh, Kemal abiniz daha gelmeden fikrini yazmıştı. Siz Daum’u, dahicilere soracaksınız... Yürüyün be ünlü otoriteler! Efendim; Beşiktaş’ın Konyaspor maçında Pancu’nun attığı golün pasını Sergen vermişmiş... Yuh be! Topu götürecek hali kalmamıştı ki, Pancu akadan koşarak topu alıp golü attı. İsterseniz, her şeyi delikanlı gibi açık açık söyleyen Sergen’e sorun! Sonra yıldız tablosuna bakıyorum, Sergen 7, Pancu 6... Vallahi Beşiktaş takımının diğer oyuncuları çok ama çok dürüstmüş... Yoksa... Neyse... AB üyesine dikiz! Gazetede okuyunca gözlerim fal taşı gibi açılmış. Karşımda oturan sekreterimiz Nur hanım “Ne oluyor Kemal bey” diye şaşkınlığını dile getirdi. Mesele şu: Portekiz Büyükelçiliği mi, Konsolosluğu mu, kimse kim... G.Birliği’nin Mısırlı oyuncusu El Saka ile Afrika pasaportlu oyuncusu M’bayo’ya vize veremeyeceğini bildirmiş. Avrupa Birliği üyesine dikiz! Biz bu topluluğa girmek için mi, ötemizi berimizi parçalıyoruz? Biz bunca örf, adet ve geleneğimizden bu kafa için mi vazgeçiyoruz? Yuh olsun! Bu arada Youla paçayı kurtarıyor. Neden mi? Çünkü Fransız pasaportu taşıyormuş... Bu kafatasçı zihniyetin içine ben girmek istemem... Avrupa Birliği sizin olsun. G.Birliği Kulübü Dışişleri Bakanlığı’na başvurmuş... Ben olsam bunu yapmam. Çıkar, bunları rezil ederim... Hakan Bilal Kutlualp denince! F.Bahçe yönetiminin reyting şampiyonlarından olan Hakan Bilal Kutlualp, Alman ümit takımına turu kaptırdığımız maçtan sonra da, mikrofonlara görüş atamadan duramadı. Ve öyle bir görüş attı ki, vay anam vay! Şöyle buyurdular: “Türkiye - Almanya arasında oynanan bir maça Çek hakem verilir mi? “ Aaaaa! Gördünüz mü, UEFA’nın yediği haltı? Yahu, bizim ligle ilgili acaip acaip konuştuğunuz yetmiyormuş gibi, şimdi sıra UEFA’ya mı geldi? Peki, hakem Çek olmayacaktı da, hangi ülkeden olacaktı? Böyle bir kural var da, biz mi bilmiyoruz? İşte, ülke futbolu böyle zarar görüyor... Yoksa böyle bir görüşle birilerine yaranılmak mı isteniyor? Vallahi anlayamadım. Mondragon kırmızı değil! Metin Tokat artık gördüklerini de doğru çalamıyor... Mondragon, topa sağ ayağı ile vurmak için havalanıyor ve top Ali’nin aşırtması ile koluna çarpıyor. Doğru karar serbest vuruş ve sarı kart... Ne yani, Mondragon havaya sıçrarken, kollarını hazır ol pozisyonu gibi bacaklarına mı yapıştıracaktı? Fizik kuralları buna izin verir mi? Lucescu’nun sinirleri alınmış mı? Ben 55 senedir futbol izliyorum. Çok ama çok kötü oynayan binlerce futbolcu gördüm. Ama hayatımda ilk defa İzmir’deki Ahmet Dursun formatına rastlıyorum. Ve Lucescu, Sergen de dahil, Beşiktaş’ın 55 dakika 9 kişi oynayışını paşa paşa izledi. Oldu mu? Olmadı tabii ki... Vallahi bravo Terim hoca! Futbolda maç kaybedilir... Kimler kaybetmiyor ki?.. Son saniyede de maç kaybedilir. Bu da futbolun içinde vardır. Ama, G.Saray takımının ikinci yarı başlarken, neden 3-5-2’ye döndüğünü anlayamadım. Hele hele üç aydır oynamayan Hakan Ünsal ve önünde Abdullah... Aman Allah’ım... Hani Fatih hocayı tanımasam, futbol düşüncelerini bilmesem, diyeceğim ki; G.Saray’a yeni bir hoca bulun! Ama öyle değil... Günün sistemine vites kazandırmış, yenilik katmış, bir daha hiçbir Türk takımının ulaşamayacağı bir Avrupa Kupası kazanmış koca Terim hoca bunu nasıl yapar? Acaba Denizli’de hava çok mu sıcaktı ki? Yoksa, kimsenin göremediği kişiler gelip Terim hocanın kulağına birşeyler mi fısıldadılar? Vallahi şok geçirmiş durumdayım... Yöneticinin, Tahkim Kurulu keseri! Türkiye’deki yönetici, sorumlu kim varsa, en büyük zaafı nalıncı keseri gibi her şeyi kendi tarafına yontmasıdır. Tahkim Kurulu, bir oyuncunun cezasını indirir, yaşa, varol! Tahkim Kurulu, saha kapatma cezasını kaldırır, yaşa, varol! Ama aynı Tahkim Kurulu, maçın tekrarı kararı için yürütmeyi durdurma kararı alır, o zaman, “Milli Takım’ın elenişi yüzünden meydana gelen gündemi değiştirmek için bu kararı aldılar” olur. Sizi gidi siziler; kimse size, işler kötü gidiyor, bunu kamufle etmek için, kulübün onurunu bile göz ardı edip, yarı yolda kaçarak formaya ihanet eden, milyonlarca dolar zarar ettiren adamı geri döndürmeye çalışıyorsunuz diyor mu? Ama bu ülkede spor yazarı, gazeteci kalmamış ki... Size bu soruları benim gibi bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az sayıda gazeteci sorabiliyor. Gerisi mi? Varsa yoksa, reyting, tiraj ve oralardan gelecek arpalar... Hamit Altıntop’un dersi! Türkiye - Almanya ümit maçından hemen sonra, daha doğru bir deyişle teri soğumadan şahane golümüzün sahibi Hamit Altıntop, santra yuvarlağında maçla ilgili öyle bir özet çıkardı ki, bizim coğrafya üzerindeki herkese ders niteliği taşıyordu... “Bunlar Alman... İlk maçta öyle veya böyle bir gol atarlar. Sonra rövanşta üzerine yatarlar. Şansları da hep yanlarındadır. Futbol bu işte... Üzgünüz...” Al duvara as! Her gün, gelen geçen okusun, medeniyet, bilgi, sportmenlik, konuşma adabı nedir öğrensin... Yahu siz nasıl polissiniz? Samsun’a giden F.Bahçe otobüsünde çıkanları sayıyorum: 2 adet ekmek bıçağı, sustalı, kelebek ve rambo bıçağı, meyve bıçakları, delici aletler, plastik sopa, demir boru... Ve bu güruh, yabancı maddelerden arındırıldıktan sonra, maça götürülüyor. Yahu, ey emniyet, benim üzerimde bunlardan biri çıksa, karakolda kaç saat tutarsınız? Adliyeye de sevk eder misiniz? Yoksa siz de o güruh gibi birilerince kumanda mı ediliyorsunuz? Şenol’u da, Haluk’u da asalım da... Spor basınının mâlûm kesimi, “bekleyin az sonra köşe yazarları” da katılır, Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy’la, Milli Takımlar Teknik Direktörü Şenol Güneş’in kellesini istiyorlar... İyi de, Haluk Ulusoy’un yerine, dünkü gibi Ali Şen zart dedi diye iki günde kaçan tipleri önermeyin... Şenol Güneş’in yerine de, illa ki, sizin kafanızdan hareketle, kariyerli hoca isterim haaaa... Yani en az dünya üçüncüsü falan olacak... Hadi, hayırlı işler! Beşiktaş taraftarı kına buldu mu? İnönü’deki G.Saray maçında ortalığı gereksiz yere ateşe veren Beşiktaş taraftarı veya adı Çarşı Grubu mudur nedir, Konyaspor beraberliğinden sonra acele gidip Eminönü’ndeki Mısır Çarşısı’ndan kına alsın! Alıp yaksın ki, belki de ligin ipine uzanacak makası takımın elinden aldığının farkına varsın! Bravo Trabzonlu gençler! Trabzon Lisesi futbol takımı, Çin’de evsahibi takımı 1-0 yenerek dünya şampiyonu olmuş... Bence sürpriz değil! Çünkü bu Trabzon’un taşı toprağı futboldur. Ama son 15 yılda ürün çok azdır. Neden? Samet, düne kadar çok genç keşfetmiş bir hocadır. Acaba elindekini arada bir bırakıp, şöyle yaylalara bir çıksa... Uşaklar, bir kere daha kutlarım!
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 107202
    % 0.35
  • 3.5161
    % -0.05
  • 4.128
    % -0.07
  • 4.518
    % -0.41
  • 145.919
    % -0.07
 
 
 
 
 
KAPAT