BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Dilin içindeki ‘düş’

Dilin içindeki ‘düş’

Son kitabında ‘korunaklı bir bahçe’ düşü kuran yazara, “Peki neden kaçıyoruz böyle?” diye sorduğumda, aldığım cevap beni bir kere daha düşünmeye yöneltiyor:



Son kitabında ‘korunaklı bir bahçe’ düşü kuran yazara, “Peki neden kaçıyoruz böyle?” diye sorduğumda, aldığım cevap beni bir kere daha düşünmeye yöneltiyor: “Buna kaçmak mı denir bilmiyorum. Galiba başımı dinlemek istiyorum. Şunun şurasında ne kadar yaşadık, ama bin yıl yaşamışım gibi yorulduğumu fark ediyorum şimdi. İnsanların hırgürü, hayhuyu, paylaşma kavgası, birilerinin bir yerlere gelmek için sergilediği ezilip büzülmeler, binbir kılığa girmeler... Bunları görmek, yaşamak istemiyorum. Dünyada gelmek istediğim hiçbir yer, makam, mevki yok. Dünyalık hiçbir hırsım da yok. Tevfik Fikret’in dediği gibi ‘Hâkilere terk ederek hâk-i siyahı’ bir bahçeye çekilmek isterim. Zamanın akışını yavaşlatmak (çünkü çağımızda zamanın bunca hızlı akışı beni ürkütüyor), toprak ve eşya ile halleşmek, kendimi dinlemek ve orada sakin, dingin, küçük metinler yazmak isterim. Bunun adı kaçış mıdır, bilmiyorum. Peki, bu gerçekleşecek bir şey mi? Hayır. Bir düş.. Bir bahçe düşü... Ben bu düşü dil’in içinde kuruyorum artık, yazının içinde...”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT