BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tereddüt Avrupa’da mı, bizde mi?

Tereddüt Avrupa’da mı, bizde mi?

Son günlerde içerde “hükümet Avrupa işini soğutmaya mı aldı? AB arka plana mı itiliyor?” endişeleri öne çıkarken, Avrupa cephesinde de “Türkler AB yolunda hız kesti” veya “Türkiye daha çok şeyler yapmalı” değerlendirmeleri sıklaştı.



Son günlerde içerde “hükümet Avrupa işini soğutmaya mı aldı? AB arka plana mı itiliyor?” endişeleri öne çıkarken, Avrupa cephesinde de “Türkler AB yolunda hız kesti” veya “Türkiye daha çok şeyler yapmalı” değerlendirmeleri sıklaştı. Bunlar durup dururken söylenmiş şeyler değil. Bir endişeyi dile getiriyor. Ama hepsi günlük, aylık kıpırtılara odaklanmış kısa vâdeli tespitler. Ana trende, büyük yönelişe baktığımızda Türkiye’nin ne niyetlerinde, ne de eylemlerinde bir sapma yok. Esasen olamaz. Elli yıldır yokuş tırmanıp, son kertede yoruldum diye geri dönmeyiz, dönemeyiz. Bu oyunbozanlığın ötesinde, millete kötülük olur. Türkiye tercihini yapmıştır ve Avrupa’yla bütünleşmesini sonuçlandıracaktır. AB Troyka toplantı gününe nişanlanmış tahrikler de, Ankara Anlaşmasının Kıbrıs Rum kesimini içine alacak şekilde genişletilmesi de, Ermeni abartıları da aşılmayacak şeyler değil. Avrupa sözünü tutarsa, çözüm iki kulaç mesafede, çeker alırız. Belirsiz olan ve sıkıntı veren Avrupa’nın ne olacağına karar verememiş olmasıdır. Nasıl bir Avrupa kurmak istediklerine dair fikir birliğinin bulunmamasıdır. Avrupa Birliği yerini arıyor Avrupa aydınları, siyaset yapıcıları, AB fikir önderleri gerçek bir “kuruluş sancısı” çekiyorlar. Bu sancı Avrupa’yı bir çöküşe de götürebilir, gerçek bir dönüşümü de getirebilir. Avrupa Birliği ne işe yarar? Ne niyetle kurulmuştu? Çağın yeni meydan okumaları karşısında yapmamız gerekenler nelerdir? Genişlersek derinleşemeyiz. İçimize kapanıp derinleşirsek süper güç olamayız... sorularına cevap bulabilmiş değiller. Bulsalar bile hepsi mutabık değiller. Birer avuç toplumları, yarım okkalık devletleri aralarına alırken zorlanmadılar. 15’ten 25’e çıkarken sayı artsa da, ibre oynamadı. Avrupa güç dengesi Fransız Alman ekseninden sapmadı. Yarın Bulgaristan, Romanya, öbürsü gün Hırvatistan sofraya otursa da aslan payı onların önünden kaymayacak. Ama Türkiye sofraya yanaşırsa, herkesin ayağa kalkıp yeniden oturması gerekecek. 15’ten 28’e çıkmak hiç zahmet vermiyor. Ama 28’den 29’a yükselmek enerji, irade, samimiyet ve feragat gerektiriyor. “Referandumsuz kabul görmüş devletler” ile tüm müzakereleri tamamladıktan sonra dahi “üyeliği referanduma tabi Türkiye” ayırımı bunu ispat ediyor. Zorlanmalarının sebebi büyüklüğümüz. (Bunu söylerken “problemli bir büyük” olduğumuzu kabul ediyoruz). Avrupa için ne refah, ne saadet, ne etkinlik, zenginlik, dayanışma ne de iş birliği nihaî amaç olamaz. Zaten yeteri kadar doymuşlar. Avrupa’nın aradığı barıştır. Bu varsa konumlarını sürdürebileceklerini anlamaya çalışıyorlar. Barış ise güç istiyor! Avrupa ıkınacak, sıkınacak, bizi sofraya oturtmamak için bin çember çevirecek. Ama güvenlik endişeleri var ya, onları çok düşündürecek. Ayağa kalkacaklar çaresiz, biz varacağız, hep beraber yeni baştan oturacağız. Biz önümüzdeki zamanı değerlendirmeye; demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, bilimsel çalışma açığımızı kapatmaya bakalım. Hiç gevşemeden ve ikirciklenmeden!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT