BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Inandık başardık

Inandık başardık

Brüksel zirvesinin sonucunu ‘Yalancı bayram’ olarak niteleyen Baykal, “Kargayı bülbül diye yutturamazsınız” dedi. Erdoğan da Baykal’a, “İnandık, başardık. Ama siz sonucu böyle görüyorsanız, bir de tarih almadan gelseydik kimbilir neler söylerdiniz?” şeklinde cevap verdi.



ANKARA - Başbakan Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın 17 Aralık zirvesine ilişkin eleştirilerini, “Muhalefet hep bardağın boş tarafına bakıyor, dolu tarafından baksalar onlar da bayram yaparlardı” sözleriyle cevapladı. TBMM’deki 2005 mali yılı bütçesinin tamamı üzerindeki görüşmeler, AB tartışmalarına dönüştü. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 17 Aralık AB zirvesinin bir bayram olarak kutlanmasını eleştirdi ve alınan kararın Türkiye’nin tam üyeliğini garanti etmediğini söyledi. Baykal, Türkiye için özel üyelik öngörüldüğünü iddia etti. Baykal, “Böyle bir müzakere sonucunda ortaya çıkacak üyeliğin 41 yıldır peşinde koşulan üyelik olduğunu söylemek mümkün mü?” diye sordu. Baykal, 3 Ekim’e kadar Kıbrıs’ın da tanınmasının taahhüt edildiğini bildirdi ve alınan tarihin şartlı tarih olduğunu söyledi. Önümüzdeki dönemde AB’den yeni taleplerin geleceğini kaydeden Baykal, 10 yıl boyunca Türkiye’nin sürekli ödün veren bir hale geleceğini ve bu süre sonucunda da tam üye olamayacağını öne sürdü. Metni iyi okuyun CHP lideri Deniz Baykal ve DYP lideri Mehmet Ağar’dan sonra kürsüye gelen Başbakan Erdoğan da muhalefetin zirveye ilişkin eleştirilerini cevapladı. Deregasyonlar konusunda muhalefetin yanlış bilgiye sahip olduğunu ifade eden Erdoğan, “Sayın Baykal’ın elindeki metin yanlış bir metin üzerinden yapılan tercümedir. Hedef tam üyeliktir. Ben bu metni çok iyi okudum. Tam üyelikle ilgili bir garanti yoktur ifadesine takılıyorsanız, bizden önceki ülkelerin de başına gelmiştir. Sizler bardağın boş tarafına bakıyorsunuz. Bardağın dolu tarafına bakıp, bu millet bunu başarır deseniz, inanıyorum ki bu bayramı siz de yapacaktınız” diye konuştu. AB yolunda en önemli dönemeçlerden birinin başarı ile aşıldığını ifade eden Erdoğan, Türkiye’nin net bir müzakere tarihi aldığını ve bu tarihe yönelik tam üyelik hedefinin yer aldığını bildirdi. Erdoğan, zirvede Türkiye ile ilgili kararının 22’nci paragrafında Kopenhang kriterlerinin yerine getirildiğini ve müzakerelerin 3 Ekim’de başlayacağının yer almasının zirvede alınan kararların en çarpıcı hükmü olduğunu söyledi. Milli çıkarlar korundu Erdoğan, söz konusu protokolün imzalanmasının tanıma anlamına gelmediğini, Rum kesiminin Kıbrıs Türklerini temsil edemeyeceğini, Türkiye’nin Kıbrıs sorununa ilişkin mevcut hukuki ve siyasi tutumunu sürdürdüğünü de açıkça ortaya koyduklarını hatırlatarak, “Türkiye’nin AB üyeliği 41 yıllık bir ulusal hedeftir. Kıbrıs ise daha uzun geçmişe sahip bir ulusal davadır. Akılcı politikalar yürütüldüğü takdirde bu ikisinin çelişen hedefler olmadığını düşünüyor ve buna göre politikamızı sürdürüyoruz” dedi. Kıbrıs konusunda milletin müsterih olması gerektiğini belirten Erdoğan, “Uyum Protokolün imzalanması tanıma anlamı taşımayacağı AB dönem başkanlığı ve diğer liderler tarafından da açıklanmıştır. Önemli olan Türkiye’nin ne dediğidir. Bizim tanımadığımız bir ülkenin bize ‘hayır tanıyorsun’ şeklinde bir dayatma ile tanıtılması imkanı mevcut değildir. Gözlemcilerin dediği gibi sessiz bir devrim yapılmıştır. Ortada ciddi bir mesele yoktur. En fazla tartışılan konu Kıbrıs’tır. Uyum protokolünün imzalanması AB ile ilişkilerimizin genel çerçevesinin bir gereğidir. Karşılıklı mutabakat sağlanmadığı takdirde bu asla yürürlüğe girmez. Protokolün imzalanması tanıma anlamına gelmez” dedi. Erdoğan, deregasyonlar konusunun tek taraflı olmadığını, tarafların karşılıklı mutabakatla geçerli olacağına dikkat çekti. Sıradan ülke değiliz Baykal’ın Türkiye’ye ikinci sınıf bir üyelik öngörüldüğü yönündeki sözlerine ise Erdoğan şöyle tepki gösterdi: “Eğer siz kendinizi ikinci sınıf olarak kabul ediyorsunaz buna bir şey diyemem. Ama biz ikinci sınıf değiliz. Bu millet birinci sınıftır. Türkiye’ye burada ikinci bir üyelik biçilmesi söz konusu değildir. Böyle bir şey kabul edilmemiştir.” Zor bir sürecin başladığını, bu süreçte AB’nin Türkiye’ye işbirliği yapmasına önem verdiklerini ifade eden Erdoğan, “Bizim Türkiye için istediklerimizin sınırı yoktur. Bu nedenle hiçbir müzakerenin sonucu bizi tam olarak tatmin etmez. Şüphesiz kararlar daha iyi yazılabilseydi elbette daha mutlu olurduk. Ama Türkiye rastgele sıradan bir ülke değil. Bu kadar kolay olsaydı, 41 yıl sürmezdi. Bunu bildiğimize göre, iki yılda atılan adımları bir kenara itmemiz insafla bağdaşmaz” dedi. Bayramı birlikte yapalım Türkiye’nin AB’den tarih alması ile bayram ilan edilmesinden rahatsızlık duyanlara da Erdoğan “Bu bir başlangıçtır ve bundan sonraki süreç farklı bir yere taşıyacaktır. Ülkenin sadece siyasi ve kültürel yapısını değil, aynı zamanda askeri ve ekonomik yapısını da etkileyen yeni bir süreç olacaktır. Bu süreçte adeta çağdaş modern bir Türkiye’nin kuruluşu gündeme oturuyor. Bu bayramı hep beraber yaşamalıyız. Bundan çekinmeye gerek yok. Bize Brüksel’de de bunu sordular: ‘Yüzde yüz olmasa da başardık’ dedik ‘Şımarmayacağız’ dedik. Her şey dört dörtlük gibi iddiamız yok. Bu eksikler nelerdir bunları gidererek müzakerelere oturacağız” diye seslendi.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT