BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Pîrî Paşa”dan yükselen nur

“Pîrî Paşa”dan yükselen nur

Mehmed Emîn Tokâdî hazretleri, ne zaman Pîrî Paşa Medresesinin önündeki mezarlıktan geçse, Fâtiha okurdu. Yanındakilere de; “Burada her zaman duâ ediniz” derdi. Böyle buyurmasının hikmeti, vefatından sonra anlaşıldı!..



Sultan Birinci Mahmûd Hanın İran üzerine ordu gönderdiği sırada, Mehmed Emin Tokâdî hazretleri bir sabah vakti talebelerinden İshakzâde Yahyâ Efendinin evine gitti. Mübârek gözleri âdetâ kan çanağına dönmüştü. “Benim için bir oda ayırınız!” dedi. Sonra kendisi için ayrılan odaya girip, orada tefekküre, murâkabeye başladı. O gün ikindi namazı vaktinde abdest ve namaz için dışarı çıktı. Talebesi; “Bir miktâr yemek yeseniz münâsib olurdu efendim” deyince; “Yok Yahyâ Efendi. Ben senden yemek isteyecek vakti bilirim” buyurup, tekrar odasına girdi... “Duâmız kabûl oldu” Ertesi gün ikindi vaktine doğru neşeli bir halde dışarı çıkıp; “Elhamdülillah! Allahü teâlâ duâlarımızı kabûl buyurdu. Şu anda Mahmûd Han zafere ulaştı. Sultan Mahmûd’dan çok ikrâm gördüm. Şimdi de ona duâ ederek zafere ulaşmasına vesîle olduk” buyurdu. Daha sonra Sultan Mahmûd’un zafere ulaştığı haberi geldi. Tam Mehmed Emin Tokâdî hazretlerinin zaferi müjdelediği gün ve saate rastlıyordu. *** Seyyid Yahyâ Efendi şöyle anlatır: “Hocam Mehmed Emîn Efendinin göğsünde küçük bir sivilce çıkıp, rahatsızlanmasına sebep oldu. Bu sivilceye bâzı merhemler sürerek tedâvi etmeye çalıştık. Fakat gün geçtikçe ağırlaştı. Sonra bir sivilce de omuzlarında çıktı. Tabiblere gösterdiğimizde, o sivilcenin ‘şirpençe’ olduğu anlaşıldı. İhtimamla, dikkatle tedâviye başladık. Aradan kırk elli gün geçti. Fakat bir türlü iyileşme alâmeti göremedik. Nihâyet bu hâlde iken vefât etti... Vefâtını işiten büyük zâtlar toplandı. Abdülhalîm Efendi ile, el-Hâc Muhammed Efendi cenâzesini yıkayıp kefenlediler. Sonra Fâtih Câmii’nde cenâze namazı kılınıp, evinin yakınında Pîrî Paşa Medresesi önündeki kabristana defnedildi.” Hikmeti sonra anlaşıldı! Mehmed Emîn Efendi, İstanbul’a ilk geldiğinde bir ay Pîrî Paşa Medresesinde kalmıştı ve orayı sevmişti. Ne zaman bu medresenin önündeki mezârlığın yanından geçse durup, orada medfûn bulunanların rûhuna Fâtiha-i şerîfe okurdu. Yanındakilere de; “Burada her zaman böyle duâ ediniz” derdi. Vefât edince kendisi de oraya defnedildi...
Kapat
KAPAT