BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Halkımı yazıyorum

Halkımı yazıyorum

Şair ve yazar Yahya Akengin ile bütün eserlerinin Berikan Yayınları tarafından basılması vesilesiyle buluşup konuştuk.



Şair ve yazar Yahya Akengin ile bütün eserlerinin Berikan Yayınları tarafından basılması vesilesiyle buluşup konuştuk. Akengin’in “Oğuz Dede”, “Dönüş Acıları”, “Yaralı Dağlar” ve “Sarkaç “ isimli 4 romanı, “Özlem Yokuşları” adlı çocuk romanı; iki ciltte toplanan tiyatro eserleri de “Eski Çarıklar”, “Enver Paşa ve Büyük Ümitler”, “Aile Bağları”, “Son Köylü”, “Kulübe” ve “Sağlık Olsun” ve şimdiye kadar yayınlanan 9 şiir kitabından yapılan kapsamlı bir seçmeden oluşan “Hasat” yeniden yayınlandı. Önümüzdeki dönemde ise Akengin’in kaleme aldığı radyo oyunları ve fikir yazıları da okuyucularla buluşacak. Doku uyuşmazlığı var *Kitaplarınızın topluca yayınlanıyor olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? AKENGİN: Kitaplarım değişik yıllarda farklı yayınevleri tarafından basılmıştı. Mevcutları kalmadığı için edinmek isteyenler zorlanıyordu. Bütün kitapların bir yayınevinden topluca çıkması adres göstermeyi de kolaylaştırıyor. Ayrıca bir nokta geliyor ki yazarların yazdıklarının bir bütün halinde okuyucuya sunulması ihtiyacı doğuyor. Dönüş Acıları adlı romanımın ilk baskısı 22 yıl önce yapılmıştı. İkinci baskı ise 10 yıl önce yapıldı. Nesiller değiştikçe yazar, yeni okuyucu kitlelerine ulaşmak istiyor. Talim Terbiye Kurulu kararıyla ders kitaplarında yer alan tiyatro oyunlarım haliyle belli bir ilgi de görüyor. Mevcudu kalmayan 6 tiyatro oyunum böylece 2 ciltte bir araya getirilmiş oluyor. Ayrıca Devlet Tiyatroları ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları ile üstü kapalı bir kavgam var. Tiyatro eserlerimle ilgili müracaatlara edebi kurullar ya şartlı kabul ya da ret cevabı veriyorlar. Netice itibariyle bir doku uyuşmazlığı var aramızda. Oysa ki bu kurumlardan objektif yaklaşım ve değerlendirme beklenir. Nifak duygusuna uzağım * Bu ambargoyu nasıl yorumluyorsunuz? AKENGİN: Ben şiirlerimde, romanlarımda, tiyatro oyunlarımda bu milletin büyük kültür birikimine yaslanmak istiyorum. Bu toplumun temel değerlerine saygı ile yaklaşmaya çalışıyorum. Sansasyon yapmak, popülizmin rüzgârları na kapılmak gibi bir yapıya sahip değilim. Türkiye’de nifak duygularına hizmet eden, Türk milleti ve devletinin vazgeçilmezlerine saldıran eserler kaleme almak ne yazık ki bu ülkede prim yapıyor, şöhret sağlıyor, rant getiriyor. Medyamız da “reyting” rüzgârlarına kapılıp sapla samanı birbirine karıştırıyor, kötü bir sınav veriyor. Ben bunları rahatça söylüyorum. Çünkü şahsıma bir şey kazandırmak için fikirlerimden, değerlerimden vazgeçmeyeceğimi ispatladığıma inanıyorum. Dolayısıyla Yunus Emre’nin bir mısraıyla kendimi ifade etmek isterim: “Bilmeyen ne bilsin bizi, bilenlere selam olsun.” Edebiyatın bütün dalları *Farklı türlerde eserler vermiş olmanızın sebebi ne? AKENGİN: Ben edebiyat dünyasına adım attığım Hisar Dergisi’nden beri şairlerin yalnız şiir yazmakla yetinip nesre yönelmemesini bir eksiklik olarak gördüm. Çünkü böyle bir çizgiyi sürdüren şairlerin sonunda kendilerini tekrara düştüklerini gözlemlemiştim. Bu edebiyat adına bir kısır döngüydü. Bir yazar söylemek istediği her şeyi şiir yoluyla veremez. Eğer söyleyecek sözü varsa diğer edebiyat türlerine de muhtaçtır. Kendime örnek aldığım Ahmet Hamdi Tanpınar, Yahya Kemal, Necip Fazıl Kısakürek, Necati Cumalı ve kendime örnek almamış olsam da Nazım Hikmet de edebiyat yolculuklarında farklı türlerde eserler vermişti. Bunların yalnız şiirle yetinmemiş olmaları da benim için önemliydi. Bu duygu ve düşüncelerle tiyatroya, romana, fikir ve gezi yazılarına yöneldim. Ayrıca bir yazarın şiiriyle romanını, romanıyla tiyatro oyunlarını zenginleştirmesi mümkün. Tarih ve edebiyatı aynı ölçüde sevmiş, ikisini de aynı ölçüde ilgi duymuş bir insanım. Dram sanatlarının üç boyutu vardır. Sosyal, psikolojik ve fizyoljik boyutlar. Ben bunların dışında 4. bir boyut olarak tarihin yer aldığını düşünüyorum. Anlatılan olaylar, insanlar ve toplumlar tarih boyutlarıyla beraber ele alınırsa yazılan daha etkili olur. (Berikan Yayınları, 0 312 232 62 18/19) Akengin’e Balkan Ödülü Balkan Aydınları ve Yazarları Birliği (BAY)’nin “Uluslararası Türk Kültürüne Hizmet Büyük Ödülü”, bu yıl araştırmacı, yazar ve şair Yahya Akengin’e verildi. Türk Dünyası Yazarlar ve Sanatçılar Vakfı (TÜRKSAV) Başkanı olan Akengin, 1985 yılından bu yana Struga Şiir Akşamları dahil birçok edebiyat ve kültür etkinliğinde ülkemizi temsil ediyor. Balkanlardaki Türk şair, yazar ve yayıncılarla ortak çalışmalar yürüttü. Şiir kitapları Makedonca ve Arnavutça’ya çevrildi. Balkanlardaki diğer ülke yazarları ve fikir adamları ile dostluklar kurdu, diyalog zeminleri geliştirdi. BAY Başkanı Osman Baymak’tan ödülünü alan Akengin adına BAY dergisi özel bir sayı da çıkardı. Yazarın, Üsküp Birlik Gazetesi’nde tefrika edilen romanlarından Sarkaç’ın konusu da Makedonya Türkleri ile ilgili... Yeni roman yazıyor Yahya Akengin, bundan sonraki yol haritasını da şöyle anlatıyor: “Yeni bir roman çalışmam var. 1970’li ve 80’li yılların Ankara’sını anlatıyorum. Ben bu dönemden beri Ankara’dayım. Tabii ki gözlemlerim oldu. Dönüş Acısı adlı romanımda 12 Eylül öncesini anlatmıştım. Bu yeni romanla 1980 öncesine ve sonrası siyasi tablolara bir projektör çevirmeye çalışıyorum. Bir de Türk dünyasına açılan bir pencerem var. Türk cumhuriyetleri ve toplulukları edebiyatçıları, bilim ve kültür adamları Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra büyük bir boşlukta kaldılar. Bağımsızlıktan sonra Türkiye’nin onlara sahip çıkmasını beklediler. Mesela Cengiz Aytmatov dedi ki: “Ben dünyanın bütün dillerine çevrilen bir yazar olduysam bu Sovyetlerin verdiği destekle oldu. Şimdi biz bekliyoruz ki bizi Türkiye’ye ve başka ülkelere taşıyan güç Türkiye Cumhuriyeti olsun.”Netice itibariyle Türk dünyasında Aytmatov gibi düşünenler hâyâl kırıklığına uğradılar. Çünkü Türkiye’nin bir kültür politikası, uzun vadeli stratejileri yok. O yüzden Türk Dünyası Yazarlar ve Sanatçılar Vakfı (TÜRKSAV) başkanı olarak Türk dünyası ile de ilgili çalışmalar yapıyorum.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT