BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dış ziyaretler üzerine

Dış ziyaretler üzerine

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, dün uzunca bir zamandan beri içerde ve dışarda çok farklı tartışmalara konu olan Suriye gezisini gerçekleştirdi. Bu ziyaretle ilgili yorumlar anlaşılıyor ki, daha bir müddet devam edecek.



Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, dün uzunca bir zamandan beri içerde ve dışarda çok farklı tartışmalara konu olan Suriye gezisini gerçekleştirdi. Bu ziyaretle ilgili yorumlar anlaşılıyor ki, daha bir müddet devam edecek. Dün CNN TÜRK adlı kanalda, Manşet programında ilgi çekici ve çok düşündürücü görüşler ileri sürüldü. Sık sık “Eski bir diplomat olarak...” şeklinde bir ön açıklama ile düşüncelerini açıklayan Yalım Eralp, on yıllardır müşahede ettiğimiz o klasik yaklaşımı sergiliyordu. Yani, dünkü yazımda da kısaca dile getirdiğim; statükoyu muhafaza, riske girmeme ve genel olarak Amerika’yı memnun etme, yani onun belirlediği çerçeve ve vziyonun dışına çıkmama!.. Çünkü kozların çoğu ABD’nin elinde. Dolayısyla hayati çıkarlar sözkonusu olduğunda ABD’yi karşımıza almak gerekebilir ama, Sezer’in ziyaretinde böyle bir hayati çıkar yok... İşte bu mentalitedir ki, yıllar yılı Türkiye’yi dar kalıplar içine sıkıştırmış, manevra alanlarından yoksun bırakmış ve sonuçta mevcut durumun muhafazası bile bazen mümkün olmamış. Güya garantili hareket edelim derken, ipleri bütün bütün büyük güçlerin eline vermek ve giderek sahayı kendine daraltmak! Acaba başarılı diplomasi bu mudur? Bir de Amerika’daki bir düşünce kuruluşunda çalışan Kıbrıs asıllı Bülent Alirıza’nın yorumları vardı ki, evlere şenlik. Eeh, 20 yıl boyunca Amerikalılarla düşüp kalkarsan, her şeye onların gözlüğü ile bakarsan, daha da önemli onların parası ile geçinirsen böyle olur. Alirıza, Sezer’in Suriye’ye gidişini Türkiye için neredeyse bir felaket olarak değerlendiriyordu... Türkiye’de de Bülent Alirıza gibi her meseleye ABD penceresinden bakan epeyce yazar-çizer var. Ama bütün bunların ısrarlı ve iddialı tahminleri nedense hep tersinden gerçekleşiyor. Şartlar ne kadar değişirse değişsin, bunlar galiba dünyanın Amerika’dan ibaret olmadığını anlamayacaklar, anlasalar da kolay kolay kabul edemeyecekler. Halbuki, ABD’nin küresel hegemonik politikalarına karşı, dünyanın başka büyük güçleri çoktandır alarma geçmiş durumda... İşte Çin-Hindistan startejik iş birliği anlaşmaları. İşte Rusya’nın Çin ve Hindistan’la yakınlaşma ve iş birliği politikaları. Aynı saikle, Rusya’nın ve Avrupa Birliğinin önemli meselelerde paralel politikalar izlemesi. Dört-beş gün sonra Endonezya’da toplanacak olan 55 ülkenin Bağlantısızlar hareketine benzer yeni bir oluşum için düğmeye basmaları... Bütün bunlar çok kutuplu bir dünyanın inşası için atılan adımlar. Bu adımların her biri Amerika için sahanın daralmasını ifade ediyor. İki gün önce Cezayir Devlet Başkanı Buteflika’nın Osmanlı Milletler Topluluğu kurulmasını teklif etmesi de, bu vadide yeni bir vizyon ve açılımdır. Ne garip tecelli!.. Bizim emekli yani tecrübeli diplomatlarımız, saatlerimizi bile ABD’ye bakarak ayarlamayı tavsiye ederken, Cezayir’in diplomasiden gelen Devlet Başkanı, yaşına ve tecrübesine yakışan ve bizi de çok yakından ilgilendiren düşünceleri seslendiriyor. Başbakan’ın dış gezileri de ülkemizde bazı kesimler tarafından eleştiriliyor. Mesela Güney Afrika ve Etiyopya ziyareti böyle değerlendirilmişti. Onlara göre, AB’ye girmeye çalışan Türkiye’nin Afrika’da ne işi vardı?! Böyle düşünenler, on yıllardır Afrika’da her taşın altından çıkan ABD ve Avrupa ülkelerinin acaba oralarda ne aradığını hiç düşünmüyorlar mıydı? Mesele ufuk meselesi... Nitekim dünyayı iyi bilen ve takip eden Kemal Derviş, Erdoğan’ın Afrika ziyaretlerinin son derece önemli ve gerekli olduğunu açıkça söyledi. Keşke muhalefete mensup diğer milletvekilleri de doğruları böyle açık yüreklilikle ifade etse! Resmi dış geziler iyi planlama ve iyi zamanlama ile ülkemize büyük yararlar getirir. Merhum Özal’ın açtığı bir çığırdır bu. Erdoğan da bize göre doğrusunu yapıyor. Ve bazı önemli mesajları mekan açısından kritik merkezlerde veriyor. Bu cümleden olarak Norveç’in başkenti Oslo’da, Nobel Enstitüsünde verdiği mesajlar gerekli mahfillerde beklenen yankıyı yapacaktır. Ankara’da oturarak, içimize kapanarak menfaatlerimizi koruyacak bir dış politikayı hayata geçiremeyiz. Son bir haftada Tayyip Erdoğan’ın, Abdullah Gül’ün ve son olarak Cumhurbaşkanı Sezer’in gerçekleştirdiği resmi seyahatler, Türkiye’nin bölgesel ve küresel politikalarının dış çevrelere anlatılması ve aktarılması bakımından son derece önemlidir. ABD’nin veya başka ülkelerin bu gibi resmi temaslardan hoşlanmaması onların meselesidir. Dolayısıyla bunun için öyle endişelenmeye filan gerek yok. Baksanıza, CIA’nın eski istasyon şefi Graham Fuller bile ne diyor: “Türkiye bağımsız ülke olmanın gereği gibi hareket ediyor...” Yalım Eralp’e duyurulur!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT