BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Suç aileden başlıyor

Suç aileden başlıyor

Türkiye’nin kanayan yarası haline gelen “Sokak Çocukları Dosyası”nı açıyoruz. Suç işliyorlar, yakalanıyorlar. Ama yine kaçarak suça devam ediyorlar. Niçin peki? Hangisiyle konuştuysak bize şu cevabı veriyor: “O eve bir daha dönmem... Dayak yemekten bıktım, sokakta özgürüm.”



Türkiye’nin adeta kanayan yarası haline gelen kapkaç, gasp gibi olayların bir numaralı kahramanları onlar: Sokak çocukları... Yakalanıyorlar, hapse atılıyorlar, çıkıyorlar, yine suç işliyorlar... Islah etme çalışmaları da bir işe yaramıyor. Özgürlüklerini kazandıkları anda suç işlemeye kaldıkları yerden devam ediyorlar. Biz de bu sokak çocuklarını araştıran yazı dizimizde onların hayatlarını mercek altına aldık. Kimi zaman polisle operasyona katıldık, kimi zaman sokaklara inip bu çocuklara “Neden sokaktasınız?” diye sorduk... Yetkili kurumlardan gerekli izinleri aldıktan sonra Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) Ayvansaray İlkyardım İstasyonu Toplama Merkezi’ndeki görevlilerle gece operasyona çıktık. Operasyona; bir sosyal uzman, madde bağımlığını bırakıp sokaktaki bu illete düşmüş çocuklara yardımcı olan SHÇEK’te sözleşmeli bir görevli (ki bunlara ‘Akran Abi’ diyorlar. Bu terimi de Ayvansaray’da bulunan toplama istasyondaki çocuklardan öğrendik) ve bunların can güvenliğini sağlayan Emniyet Çocuk Masası Ekipleri ile çıktık. ‘Akran Abi’yi tanıdı... Operasyona iki ekip halinde Şirinevler meydanından başladık. Ancak burada beklediğimiz gibi madde bağımlısı çocuklara rastlayamadık. Tam oradan ayrılıp başka bir mekana gitmek üzereydik ki, ‘Akran Abi’yi tanıyan bir madde bağımlısı, çekine çekine yanımıza geldi ve, “Abi nüfus kağıdımı çıkarttım. Resimlerimi de çektirdim. Artık askere gideceğim” diyerek bize bir de asker selamı verdi. Sanki kendi durumundan kendisi de rahatsız oluyor ve askere gidince düzeleceğine inanıyordu. Akran Abi ve sosyal hizmet görevlileri tam o sırada devreye girerek onu ikna etmeye çalıştı, olmadı. O yine orada yaşamaya devam ediyor. Ancak nereye kadar bilinmez... Şiddetten sokağa... Operasyonda ikinci durağımız olan Bakırköy Meydanı’na geldik. Sahile doğru indikçe satıcı çocuklara rastladık. Akran Abi hepsini tanıdığı için bize tek tek isimlerini saymaya başladı. Derken, içlerinden biri bizi biraz daha yabancı gördüğü için belki bir şeyler satın alırlar diye yanımıza çekine çekine geldi. Biz de durdurup ona hayat hikayesini anlattırdık. Oradan Zeytinburnu’na, Aksaray’a, Karaköy’e ve Taksim’e gidip sokak aralarını aradık. Hiç kimseyi bulamayarak Ayvansaray’daki toplama merkezine geldik. Ve buradaki çocukların hayat hikayelerini dinledik. Hepsinin ortak noktası, parçalanmış ailelerden veya sahipsiz ve şiddete maruz kalmalarından dolayı sokağa düşmeleri... G.K. henüz 17 yaşında... 8 yıl önce annesini kaybetmiş. 40 gün sonra da kahvecilik yapan babası evlenmiş... G.K, “Üvey anne ile ilk günden beri geçinemedik. Bizler, biri 13, diğeri 15 ve ben 17 yaşında olmak üzere 3 kardeşiz. Onun da ilk evlendiği kocasından 2 çocuğu vardı. Bir de babamdan kardeşimiz oldu. Ancak bizi bir türlü sevemediği için her şeyde kızıyordu. Akşam bu durumu babamıza söyleyince babamız da kızıyor ve hatta bizi dövüyordu. Artık dayanılacak gibi değildi. Ve sonunda küçük kız kardeşim teyzemin yanına gitti, ben de 9-10 yaşlarındayken sokağa çıktım. Babam da bizleri ne arıyor ne de soruyor. 7 yıldan beri sokaklarda yatıp kalkıyorum. Orada uçucu madde kullanmaya başladım” dedi. Kardeşimi de görünce yıkıldım 2 yıl okuduktan sonra okulu bıraktığını ve Anadolu yakasında kaldıkları için dışarıda yaşamaya ilk defa Feneryolu’nda başladığını söyleyen G.K., “Orada kapalı eski bir evde 7-8 arkadaşla birlikte tam 1.5 yıl kaldık. Daha sonra Eminönü’ne geçtik. Eski binalarda kalabalık arkadaşlarla birlikte kalmaya devam ettik. Buradan da arkadaş grubu ile Aksaray’a geçtik ve orada yaşıyorduk. 13 yaşındaki kardeşim A. da üvey annemizin yanında daha fazla dayanamayarak benim gibi dışarıda yaşamaya 3 sene önce başladı. SHÇEK görevlileri beni Kadıköy Yeldeğirmeni’ndeki yurda götürdüklerinde kardeşim A.’yı görünce onun da bu yola düştüğünü anladım. Onu orada görünce çok şaşırmış ve adeta yıkılmıştım. Şimdi çok pişmanım G.K. sokakta yaşamaktan bıktığını ve artık okula gitmek istediğini söylüyor. Bir de en büyük isteğinin dışarıda kalan 13 yaşındaki kardeşi A.’yı da yanına almak olduğunu belirten G.K, “Dışarıda bulunan benim gibi arkadaşlarımın da kesinlikle o hayattan kopup buraya gelmelerini tavsiye ediyorum. Sokakta kimse seni insan yerine koymuyor. Burada bari insanlığı, devletin sıcak yüzünü görüyor ve hayatına çeki düzen veriyorsun. Biz 3 kardeş parçalandık. Kız kardeşimiz teyzeme sığınırken, erkek kardeşimle sokakta hayatımızı orada burada dilenerek ve uçucu madde kullanarak sürdürüyorduk. Ben o pislik hayattan kurtuldum. İnşallah diğer erkek kardeşim de sokakta yaşamaktan kurtulur” dedi. Sevgi yoksa sokağa kaçıyorlar Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu, Meclis Araştırma Komisyonu’nda çeşitli konulara yönelik çalışma yapmak için ayrı ayrı 8 komite oluşturulduğunu söyledi. Kuzu, şimdilik bilgi toplama aşamasında olduklarını belirterek, “Gerçekten hukuki bir boşluk mu, kurumsal bir eksiklik mi yoksa uygulamada bir hata mı var sorgusunu araştırıp bir rapor hazırlayarak, hükümete çözüm tavsiyeleri ile birlikte sunacağız” şeklinde konuştu. Aile şefkati önemli Burhan Kuzu, sokak çocuklarının çıkan olaylarda küçük bir etken olduğunu, olayları sadece ‘madde bağımlıları çıkarıyor’ demekle haksızlık yapıldığına değinerek, “Bunlar tamamiyle başlı başına yaşadıkları için zaman zaman acımasız oluyorlar. Bu gibilerin temelinde aile şefkatinin yoksunluğu yatıyor. Sevgi ve merhamet, aile yuvası dışında hiçbir yerde verilemez. Bir de göç meselesi var. İşsizlik ve terör olaylarından dolayı sıkışmış insanlar (özellikle Diyarbakır’dan gelenler) bu tür örgütler tarafından da kullanıldığı, İstanbul’u bölge bölge parselledikleri ve belli merkezlerde de para topladıkları bilgileri geliyor. İstanbul’da olaylara karışanların resmi sayısı 2 bin, resmi olmayan sayı ise 5 bin civarında. Türkiye’de aile kurumu çok hırpalanmış olmasına rağmen hâlâ belli oranda ayakta. Bunun için rakamlar düşük. Bu rakam, Amerika ve Avrupa ülkelerinde 16 bine ulaştığı bir gerçek” şeklinde bilgi verdi. Vatandaşın bu gibi olaylar karşısında sessiz kaldığını belirten Burhan Kuzu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Gecekondu bölgeleri, kamuflajın rahatlıkla yapıldığı yerler. Bu gibi olayları desteklemek hainliktir. Vahim bir durumu ortaya çıkartır. Bu tür olaylar, sadece polisiye tedbirlerle azalmaz. Bataklığı kurutma adına ıslah metotlarında, barınak ve rehabilite merkezleri desteklenmeli. Duyarlı kesim el birliği yapmazsa işin içinden çıkmamız mümkün değil” YARIN: PARÇALANMIŞ AİLE ÇOCUKLARI DA PARÇALIYOR UMUT ÇİÇEKLERİ Hazırlayanlar: Faruk Çelik Harun Yerebakan - Taner Özlen
Kapat
KAPAT