BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Bir New York Masalı” mı? Yoksa “Bir İstanbul Masalı” mı?

“Bir New York Masalı” mı? Yoksa “Bir İstanbul Masalı” mı?

Hizmetçi ailenin küçük ve banal giyimli kızı her zaman bir ağacın üzerinden, hizmet ettikleri aileyi gözetler durur. Hizmetçi kız ailenin küçük oğluyla çocukluk arkadaşıdır.



Hizmetçi ailenin küçük ve banal giyimli kızı her zaman bir ağacın üzerinden, hizmet ettikleri aileyi gözetler durur. Hizmetçi kız ailenin küçük oğluyla çocukluk arkadaşıdır. Ama kız küçük oğlana gönül vermiş gibidir. Küçük oğlan zenginliğin verdiği rahatlıkla gününü gün etmekte. Zengin ailenin büyük oğlu işleri çekip çevirmektedir. Senaryo böylece devam edip gider bizim yerli(!) dizilerden birinde. Geçen gün bir arkadaş “Bu kadar da olmaz ama! Dün akşam çok eski tarihli bir Amerikan filmi seyrediyordum. Bizdeki o dizinin tamamen bu filmden kopyalandığını anladım ve dizinin sonunu gördüğüm için neşem kaçtı. Aslında bizim oyuncular Amerikalı soğuk nevalelerden daha başarılılar. Ama Türk örf ve ananesine uymayan böyle bir senaryo ile çocukları harcıyorlar. Türk aile yapısı da, Hollywood yapımı filmlerle değil, kendi yapımlarımızla sarsılmaya ve yıpratılmaya devam ediyor. Ne yazık ki...” diye hayıflanıyordu. Beynimi zonklatan problem! Bir ara televizyon işinde de görev almıştım. O günlerde de bu problem beynimi zonklatıp durmuştu. Teknik yapı hazırlıklarına milyonlarca dolar harcadıktan sonra, toplumsal yapımızı güçlendirecek film ve diziler için kolları sıvadığımızda korkunç bir gerçekle yüz yüze geldik. Türk kültür ve edebiyatı iflas etmişti. Eli kalem tutan adamlar bir elin parmaklarını aşmıyordu. Çok zorlama ve gayretlerle elde mevcut senaryolardan bir yıl kadar faydalandık. Sonra biz de mecburen, hem ucuz hem de daha çok tutulan dış yapım filmlere ve dizilere yöneldik. Çünkü film sanayii kurulduğundan beri, Yeşilçam’da da Amerikan filmlerinin senaryolarını aşırıp Türkleştirmek(!) yolu izlendiğinden, insanlar ya vurdulu-kırdılı, ya da toplumumuzun çoğunluğunda olmayan, aile içi ahlaksız ilişkiler temeline dayanan senaryolara alışmışlardı. Hani ayyaşların “içtikçe sarhoş oldum, sarhoş oldukça içtim” dedikleri tarzda toplum kendi kültüründen tamamen kopup, başka kültürlere meyletmiştir. Mecbur kalıyorsunuz... O zaman reyting almak için, Orta Anadolu’daki bir şehirde, bir ağalık düzeni kurup, her sofrada şarap yudumlayan ağanın ailesi ve hizmetçileri, ağanın gayri meşru çocuğu ve küçükken kirlettiği zavallı bir kadını konu edinen, her türlü tahribata rağmen o derekelere düşmedikleri bilindiği halde gençlerin uygunsuz ilişkiler içinde yer aldıkları senaryolara “motor” demek zorundasınız. Ben bunu yapamam derseniz, o zaman ancak hayatiyetini idame ettiren orta halli bir kanal ya da film şirketi olursunuz. Çünkü maalesef bu milletin kültür ağacının köklerine asırlardır kezzap dökülmektedir. Ancak koca çınar bu kadar tahribata rağmen ayaktadır. Ve işte bu bana ümit vermektedir...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT