BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sıra İran’da mı?

Sıra İran’da mı?

Afganistan ve Irak’tan sonra sıranın Suriye’de mi, İran’da mı olduğu hususu dünya medyasında ve siyasî mahfillerinde münakaşa edileli bir yılı çok aştı. Tabii Amerika bunu önceden bildirecek falan değil.



Afganistan ve Irak’tan sonra sıranın Suriye’de mi, İran’da mı olduğu hususu dünya medyasında ve siyasî mahfillerinde münakaşa edileli bir yılı çok aştı. Tabii Amerika bunu önceden bildirecek falan değil. Bir sabah ansızın, Amerikan Akdeniz veya Hind Okyanusu filolarındaki uçak gemilerinden kalkan uçakların, birtakım yerleri bombardımana başladığı -hem de görüntülü- haberleri ile uyanacağız. Acaba böyle mi? Amerika da tereddüttedir. Pax Americana’ya dahil olabilmek için Washington’ın taleplerine Suriye yanaşsa bile, İran için bu ihtimal son devlet başkanı seçimi ile büsbütün uzaklaştı. Evvelsi gün bir yeni İran kabinesi kuruldu ki, eski hükûmetten yalnız iki bakan girebildi. Bu arada dışişlerine, vaktiyle Ankara’da büyükelçilik yapmış bir zât-ı âlînin atanması, nedense bize ilgi çekici geldi. Ama Başkan Bush, İran’ı savaşla tehdit etti. Avrupa’nın lideri Şansölye Schröder, Amerika başkanının bu konuşmasını sözlü protesto etti. Amerika’nın Irak’ta başarı göstermediğini imadan da çekinmedi. Hazırlanan Irak anayasasına şöyle bir göz atmak, diktatör eline geçen mustarip bir tarihî ülkenin ne hâle düştüğünü göstermeye yeter. Zira, monarşi’ye hiç akıl erdiremeyen Amerika, Irak’a Hâşimî hanedanından Amerika’ya dost, demokrasiye meyyal, birliği liyakatle temsil edebilecek, zaten ülkeyi şahsen yönetmeyecek bir kral getiremedi. Düşündü taşındı, tekrar düşündü, gene taşındı, karar veremedi. Afganistan’da da aynı hatayı yaptı. Eski kralı veya niyebeten veliahdı tahta geçiremedi. Acaba bunu mahsus mu yaptı? Böl ve hükmet! tarihî Roma politikasını mı uyguluyor? Bu hususta tam bir kanaat açıklamak için erkendir. Ama İran’ın da Türk, Kürt ve Arap bölgelerine ayrıştırılacağı geçen hafta Amerikan basınında yazılıp çizildi. Türkiye’den sonra en kalabalık Türk kitlesinin İran’da yaşadığını hatırlatıyorum. Ayrıca milyonlarca Kürt ve Lor, bir milyonun üzerinde Arap vardır. İran nüfusunun ancak yarısının anadili Farsça’dır. Böyle bir proje, Amerika’nın gücünü aşar. Zaten petrole egemen olup İsrail düşmanlığını ve terörü bertaraf etmek projelerinin de ötesindedir. Ama savaşlardan sonra haritalar değişmiş, pek çok faktör işe karışmış, imparatorluklar tasfiye edilmiştir. Bu gerçeğe ve bütün dünyanın -Türkiye dahil- kesin muhalefetine rağmen İran’ın âşikâr şekilde atom bombası yapmayı hedefleyen nükleer çalışmalarını sürdüreceğini, İsrail ve Pakistan’la Hindistan’dan geri kalmayacağını bildirmesi, milletlerarası alanda Birleşik Amerika’nın işini çok kolaylaştırır. Üç yıl ve birkaç ayı kalan Başkan Bush’un, Teksas’ta “îtikâf”a çekilmesi de hayra alâmet değildir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT