BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ninni hazinemiz

Ninni hazinemiz

M. Sabri Koz’un beş binin üzerindeki ninni metnini tarayıp derlediği “Her Güne Bir Ninni” isimli eser, ‘dandini dandini dastana’dan öteye gidemeyen genç anneler için iyi bir kaynak...



> Tolga Uslubaş Anneler, nineler, ablalar, halalar çocukları uykunun tatlı kollarına ninnilerle bırakırlar... Hiçbir çocuk annesinin kendisi için bebekken söylediği ninnileri hatırlamaz, bilinçaltında, hafızasının gizli köşelerinde saklar belki... Kulağımızda yer eden ninniler başka bebekler için söylenirken duyduklarımızdır. Yapı Kredi Yayınları arasından çıkan “Her Güne Bir Ninni”, Türk kültürünün ortak değerlerini yansıtan, yöresel deyişleri de içeren sekiz yüzden fazla sevgi ve duygu yüklü ninniyi bir araya getiriyor. Sayfalardan dillere, dillerden çocukların yüreğine aksın diye. “Her Güne Bir Masal” ve “Her Güne Bir Oyun” serisinin devamı niteliğindeki “Her Güne Bir Ninni” beş binden fazla ninninin taranmasıyla hazırlanmiş bir eser. M. Sabri Koz’un uzun araştırmaları sonrası ortaya çıkan kitap, Cem Kızıltuğ’un çocukların hayal dünyasına özgü çizimleriyle renklenmiş. Kitaba Nuran Duygulu’nun annelere özgü duygu dolu sesiyle seslendirdiği ninni CD’nin de eşlik ettiğini not düşelim... Araştırma eserleriyle dikkat çeken M. Sabri Koz’la “Her Güne Bir Ninni” kitabı üzerine konuştuk; * Bu eser için 5 binin üzerinde ninni metnini taradığınızı biliyoruz. Bize kitabın oluşum sürecinden bahseder misiniz? KOZ - Yapı Kredi Yayınları’nın annelere, çocuk büyütenlere yönelik “Her Güne Bir...” ana başlıklı bir dizisi var. Daha önce “Masal” ve “Oyun” kitapları yayımlanmıştı, bu kez bir de “Ninni” kitabı hazırlanması uygun görüldü. Hazırlık süreci çeşitli sebeplerden dolayı uzun süren bu kitap için 5 binden fazla ninni metnini okuyup kendime göre bir seçme yapmaya ve bu “kendime görelik”te başkalarını da memnun edecek özellikler bulundurmaya dikkat ettim. Ninniler, biz onlara “beşik türküleri” de diyoruz. Anonim Türk Halk Edebiyatının “Türküler” bahsinde bir altbaşlık olduğu gibi maniler, bilmeceler, tekerlemeler gibi halk şiirinin bir türü olarak da ele alınmaktadır. “Her Güne Bir Ninni” için metin seçerken çok zorlandığımı söyleyebilirim. Bu çalışmanın oluşmasında 1908-2004 yılları arasında yayımlanmış ya da derlendiği halde yayımlanmamış çalışmalardan faydalandım. Ninniler üzerine ya da şehirler üzerine yazılmış monografi kitapları, üniversitelerde hazırlanan tezler ve çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanmış derleme yazıları bu kitabın kaynaklarını oluşturdu. Dün ne ise bugün de o * Araştırmalarınız sırasında Osmanlı döneminden kalan eserlerle güncel eserleri birlikte inceleme imkanınız oldu. Yapı itibariyle bir değişim veya eskiyle yeni arasında bir kopukluk söz konusu mu? KOZ - Halk edebiyatı metinleri içinde özellikle manzum ya da kalıplaşmış olanlardan türküler, maniler, bilmeceler, atasözleri ve tekerlemelerden seçilecek yeterli sayıdaki örnek üzerinde bilinen ya da bulunan en eski varyanttan yola çıkarak kronolojiyi bozmadan ve derlenen coğrafi ve kültürel bölgeleri de ihmal etmeden bir değerlendirme yapılsa toplumda yaşanan pek çok değişmenin izleri bulunabilir. Burada bir yapı değişiklikten çok kültürel katmanlardan söz edilebilir. Toplumun, bireylerin ve özellikle annelerimizin önceliklerinden, bebekleri için hayal ettikleri geleceğin dönemlere göre farklılıklar göstermesinden söz edilebilir. Tabii olarak günümüzde artık var olmayan kimi kurum ve unvanların eski metinlerde donup kalması da ilk derlemelerde karşımıza çıkıyor. Bu da bir kopukluk değil bence, bizim göremediğimiz, sezemediğimiz ya da görmek, sezmek için farklı donanımlara sahip olmayı gerektiren çok ince bağlarla aralarında ilişki var. Bu tür yarı kırılmalar, yeni bütünler yakalamanın da ip uçları oluyor... Anneler hep aynı * Diğer milletlerin ninni metinleri ile bizlerinki arasında bir benzerlik dikkatinizi çekti mi? KOZ - Bu çalışmada yalnızca Türk halk ninnileri üzerinde duruldu. Başka milletlerin ninnileri üzerinde durmadım. Ama birkaç farklı millete ait ninni metnini daha önce de okumuştum, kitap hazırlığı sırasında da okudum. Diller farklı, müziksel özellikler farklı, yaklaşım farklı... Bu farklılıklara rağmen değişmeyen iki şey de var elbette: Bebek ve anne... * Annelerin duyarlılığı hiç değişmiyor o zaman... KOZ - Evet, aralarına farklı sözler karışmış olsa da ninniler annece bakışın, anne duyarlılığın izlerini taşıyor. Dolayısıyla dünyanın neresinde olursa olsun, ne tür adlar verilirse verilsin annelerle özdeşleşmiş söz, müzik ve hareketler toplamıdır ninniler. Annece bakış, anne duyarlığı çok boyutlu ilişkiler yumağıdır... Anne, bebeğini sever, onu sağlıklı ve mutlu görmek ister, geleceği ile ilgili olarak iyi şeyler arzu eder; babasıyla, amca ve dayılarıyla ilgili güzel şeyler söyler, komşu çocuklarıyla ilgili olarak değerlendirmeler yapar, her zaman çocuğunu onlardan üstün tutar. O dönemlerde ne değerli ise onu görmek ister kızının ve oğlunun kişiliğinde. Kızı, dünya güzelidir, beceriklidir, beylere, paşalara layıktır; oğlu, yakışıklıdır, akıllıdır, yiğittir, ağaların, beylerin kızları hep onu hayal eder, ister... 17 Mart Ninni demek ar olmaz Mümin kalbi dar olmaz Açılan güller solmaz Uyusun yavrum ninni Çankırı 5 Mayıs Hu hu bir Allah Sen uykular ver Allah Uyusun da büyüsün inşallah Koşa koşa yürüsün inşallah Adakale 5 Eylül Ninnilerle uyur musun? Bundan şifa bulur musun? Ben olmazsam sen n’olursun? Ninni yavrum ninni ninni Çorum 18 Ekim Guyunun dibi susuz Mahmur gözler uykusuz Ninni söyleyim de uyu Nenni sana ha huysuz Konya
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT